ABD’nin, Dünya Sağlık Örgütü’nden (DSÖ) bugün itibarıyla resmen ayrılması bekleniyor.
Karar, hem ABD içinde hem de uluslararası kamuoyunda küresel sağlık güvenliği açısından ciddi riskler doğuracağı gerekçesiyle tartışma yarattı.
ABD Başkanı Donald Trump, 2025 yılında göreve başladığı ilk gün imzaladığı başkanlık kararnamesiyle ABD’nin DSÖ’den çekileceğini duyurmuştu.
ABD Dışişleri Bakanlığı sözcüsü, DSÖ’nün “bilgi paylaşımı ve salgın yönetiminde başarısız olduğunu” savunarak, Washington’un örgüte yönelik tüm mali destek ve kaynak transferlerini durdurma yetkisini kullandığını açıkladı.
Sözcü, “Amerikan halkı bu kuruma fazlasıyla ödeme yaptı” ifadelerini kullandı.
Ancak ABD’nin ayrılışı, ülke yasaları açısından da yeni bir kriz başlığına dönüştü. ABD yasalarına göre çekilme için bir yıl önceden bildirim yapılması ve DSÖ’ye olan tüm aidat borçlarının ödenmesi gerekiyor.
Reuters’ın aktardığına göre, ABD’nin DSÖ’ye 2024 ve 2025 yıllarına ait toplam 260 milyon dolarlık aidat borcunu henüz ödemediği belirtildi.
Georgetown Üniversitesi’nden küresel sağlık hukuku uzmanı Lawrence Gostin, bu durumun “ABD yasalarının açık ihlali” olduğunu söyledi.
“ABD İÇİN DE DÜNYA İÇİNDE KAYIP”
DSÖ Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus, ABD’nin kararını yeniden gözden geçirmesi çağrısı yaptı.
Tedros, “ABD’nin DSÖ’den çekilmesi ABD için kayıp, dünya için de kayıp” değerlendirmesinde bulundu.
Öte yandan DSÖ yetkilileri, üye ülkelerin ABD’nin ayrılık sürecini ve bunun nasıl yönetileceğini Şubat ayında yapılacak icra kurulu toplantısında ele alacağını bildirdi.
Küresel sağlık alanındaki en büyük fon sağlayıcılardan biri olan Gates Vakfı’nın başkanı Bill Gates de Davos’ta Reuters’a yaptığı açıklamada, ABD’nin kısa vadede DSÖ’ye geri dönmesini beklemediğini söyledi.
Gates, “ABD’nin yakın zamanda DSÖ’ye döneceğini sanmıyorum. Dünya, Dünya Sağlık Örgütü’ne ihtiyaç duyuyor” dedi.
DSÖ'DE BÜTÇE KRİZİ
ABD’nin ayrılığı DSÖ’nün finansman yapısını doğrudan etkiliyor. ABD, bugüne kadar örgütün toplam bütçesinin yaklaşık yüzde 18’ini karşılayan en büyük bağışçılardan biri konumundaydı.
Bu nedenle DSÖ’de:
- Yönetim kadrosunun yarıya indirildiği,
- Çalışma bütçelerinin daraltıldığı,
- Kurumun yıl ortasına kadar personelinin yaklaşık dörtte birini kaybedeceği
bildirildi.
Uzmanlar, ABD’nin DSÖ’den çekilmesinin sadece kurumsal bir ayrılık olmadığını, aynı zamanda küresel salgınlara hazırlık ve erken uyarı sistemleri açısından da büyük bir risk taşıdığını vurguluyor.