Yılın son çeyreğinde pek çok kuruluş, tasarım ve inovasyon alanındaki yenilikleri derlediği listeleri yayımlıyor. Bunlardan biri de her yıl heyecan ile beklediğim yeni malzemelerin listesi.
Malzemeler fiziki çevremizi biçimlendirir, tasarımın ve yapının en önemli unsurudur. Bu alanda yapılan yenilikler çoğu zaman alışkanlık değiştirici olur ama bizler bunu pek fark etmeyiz.
NİTELİKLİ TASARIM
Fast Company dergisi, her yıl düzenlediği “Innovation by Design” ödüllerinin 2026 sonuçlarını 14 Eylül'de açıkladı. Ödülün “malzeme ve biyotasarım” kategorisi, daha çevreci ve daha nitelikli tasarımın önünü açan ürünleri, malzemeleri ve mekânları öne çıkarıyor. Bu yılın seçkisinde bir birincilik, iki finalist ve dört mansiyon yer alıyor.
Listeye topluca bakıldığında ortak bir eğilim görmek mümkün: Malzemeden artık yalnızca sağlam ve güzel olması beklenmiyor. Bulunduğu ortama karşılık vermesi, atığı hammaddeye dönüştürmesi ve petrol türevlerine bağımlılığı azaltması da isteniyor. Bunlar, yeni dünyanın tasarım ve yaşam kodları adına belirleyici.

NEMİ DENGELEYEN BOYA
Kategorinin birincisi, Boston yakınlarında kurulu Adept Materials şirketinin geliştirdiği Lilypad isimli astar ve boya sistemi. Şirketin kurucusu fizikçi Derek Stein, binaların, enerji tüketen yeni mekanik donanımlara başvurmadan iklime kendiliğinden uyum sağlaması gerektiğini savunuyor. Lilypad bu düşüncenin ürünü, amacı ise nemi dengelemek ve küfü önlemek.
Lateks esaslı boyanın içinde nanomalzemelerden üretilen ve formülü şirkete ait olan bir nem tutucu bulunuyor. Bu katkı, odadaki fazla su buharını emiyor, koşullar normale döndüğünde yavaş yavaş geri veriyor.
Alttaki astar katmanı ise nemin yapının içine değil, odaya doğru buharlaşmasını sağlıyor. Stein bu etkiyi, nem alıcı silika jel paketlerinin bütün duvara yayılmasına benzetiyor. Fikrin çıkış noktası, bitkilerin terleme yoluyla su dengesini kurması olmuş.

PAHALI VE DENEYSEL
Lilypad bu yıl piyasaya çıktı; dolayısı ile şimdilik pahalı ve deneysel bir ürün. Yaklaşık 3.8 litre boya ve astar 175 dolara satılıyor ve bugüne dek yalnızca birkaç yüz takım olarak satılabilmiş. Yine de sunduğu işlev ve boya gibi herkesin tanıdığı bir biçimde sunulması yaygınlaşma şansını artırıyor çünkü pek çok konutta gelişmiş bir havalandırma sistemi yok. Şirket, kendi yerel yönetim kuruluşu olan Boston Konut İdaresi ile bir pilot uygulama yürütmeye başlamış bile.
KETEN VE KABARCIK
İki finalistten ilki, Lingrove şirketinin Ekoa adlı yüzey malzemesi. Hızla yenilenen bir bitki olan ketenin lifleri ile bitkisel reçineden üretilen bu ince levhalar, ahşap kaplamayı andıran dokusuyla duvar, tavan ve doğrama yüzeylerinde kullanılmak üzere tasarlanmış. Darbeye ve lekeye dayanıklı olduğu için otel, hastane ve ofis gibi yoğun kullanılan mekânlarda plastik esaslı duvar kağıtlarına önemli bir seçenek oluşturuyor.
İkinci finalist BubbleTex ise Parsons Tasarım Okulu'ndaki Synthetic Ecosystems Lab'in çalışması. Ekip, cam ve plastik yüzeylere gözle neredeyse seçilmeyen, suyu iten ve suyu tutan bölgeler işleyebiliyor. Yüzeye gazlı bir sıvı döküldüğünde karbondioksit kabarcıkları yalnızca belirlenen noktalarda oluşuyor ve günlerce yerinde kalıyor. Böylece kabarcık; desen, görsel ve yazı üretmeye yarayan bir tasarım malzemesine dönüşüyor. Bu inovasyon aslında bilinen bir “asitle indirme” imalat yönteminin daha sofistike bir malzemeye daha seri biçimde uygulanmış hali.
ATIKTAN ELYAF ÇAMURDAN SİYAH
Mansiyon alan dört işin üçü de tekstille ilgili. Everbloom, keratin içeren atıkları Renoa adını verdiği bir elyafa dönüştürüyor. Şirketin Braid AI isimli yapay zekâ modeli elyafın yumuşaklığını, dayanımını ve boya tutuşunu üretimden önce öngörüyor. Meksika kökenli Cuemái'nin Tequilana Tex kumaşı ise tekila üretiminden artan mavi agave kalıntılarından elde ediliyor: Moda, iç mekân ve mimari yüzeyler için tasarlanmış oldukça keyifli bir alternatif.
Bioforcetech'in Virus Inks ve RDD ile birlikte geliştirdiği Rethink Black, su ve bitki esaslı bir serigrafi mürekkebi. Siyah rengini, fosil yakıtlardan elde edilen karbon siyahı yerine arıtma çamurundan üretilen “OurCarbon” isimli malzemeden alıyor. Bu da büyük bir dönüşüm anlayışı olarak çarpıcı nitelikte.
Listenin tek renk çalışması, ABD'li yüzey üreticisi 3form'un 2026 Renk Koleksiyonu. “Bağ kuran renk” temasıyla hazırlanan sekiz tonluk bir palet. Bu renk kartelası tarih boyunca farklı kültürlerde kalıcı olmuş renklerden derlenmiş.
Seçkinin en dikkat çekici yanı, yenilikleri alışılmış biçimlerin içine yerleştirmesi ve böylece daha kolay pazarlanır hale getirmeleri. Nem dengeleyen teknoloji bir boya kutusunda, keten lifi bir kaplama levhasında, arıtma çamuru bir mürekkepte karşımıza çıkıyor. Kullanıcıdan yeni bir alışkanlık edinmesi istenmiyor, bildiği ürünü seçmesi yeterli olacak. İnsanın tanıdık olana daha kolay güvendiği düşünülürse, bu yaklaşım sürdürülebilir malzemenin yaygınlaşmasında belirleyici olabilir.
Mimarlık ve iç mimarlık açısından çıkarılacak önemli bir sonuç var: Malzemeleri seçmek artık yalnızca görünüş ve maliyet kararı olmanın çok ötesinde o yapı hakkında bir anlayış ifadesi olarak ele alınmalı. Duvarın nemi yönetmesi, yüzeyin bitkisel olması veya siyah rengin etik olarak dah doğru olan kaynağı, mekânın sağlığını ve kimliğini doğrudan etkiliyor.
Bu listedeki ürünlerin bir bölümü henüz deneme aşamasında. Zaman içerisinde yaygınlaştıkça tasarımın dilinin de onlarla birlikte değiştiğini göreceğiz. Tasarımcılar ve girişimciler gerçekten de daha iyi bir dünya için aralıksız olarak üretmeye devam ediyor ve bu gerçekten umut verici.
