Karadeniz hafızası: 'Babama özlem Karadeniz'e vefa'

Karadeniz hafızası: 'Babama özlem Karadeniz'e vefa'

24.05.2026 12:00:00
Güncellenme:
Güven Baykan
Takip Et:
Karadeniz hafızası: 'Babama özlem Karadeniz'e vefa'

Hakan Esmer’in “Kıyıdan İçeriye” başlıklı sergisinde Karadeniz, yalnızca bir coğrafya değil; çocukluğa, kayıplara, yamaçlarda asılı kalan hatıralara ve iç dünyada yankılanan seslere açılan bir hafıza alanı olarak beliriyor.

Küratörlüğünü Erkan Doğanay’ın üstlendiği Hakan Esmer’in “Kıyıdan İçeriye” başlıklı sergisi, 16 Mayıs’ta CerModern’de izleyiciyle buluştu. Sergi, 12 Temmuz’a kadar sanatseverlerin ziyaretine açık olacak.

Karadeniz, Esmer’in resimlerinde yalnızca bir coğrafya değil; çocukluğa, kayıplara, yamaçlarda asılı kalan hatıralara ve iç dünyada yankılanan seslere açılan bir hafıza alanı.

“Karadeniz’in Renkleri” alt başlığını taşıyan sergi, manzaranın birebir kaydından çok, belleğin kurduğu içsel bir coğrafyayı görünür kılıyor. Kayalıklar, yayla evleri, sisler, çiçekler ve katmanlar; sanatçının tuvalinde özlem, aidiyet ve kayıp duygusuyla yeniden biçimleniyor.

Image

- “Kıyıdan İçeriye” sizde nasıl bir bakışı çağırıyor? Bu serginin tek cümlelik omurgasını nasıl kurarsınız?

Hatırladığım dağlar, yamaçlar ve gökyüzü, özlemle yeniden şekilleniyor. “Hatırladığım” diyorum çünkü şimdiki zamandan söz etmiyorum. Geçmiş günlerin, izlenimlerin ve duyguların içsel bir kavuşması bu. Kendi “vuslatımın” yaratılış hâlini resmediyorum.

- “Karadeniz’in Renkleri” alt başlığı sizde nasıl bir palet fikri kuruyor? Renk burada manzaranın kaydı mı, hafızanın yorumu mu?

Bu, fiziksel bir kurgu değil. Planlayarak, tekrar ederek oluşturduğum bir süreçten de söz etmiyorum. Her şey, özlemin ağır bastığı içsel bir döngüyle oluştu. Karadeniz’de derinlik yalnızca coğrafi bir özellik değildir. Sesin yankısında, yağmurun sürekliliğinde, yamaçların gölgesinde ve denizin uğultusunda yaşayan bir hafıza biçimidir.

İZİ SÜRÜLECEK TEKRARLAR

- Bu sergide izleyicinin izini sürebileceği tekrarlar var mı? Sis, kıyı çizgisi, yamaç ritmi gibi motifler Karadeniz’i nereden anlatıyor?

İzleyici bazı tekrarlar görebilir: Kayalıklar, çizgiler, yayla evleri, taramalar, sisler, çiçekler… Ancak Karadeniz’de hafızanın tekrarı yoktur. Havanın değişkenliği, zamanı ve mekânı sürekli dönüştürür. Bu sergide yaşadığım anlar, deneyimler, özlemler ve kayıplar yer alıyor. Zaman zaman gidiyorum Karadeniz’e. O anları ve yerleri aynı şekilde bulamamanın burukluğuyla, günlüğümü tutar gibi resimlerimi yapıyorum. Kısacası bu sergi, Karadeniz’e ait notlarla dolu. Ben okumayı değil, seyretmeyi sunuyorum.

- CerModern’in mekânı serginin dilini nasıl belirledi?

Karadeniz, insanı dağ ile deniz arasındaki dar alanlara sıkıştıran, direnç göstermeye zorlayan bir yapıya sahiptir. Bu yüzden genişlik, çoğu zaman zihinsel bir tutumdur. CerModern bana tam da bu boşluğu sundu. Yerel olanı evrenselle buluşturmak için mekânın genişliğinden çok sunduğu derinlik önemliydi. Karadeniz’de coğrafya insanı nasıl gölgeli vadilere çekiyorsa, CerModern’in endüstriyel boşluğu da benzer bir duyguyu çağırıyor. Böylece resimler arasında ilerleyen bir iç mekân deneyimi oluşuyor.

- Teknik açıdan “Kıyıdan İçeriye”de sizi ileriye taşıyan yenilik ne oldu? Aldığınız risk nerede duruyor?

Çok katmanlı resim anlayışımda aldığım en büyük risk hırçın, aksi, zor, kavgacı ama çok bereketli Karadeniz’i kendi deneyimlerimle yeniden ele almak oldu. Metot olarak beni tanıyanlara bir yenilik sunmamış olabilirim ancak deneyim ve bilinç, tuvallerimde yeniden yerini aldı. Çocukluğum, gençliğim, ayrılıklarım, kayıplarım; hayatımın bütün katmanları resimlerimde tekrar tekrar belirdi. Bu sergide katmanlar, Karadeniz coğrafyasının yapısıyla birleşerek içeriye doğru ilerleyen bir anlatıya evrildi.

Image

- “Rewind / Slovenya” gibi projelerde farklı sanatçılarla aynı bağlama girmek size ne öğretiyor? Bu deneyim “Kıyıdan İçeriye”ye nasıl sızdı? Sergiden sonra yeni projeleriniz nereye bakıyor?

“Rewind”ın çıkış noktası; durmak eylemini hareketle, durağanlığı canlılıkla değiştirmek yani seyahat etmekti. Ancak seyahat yalnızca yer değiştirmek değildir, insanın kendini bulması ve keşfetmesidir. Kıyıdan içeriye doğru giden şey, aslında bütünüyle içsel bir yolculuk… Özlemin yarattığı boşlukta, acının içimdeki ve kulağımdaki sızısı… Babam, benim için Karadeniz’di. Onun vefatı, Karadeniz’i göğsümde daha da büyüttü. Bu sergi babama özlem, Karadeniz’e vefa niteliği taşıyor. Yeni bir dönemden söz edecek olursak; 2027’den itibaren “Cafe Paris” serisini, diyaloglar hariç, sonlandırmayı düşünüyorum. Ardından çiçeklere, yeni coğrafyalara ve farklı sanat alanlarını buluşturan projelere yönelmek istiyorum. Durmamak, eylem hâlinde olmak biz sanatçıların vazgeçilmezidir.

KIYIDAN İÇ DÜNYAYA

Hakan Esmer’in anlattıkları, “Kıyıdan İçeriye”nin yalnızca Karadeniz’e bakan bir sergi olmadığını gösteriyor. Bu sergi, kıyıdan başlayıp insanın iç dünyasına ilerleyen bir yolculuk. Sanatçının tuvalinde Karadeniz; hafızada bıraktığı ağırlıkla, özlemin biçim verdiği renklerle ve kaybın içte büyüttüğü yankıyla var oluyor.

Bu nedenle “Kıyıdan İçeriye”, bir manzara sergisinden çok daha fazlası: Bir dönüş, bir vefa, bir iç yolculuk. İzleyiciyi manzaradan hafızaya, görüntüden duyguya doğru ilerleyen derin bir bakışa çağırıyor.

İlgili Konular: #Cumhuriyet Pazar