Eşeğini kaybeden Nasreddin Hoca, onu aramaya koyulur. Eşeğini ararken bir taraftan da türkü söylemektedir. İnsanların dikkatini çeker ve hocaya sorarlar:
“Aman hocam hiç eşeğini kaybeden türkü söyleyerek arar mı?” Hoca yanıt verir: “Sormayın arkadaşlar, bakmadık bir şu dağın ardı kaldı. Orada da bulamazsam siz bendeki feryadı o zaman görün.”
Nasreddin Hoca’nın eşek üzerinden anlattığı pek çok bilgelik anlatısı vardır. En dikkat çekici olanlardan biri de şudur: Ruhbanlar, hocaya, “Dünyanın ortası neresidir” diye sorarlar. Hoca, hemen eşekten inerek eşeğin ön ayağını gösterir ve “İşte dünyanın ortası, eşeğimin ayağının durduğu yerdir.” der. Eşek, Nasreddin Hoca bilgeliğinde kendiliği sembolize etmekte gibidir.
‘KENDİMİ ARADIM’
Büyük filozof Heraklitos da kendiliği kendine dert edinen, “kendimi aradım” diyenlerdendir. Doç. Dr. Çetin Türkyılmaz, “Kendini arama ve her şeyde araştırmacı olma, Heraklitos’ta aslında tek bir şeyin araştırılması olarak, her şeyin her şeyle olan ilişkisini kuran düşünceyi yakalama olarak kendini belli eder ve o bunu ‘bilgece olan’ olarak adlandırmaktadır” diyor.*
Heraklitos’un bilgeliğini anlamada karşıtların uyumlu birliğinden kastedilen şeyi yakalamak önem taşır. Bu “her şeyi her şeyle ilişkilendiren düşünce”dir. Düşüncenin “ya, ya da’” aşamasından “hem, hem de” aşamasına taşınmasıdır.
Nasrettin Hoca kadılık yaparken aralarındaki anlaşmazlığı gidermek için evine iki komşusu gelir. Biri çok öfkelidir, başlar hocaya anlatmaya. “Hocam,” der, “benim bahçemin sınırındaki duvarı bu komşum yıktı ve bahçeme girdi. Ona defalarca söyledim ama beni dinlemiyor. Ne olur, şu adama bir şeyler söyle!”
Hoca, ilk komşuyu dikkatle dinledikten sonra düşünceli bir şekilde başını sallar ve “Evet, haklısın” der.
İkinci komşu sinirlenir ve hemen lafa atılır: “Hoca, bu adamın söylediklerine inanma. Bu adam bahçeme girmesin diye ben kendi bahçeme duvar ördüm. Şimdi de beni suçluyor!”
Hoca bu kez ikinci komşuyu da dinler ve aynı düşünceli ifadeyle, “Evet, sen de haklısın,” der. O sırada hocanın karısı, konuşmaları dinledikten sonra araya girer ve şaşkınlıkla sorar: “Hoca, nasıl olur da her iki tarafa da ‘Sen de haklısın’ dersin? İkisi birden nasıl haklı olabilir?”
Hoca, karısının yüzüne bakar ve gülümseyerek cevap verir: “Evet Hanım, sen de haklısın.”
BİRLİK VE BİR OLUŞ
Türkyılmaz, Heraklitos’taki birlik düşüncesini, bir oluş düşüncesi çerçevesinde anlamamız gerektiğini söyleyip ekliyor: “Tek tek şeyler vardır, tek tek şeylerin çokluğu vardır ve bunlar bir birlik içinde dururlar. Tersinden de birlik, bütün, bu tek tek şeylerin birlik içinde durmasının sonucu olarak düşünülür.”
Heraklitos’ta çokluktaki uyum ve düzen, karşıtların birliği olan “bir”i (hen) ifade eder. ‘Heraklitos’u ayırıcı kılan nokta tabii ki onun karşıtlıkları, bu karşıtlıklara dayalı çatışmayı ve sonunda bu çatışmanın sonucu olarak uyumu bir birlik içinde düşünmesidir.
Nasreddin Hoca, “Sen de haklısın” derken post modern bir refleksle, “herkesin bir görüşü vardır” demekten ziyade çokluktaki birliği, uyumu dikkatimize sunuyor gibidir.
Çetin Türkyılmaz, Heraklitos’un “51. Fragman”da şöyle dediğini belirtir: “Uzlaşmaz olanların nasıl bir araya geldiklerini anlamayan kişiler… İşte bu kişiler evrendeki düzeni, dahası kendilerini kavrayamayanlardır.”
* Çetin Türkyılmaz, Filozoflarla Düşünmek, BilgeSu yayınları.
