Venedik sular altında mı kalacak?

Venedik sular altında mı kalacak?

26.04.2026 12:00:00
Güncellenme:
Ayça Ceylan
Takip Et:
Venedik sular altında mı kalacak?

61. Venedik Bienali’ne ev sahipliği yapacak olan kent yalnızca sanat dünyasının değil, iklim krizinin de en kırılgan sahnelerinden. Yeni bir bilimsel çalışma, yükselen deniz seviyesinin bu tarihi kent için büyük maliyetleri beraberinde getirdiğini söylüyor.

Haftaya dünyanın gözü bir kez daha Venedik’te olacak. 61. Venedik Bienali, “In Minor Keys” (Minör Tonlarda) başlığıyla 9 Mayıs–22 Kasım tarihleri arasında izleyiciyle buluşacak.

Bienalin düşünsel çerçevesi, 2025’te yaşamını yitiren Kamerunlu-İsviçreli küratör Koyo Kouoh tarafından oluşturuldu. Kouoh, bu göreve getirilen ilk Afrikalı kadın küratör olarak da tarihe geçti.

Bienalin, onun kurduğu kavramsal çerçeve korunarak yapılacak olması başlı başına anlamlı. Ama bu yıl Venedik’e bakmayı önemli kılan tek şey sanat değil. Kentin kendisi de son yıllarda iklim krizinin en çarpıcı sembollerinden biri haline gelmiş durumda.

Venedik uzun zamandır suyla yaşayan bir kent. Ancak artık konu yalnızca kentin romantik kanalları ya da mevsimsel taşkınları değil. Deniz seviyesindeki yükselme, aşırı hava olayları ve artan su baskınları, bu benzersiz yerleşimi doğrudan tehdit ediyor.

Tam da bu sırada yayımlanan yeni bir bilimsel çalışma, Venedik’in geleceğine ilişkin önemli bir tablo ortaya koyuyor. Scientific Reports dergisinde yayımlanan “Venedik ve lagünü için deniz seviyesinin yükselmesine karşı uzun vadeli uyum yolları” isimli araştırma, yükselen deniz seviyesi karşısında Venedik ve lagününün ne kadar dayanabileceğini ve önünde hangi uyum seçeneklerinin bulunduğunu inceliyor.

YÜKSELEN DENİZ ARTAN MALİYET

Bugün kenti büyük taşkınlardan koruyan en önemli sistem, MoSE adı verilen hareketli bariyerler. Bu sistem, yüksek su anlarında lagün ile deniz arasındaki bağlantıyı geçici olarak kapatıyor. Ancak çalışma, deniz seviyesi yükseldikçe bu bariyerlerin daha sık ve daha uzun süre kapalı kalmak zorunda olacağını vurguluyor.

Bunun sonucu ise yalnızca taşkınları önlemekle sınırlı değil. Lagün ekosisteminin zarar görmesi, liman faaliyetlerinin zorlaşması ve koruma maliyetlerinin artması gibi yeni sorunları da beraberinde getiriyor.

Araştırmaya göre Venedik, son 150 yılda giderek daha sık su baskınlarıyla karşılaşıyor. Üstelik kentin yüzde 50’den fazlası, 2020 itibarıyla ortalama deniz seviyesinden yalnızca 80 santimetre ile 1.20 metre arasında bir yükseklikte bulunuyor. Bu da deniz seviyesindeki sınırlı artışların bile kent üzerinde büyük etkiler yaratabileceğini gösteriyor.

Çalışmada, 2100’e kadar göreli deniz seviyesinin düşük emisyon senaryosunda 42 santimetreye, çok yüksek emisyon senaryosunda ise 81 santimetreye ulaşabileceği belirtiliyor. Daha uç olasılıklarda bu artışın 1.80 metreye kadar çıkabileceği de vurgulanıyor.

Bu kırılganlığın bedeli yalnızca çevresel değil, ekonomik olarak da büyüyor. Araştırmaya göre deniz seviyesi yükselmeye devam ederse Venedik’in merkezini korumak için ileride ek bent ve set sistemleri gerekebilir. Bu tür bir müdahalenin maliyeti ise senaryoya bağlı olarak 500 milyon ila 4.5 milyar Avro arasında değişiyor. Başka bir deyişle, iklim krizini ertelemek koruma maliyetlerini de giderek ağırlaştırıyor.

Bu tablo bize çok açık bir şey söylüyor: Emisyonlar azaltılmazsa, dünyanın en önemli kültür kentlerinden birinin korunması giderek daha zor ve daha maliyetli hale gelecek. Üstelik mesele, yalnızca yapıları ayakta tutmak da değil. Kent lagünle bağını kaybettiğinde aslında kendi tarihsel karakterinin bir bölümünü de kaybetmiş olacak.

VENEDİK NEDEN BU KADAR ÖNEMLİ?

Venedik ve lagünü, 1987’den bu yana UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde “ayrılmaz bir bütün” olarak yer alıyor. Yaklaşık 550 kilometrekarelik alanı ile Akdeniz'in en büyük lagünü olan bu ekosistem önemli bir biyolojik çeşitliliğe, su ürünleri yetiştiriciliğine ve hayati ekosistem hizmetlerine ev sahipliği yapıyor.

Ancak bu eşsiz yapı aynı zamanda ciddi bir baskı altında: Kent yılda 22 milyondan fazla ziyaretçi ağırlıyor, turizm ekonomisinin yıllık hacmi yaklaşık 2–3 milyar Avro’ya ulaşıyor. Buna bir de büyük liman faaliyetleri ve nüfus kaybı ekleniyor. 1950’lerin başında yaklaşık 170 bin olan Venedik nüfusu, 2024 itibarıyla 50 binin altına düşmüş durumda. Tüm bu veriler, Venedik'i yalnızca romantik bir kültürel miras temsili değil, iklim krizi çağında sürdürülebilirlik tartışmalarının en çarpıcı odaklarından biri yapıyor.

KENTİN YERİ DEĞİŞECEK Mİ?

Bilim insanları Venedik için farklı uyum seçeneklerini değerlendiriyor. Bunların başında mevcut sistemin sürdürülmesi, yani açık lagün modeli geliyor. Diğer seçenekler arasında kenti setlerle çevreleyen halka bentler, lagünü daha kalıcı biçimde kapatan yapılar ve son aşamada geri çekilme senaryosu (kentin taşınması) yer alıyor.

Araştırmacılara göre deniz seviyesindeki artışın 75 santimetre ile 1.75 metre aralığına ulaşması, Venedik için kritik bir uyum eşiği yaratacak. Bu eşik aşıldığında bugün kullanılan koruma modelinin yetersiz kalabileceği belirtiliyor. Çok yüksek emisyon senaryosunda bu aşamanın 2070’lerden önce beklenmediği, düşük emisyon senaryosunda ise 22. yüzyıla ötelenebileceği ifade ediliyor.