Uzayı dinleyen evler

Uzayı dinleyen evler

1.02.2026 12:04:00
Güncellenme:
Ömür Tanyel
Takip Et:
Uzayı dinleyen evler

Dünya çapında 5 milyondan fazla gönüllünün bilgisayarını birer radyo teleskobuna dönüştüren SETI@home projesi, "Evrende yalnız mıyız" sorusunu laboratuvarlardan çıkarıp kamusal bir deneye dönüştürdü. Carl Sagan’ın entelektüel mimarlığında şekillenen bu devasa arayışın serüvenini ve bilimsel sonuçlarını mercek altına alıyoruz.

Ankara’da sıradan bir apartman dairesinde, 2000’li yılların başında bir bilgisayarın fanı sessizce dönüyordu. Ekranda ne bir film vardı ne de bir oyun. 

O bilgisayar, sahibinin bilgisi dahilinde ama çoğu zaman farkında olunmadan bir bilimsel deneyin parçasıydı: Radyo teleskoplarından gelen verileri işliyor, doğal süreçlerle açıklanamayacak dar bantlı sinyalleri ayıklamaya çalışıyordu. Bu bir bilimkurgu filmi değil sıradan bir gencin merakının yansımasıydı.

1999 yılında başlatılan SETI@home projesi, bilim tarihinde bir kırılma noktasıdır. Proje, Arecibo Radyo Teleskobu’ndan elde edilen verilerin, gönüllülerin kişisel bilgisayarları aracılığıyla analiz edilmesine dayanıyordu. Artık insanlığın uzun zamandır merak ettiği “Yalnız mıyız” sorusunu sormak için mutlaka bir akademik kurumun duvarları içinde olmak gerekmiyordu. Bu yaklaşım, bilimsel olarak incelenmesi gereken verilerin ilk kez bu ölçekte kamusal bir altyapıya açılması anlamına geliyordu.

İnternet bağlantısına pek çok kişinin hafızasında kalan o karakteristik bağlantı sesiyle, yüksek bedeller ödeyerek ulaşıldığı ve bilgisayar kapasitelerinin son derece sınırlı olduğu bir dönemde, böyle bir çalışmanın parçası olmak heyecan vericiydi. Kim bilir, belki de analiz için gönderilecek bir sinyal sizin bilgisayarınıza düşecekti.

SETI@home, adını taşıdığı “Search for Extraterrestrial Intelligence” (Dünya Dışı Zekâ Arayışı) kapsamında doğal astrofiziksel süreçlerle açıklanamayan teknolojik izlerin peşindeydi. Bu arayışın düşünsel arka planında, bilimin laboratuvarlardan çıkıp toplumla buluşmasında öncü rol oynayan astronom Carl Sagan vardı. Sagan, SETI’nin operasyonel yöneticisi değildi ancak entelektüel mimarlarından biri olarak kabul edilir.

Onun sıkça alıntılanan şu cümlesi, bu bakışı özetler: “Evren oldukça büyük bir yer. Eğer yalnızsak bu korkunç bir alan israfı olurdu.” Bu ifade, zaman zaman iddia edildiği gibi spekülatif bir sav değil, evrenin ölçeği ile insan merkezli düşünce arasındaki gerilime işaret eden felsefi bir tespittir. Sagan için konu, “uzaylıların varlığına inanmak” değil, bu sorunun bilimsel yöntemle sorulabilir olmasıydı.

Proje başlangıçta onbinlerce gönüllüye ulaşabileceği varsayımıyla kurgulanmıştı ancak zamanla, aralarında benim de bulunduğum 5 milyondan fazla gönüllüyü kapsayan küresel bir katılıma ulaştı. Peki, yaklaşık beş yıl önce sonlandırılan SETI@home bir sonuca ulaşabildi mi? Ne yazık ki bugüne kadar doğrulanmış bir dünya dışı teknolojik iz tespit edilemedi. Bunun önemli nedenlerinden biri, uydular, televizyon yayınları, radar sistemleri ve hatta ev içi cihazlardan kaynaklanan yoğun radyo parazitleriydi.

SİNYAL BULUNAMADI

Proje boyunca toplanan tüm verilerin analizi tamamlandı ve sonuçlar yakın zamanda bilimsel bir makalede yayımlandı. Sonuç açıktı: Tekrarlanabilir ve doğrulanmış bir teknolojik imzaya rastlanmamıştı. Yine de süper bilgisayarlarla yapılan analizler sonucunda, başlangıçta milyarlarca olan anormal sinyal sayısı birkaç milyona indirildi. Bunlar arasından seçilen yaklaşık 100 aday sinyal kaynağının, Çin’deki büyük radyo teleskobu FAST ile yeniden değerlendirilmesi planlanıyor.

Elbette, yıllar süren böylesine kapsamlı bir çalışmanın çıktısı bir başarısızlık olarak değil, yöntemsel bir kazanım olarak görülmelidir. SETI@home’un belgelenmiş deneyimi, bilimin yalnızca kurumlarla değil, katılımcı modellerle de ilerleyebileceğini göstermiştir. Benim içinse böyle bir deneyimin parçası olmak her zaman ayrı bir gurur kaynağıdır.

Carl Sagan’ın asıl mirası da belki burada yatıyordur. O, kesin yanıtlardan çok soruların nasıl sorulması gerektiğiyle ilgileniyordu. SETI, bu yönüyle bilimin en dürüst alanlarından biridir: Sonucu garanti olmayan ama yöntemi sağlam bir arayış.

Şimdilik gökyüzü sessiz. Ancak bu sessizlik bir son değil, geleceğe bırakılmış bir kayıttır. Evren konuşmamış olabilir ama biz artık yanıtı gelmeyen soruları bile dinlemeyi öğrenmiş bir türüz.

İlgili Konular: #uzay