Cumhuriyet devriminin en büyük eğitim atılımlarından biri olan Köy Enstitülerinin kuruluşunun 86. yılı etkinliklerle kutlanıyor. Yeni Kuşak Köy Enstitülüler Derneği Kurucu Başkanı Prof. Dr. Kemal Kocabaş, aradan geçen onca yıla karşın enstitülerin hâlâ güçlü bir eğitim modeli olarak hafızalardaki yerini koruduğunu söyledi. Kocabaş, 17 Nisan 1940 tarihinde kabul edilen 3803 sayılı Köy Enstitüleri Yasası’nın, Türkiye’nin en özgün eğitim hamlelerinden biri olduğunu belirterek Köy Enstitülerinin kuruluş sürecinde Cumhurbaşkanı İsmet İnönü’nün desteği, Milli Eğitim Bakanı Hasan Âli Yücel ve İlköğretim Genel Müdürü İsmail Hakkı Tonguç’un ortak çalışmalarıyla bu modelin yaşama geçirildiğini belirtti.
‘EĞİTİMDE ADALET GETİRDİ’
“Köy Enstitüleri, her türlü yoksulluk içinde yaşayan ve nüfusun büyük çoğunluğunu oluşturan köy toplumuna yönelik olarak ‘köye yarayan meslek erbabı yetiştirmeyi’ hedefleyen bir projeydi” diyen Kocabaş, “Bu model, aynı zamanda toplumsal dönüşümü hedefleyen bir eğitim anlayışını temsil ediyordu. Köy öğretmeni sadece sınıfta ders veren değil, köyün ekonomik, sosyal ve kültürel gelişimine öncülük eden bir rehberdi. Bu kurumlar, ortak akıl, emek ve ileri görüşlülüğün ürünüdür” dedi. Köy Enstitülerinin laik, bilimsel ve kamusal eğitimi esas aldığını dile getiren Kocabaş, “Bu kurumlar, özellikle yoksul köy çocukları ve kız öğrenciler için fırsat eşitliği sağlamış, eğitimde adaletin hayata geçtiği örnekler olmuştur” diye konuştu.
DUYGULU: 86 YILLIK MİRAS
Yeni Kuşak Köy Enstitülüler Derneği (YKKED) Genel Başkanı Ethem Duygulu da Köy Enstitülerinin 86. yılı, derneklerinin ise 25. yılı olduğunu hatırlatarak hem Cumhuriyetin eğitim devrimlerine hem de derneğin çeyrek asırlık mücadelesine dikkat çekti. Duygulu, “Cumhuriyetimizin en önemli eğitim projelerinden biri olan Köy Enstitülerinin mirasını yaşatmak amacıyla, 2001 yılında ilerici ve demokrat aydınlar tarafından kurulan derneğimiz, bu aydınlanma kültürünü gelecek kuşaklara taşımayı hedeflemiştir. Köy Enstitüleri; imecenin, dayanışmanın, üretimin ve çağdaş yurttaşlık bilincinin adıdır. Bu kurumlar, demokratik, laik ve sosyal hukuk devletinin en güçlü savunucularını yetiştirmiştir” dedi.
