Boji ile şehir turu: ‘Bir köpek yolcumuz var, treni kullanmak istiyor’

Toplu taşıma araçlarını kullanarak İstanbul’u dolaşan Boji, şu sıralar kentin en ünlü köpeği. Görenler adıyla sesleniyor, başını okşuyor, fotoğraf çekilmek istiyor. Metroya binmek için yolcuların inmesini beklediğini görenler “Ne akıllı bir köpek” diyor.

18 Ekim 2021 Pazartesi, 12:05
Boji ile şehir turu: ‘Bir köpek yolcumuz var, treni kullanmak istiyor’
Abone Ol google-news

Kahveye çalan rengi, kocaman gözleri ve meraklı kulaklarıyla, 35-40 kilo ağırlığında 4 yaşında bir köpek Boji. İstanbul’da yaşıyor ve toplu taşıma araçlarını kullanarak kenti dolaşmayı çok seviyor. İstanbul Büyükşehir Belediyesi geçtiğimiz günlerde Kemerburgaz Hayvan Geçici Bakımevi’ne götürerek sağlık kontrolünden geçirdi Boji’yi. Birimin veterinerlerinden Yalçın Keskin gayet sağlıklı olduğunu söylüyor. Kontrollerin ardından Boji’nin izini kaybetmek istemeyen ekip, boynundaki tasmaya bir de mikroçip yerleştirdi. Bu mikroçipli tasma ile hem sağlık kontrolleri sırasında uygulanan işlemler kayıt altına alınıyor hem de Boji’nin ne zaman nerede olduğu tespit edilebiliyor.

Boji’nin toplu taşıma yolculuğu sevgisi ilk kez ağustos ayının ilk günlerinde, Kabataş-Bağcılar Tramvay Hattı görevlileri tarafından fark ediliyor. Metro İstanbul Marka ve Müşteri İlişkileri Müdürü Aylin Erol, görevlilerin arayıp “Bir köpek yolcumuz var, treni kullanmak istiyor” dediklerini söylüyor ve sonrasında yaşananları şöyle anlatıyor:

“Kameralardan izlediğimizde gördük ki yolcuların inmesini bekliyor bir kenarda. ‘İzin verelim bakalım ne yapacak’ dedik. Kabataş’tan bir güvenlik görevlisi eşliğinde trene bindi, Eminönü anonsunu duyunca ayağa kalktı ve indi. Sanki biliyormuş, Eminönü’nde inmesi gerekiyormuş gibi. İndikten sonra takip ettirdik, biraz dolaştı,istasyonun dışına çıkıp tuvaletini yaptı. İçeride yapmıyor, metro alanlarını evi gibi görmeye başladığını düşünüyorum. Sonra binip tekrar

Kabataş’a döndü ve deniz kenarına gitti, yarım saat kadar denizi izledi. Sonra Kabataş’a geri dönüp metro hatlarına geçti. Biz de şöyle düşündük: ‘Madem bu kadar güzel yolculuk yapıyor, bu da çok özgün ve zor rastlanacak bir şey. Her dakika karşımıza çıkmayacak bir durum, onu kaybetmememiz ve takip etmemiz lazım.”

İstanbul, sokakta yaşayan hayvanları ve insanların çoğunun onlara duyduğu sevgiyle ünlü bir kent. Onlar insanlarla, insanlar da onlarla kaldırımları, pencere önlerini, arabaların üstlerini, çimleri, bankları, kafeleri, mağazaları yani aklınıza gelebilecek çoğu alanı paylaşıyorlar. Ancak toplu taşıma kullanımı hayvanlar arasında o kadar da yaygın değil. Veteriner Hekim Keskin, Boji’nin bu alışkanlığı pandemi döneminde kazanmış olabileceğini düşündüğünü söylüyor:

“Toplu taşıma araçları o dönemde çok kalabalık değildi. Muhtemelen denemiş ve kendi konfor alanını bularak alışmış olmalı. Kalabalık ve insanların yoğun ilgisi köpekleri rahatsız edebilir ama Boji bir süre sonra bunu aşmış. İnsanlardan rahatsız olmuyor hatta onlar yokmuş gibi davranıyor.”

Boji’yle geçtiğimiz salı günü Kadıköy’de buluştuk ve günün yaklaşık 5 saatini beraber geçirdik. Yolculuğuna T3 Kadıköy-Moda Tramvay Hattı’nın ilk durağında başladı, peşinde farklı haber kuruluşlarından 10 kişilik bir basın ordusuyla. Normalde bu kadar kalabalık bir ekiple dolaşmıyor, bu durum yüzünden çok stresli görünmese de muazzam bir sabır gösterdiğine eminim. Tramvaya bindiği anda pencere kenarındaki bir koltuğa oturarak sokağı izlemeye başlıyor, diğer yolcular da gülümseyerek onu. Sosyal medyadaki ünü sokağa da taşmış belli ki, her gören sevmek ve fotoğrafını çekmek istiyor.

Tramvay ilk durağa döndüğünde bu defa vapura doğru ilerlemeye başlıyor. Güneşli havanın tadını çıkarmayı da ihmal etmiyor tabii, vapura binmeden önce uzanıp güneşleniyor biraz. Sonra koşarak Karaköy vapuruna biniyor, biz de peşinden. Önce koltuklardan birine kurulup biraz uyukluyor. Sonra, dalgaların sesini duyup heyecanlanınca dışarıya çıkmak istiyor.

Alanları kullanırken gayet dikkatli, tramvayda sadece oturup etrafı izlerken, vapurda insanlara ilişmeden küçük adımlarla koşturuyor kuyruğunu sallayarak. 5 saatlik birlikteliğimiz sırasında ilk ve son defa havlayarak dalgalarla oynuyor. Yolcular “Bu o köpek mi?” diye birbirlerine soruyor ünlü Boji’yi. Bir yolcu “Bu dünyayı diğer canlılarla paylaştığımızı unutmamamız gerekiyor. Çok mutlu oldum onunla yolculuk yapmaktan” diyor.

Karaköy’de inmeden tekrar Kadıköy’e dönüyoruz. Gördüğü yoğun ilgiden bunalmış ve biraz da acıkmış olduğu için T3 Kadıköy-Moda Tramvay Hattı’nın atölye alanına götürülüyor. Yakında buraya kendisi için bir kulübe yapılacak, kış aylarında gelip kalmak isterse diye hazır olacak evi. Yemeğini yedikten ve biraz uyuduktan sonra metroya doğru ilerliyor bu defa, merdivenlerden indiğini görenler “Boji!” diye sesleniyor arkasından. Kadıköy-Tavşantepe hattında metronun gelmesini beklemeye başlıyor. Sarı çizginin arkasında, patilerini üst üste koyarak oturduğunu görenler “Ne tatlı!” diye bağırıyor farklı seslerle.

Metroda vapurda olduğu gibi heyecanlı ve hareketli değil. Diğer yolcuları rahatsız etmemeye özen göstererek yere uzanıyor. Sevmek isteyenlere usulca uzatıyor başını. 70’li yaşlarda bir çift hikâyesini dinleyince çok enteresan buluyor ve “Evliya Çelebi gibi geziyorsun ha” diye sesleniyorlar Boji’ye. Bir diğer yolcu “Çoğu insandan daha akıllısın” diyor.

Veteriner Hekim Keskin’den Boji’nin karakterine dair izlenimlerini paylaşmasını istiyorum, “Sakin olmasının yanında hareketli de bir köpek. Oynamayı seven, neşeli, insanlarla ilişkileri son derece iyi. Özgürlüğüne de çok düşkün, onu tanımaktan çok mutluyum” diye yanıtlıyor.

Ancak tüm bu yolculuk hikâyesi sadece Boji ile ilgili değil, diğer yolcular olan insanların da özen göstermeleri gereken noktalar var. Veteriner Hekim Keskin, önerilerini şöyle aktarıyor: “İnsanlar da dar, kalabalık alanlardan rahatsız olabilirler ve mesafeye ihtiyaç duyabilirler. Onun bir köpek olduğunu unutmayalım, çok fazla ilgi ve temas tepki göstermesine yol açabilir. Uzaktan ilgi göstermeye çalışalım, rahat olması onun için çok önemli. İnsanların da sağlığı açısından çok kalabalık bir şekilde ilgi gösterilmemesi gerekiyor.”

Boji’yle sabah 11’de başlayan yolculuğumuzu, onun özgürlüğünü daha fazla kısıtlamamak için 16.00 civarında sonlandırıyoruz. Boji belediye görevlileri tarafından tekrar ilk tramvay hattının atölye alanına dönüyor, birkaç gün sonra bir Köpek Eğitim Merkezi’nde eğitimi başlayacak. İstanbullular, döndükten sonra onu vapurla karşıya geçerken, tramvayda sokakları izlerken, Karaköy’de denizi seyrederken görebilir. “Gördüklerinde şaşırabilirler, ‘bir köpeğin ne işi var toplu taşımada?’ diye sorabilirler” diyen Veteriner Hekim Yalçın Keskin, son olarak şunları hatırlatıyor:

“Biz İstanbul’da sadece insanlar olarak yaşamıyoruz, diğer canlılarla birlikte yaşıyoruz. Sokakta kedilerle, köpeklerle, kuşlarla ve diğer canlılarla yaşıyoruz. Lütfen bu bağlamda bakalım, onların bizim dostumuz olduğunu unutmayalım, gördüğünüz gibi bize hiçbir zararı olmayan bir canlı. Sadece yolculuk yapmayı seviyor.”