"Söylesene, kendine yalnızken nasıl tahammül ediyorsun? Kim olduğunu bile bilmiyor olmalısın."
“Bait”in (Zoka) açılış sekansında Bir Bond kızının, yeni Bond olmaya hazırlanan Shah Latif'e sorduğu bu sorunun, Pakistan kökenli İngiliz aktör Riz Ahmed'in yaratıcısı ve başrol oyuncusu olduğu dizi için önemi büyük. Çünkü bu cümleyle seçmeler sırasında bir anda tetiklenen ve repliklerini unutan Shah'ın, yeni Bond olup olamayacağından öte günümüz Londra'sında, Pakistanlı bir İngiliz olarak aslında kim olduğu ve nerede konumlandığı sorgulaması, bu eğlenceli hicvin özünü teşkil ediyor.
KAHKAHA DOLU BİR SEYİR
Prime Video'da yayınlanan ve zekice kurgulanmış diyalogları ile göz kamaştırıcı performanslarıyla kahkaha dolu bir seyre dönüşen “Bait”, Riz Ahmed'in otobiyografik unsurlar taşıyan yeni komedisi. İngilizlerin pek sevdiği tartışmalardan biri olan "Yeni James Bond kim olacak?" sorusunu çeperine, koyu tenli Pakistan kökenli bir aktörün yeni Bond olma olasılığını da çekirdeğine yerleştiren dizi, tüm bunları sürreal öğelerle harmanlayarak heyecan verici bir öyküleme yaratıyor. Göçmenlerin ülkedeki konumu, özellikle yeni neslin kültürel entegrasyonu, ırkçılık, İslamofobi gibi pek çok "derdi" olan dizi, genç bir aktörün kariyeri ve karakteriyle bağlantılı olarak eteğindeki taşları her bölümde birer birer dökmeye başlıyor.
IRKÇILARIN HEDEFİ
Nitekim oyuncu seçimlerinin peşi sıra, adı "yeni James Bond" olarak haberlere düştüğünde bir anda ülke çapında popülarite kazanan Shah'ın, aynı zamanda ırkçı söylemlerin de hedefi haline gelmesi halihazırda kırılgan yapısını daha da zorlamaya başlıyor. Yıllarca kendi topluluğu içinde "biri" olmaya çalışmış, ailesinin gözünde "bir şey" olmak için çabalayan ve geçmişi, muhtemelen pek çok göçmen çocuğu gibi zorbalık ve şiddetle şekillenmiş Shah'ın kariyerindeki en önemli an bir anda büyük bir kabusa dönüşüyor. Ailesinin evine atılan domuz başıyla tehdidin salt kendisine yönelik olmadığını fark eden Shah'ın, üzerinde durduğu ve zaten sallantıda olan zemin tamamen çökmeye başlıyor. Bu andan itibaren, yeni ve "ilk koyu tenli James Bond" olma hayalleri, Pakistanlı olmak, Londra'da öteki olmak, Müslüman olmak gibi, kesesinde taşıdığı pek çok kimliğin çatışmasına yol açtığı gibi sektördeki konumu ve yeterince başarılı olamaması gibi problemleriyle de bir tür kimlik bunalımına neden oluyor. Ramazan Bayramı'nı çevreleyen dört günlük sürede, James Bond olmaya "layık olup olmadığı" endişesiyle varoluşsal bir krize sürüklenen Shah, yanında taşıdığı domuz kafasıyla kurduğu monologlarla da söz konusu krizi derinleştiriyor.
YOK OLAN KİMLİK
Kime, nereye, hangi topluluğa ait olduğunu bilmeyen, yönünü ve yolunu bulamayan bir karakterin "ötekiliğe" ilişkin tüm kimliklerini adeta bir kaosa sürükleyen Ian Fleming'in "beyaz casusu", içinde yaşadığı ülkenin tüm karşıtlıklarının arasına sıkışmış bir kimliği yok etmenin eşiğine getiriyor. Ancak “Bait”te ilgi çekici olan, ele aldığı bunca meselenin ciddiyeti altında ezilmek bir yana dursun, hem kendisiyle hem de temalarıyla mütemadiyen dalga geçerek anlatısını şekillendirmesinden kaynaklanıyor. Tüm bunların üzerine, eğlence sektörünün kimlik politikalarına bakışı ve beyaz olmayan aktörlere yaklaşımı da eklendiğinde “Bait”, hem artık daha sıklıkla duyduğumuz ötekileştirici politikalara yönelik eğlenceli bir yergi hem de ırkçılığı içselleştirmiş bir karakterin, toplum, aile, inanç ekseninde nasıl hızlıca çözülebildiğinin bir kanıtı haline geliyor.
Kuşkusuz Bond bir sembol ve temsil ettikleriyle, bugünün dünyasında hâlâ pek çok göçmen için dil, din, kültür, inanç, sınıf gibi pek çok unsurdan oluşan benlik algısını bozguna uğratabilecek bir figür. Riz Ahmed, bu durumun çok farkında olan ve kendisi de bu "ölümcül kimliklerle" mücadele etmiş bir aktör olarak, "beyazlar" için böylesi önemli bir timsali "alay konusu etmekten" geri durmuyor ve ortaya, mizah dozu yüksek bir hikâye çıkıyor. Şöhretin kimliği örseleyen yanları, bazı insanlar için nasıl kolayca yutabilecekleri bir "zokaya" dönüşür ve bu zoka, onları nasıl dönüştürür ve hızlıca yok eder sorusunun iğneleyici bir yanıtı aynı zamanda “Bait”. Mutlaka seyredilmeli!
Puanım: 7/10
