Alman yetkililere göre saldırı, başkentin güneybatısındaki Lichterfelde elektrik santrali yakınlarında bulunan yüksek gerilim kablolarını hedef aldı.
Elektrik şebekesi işletmecisi Stromnetz Berlin, kesintinin perşembe gününe kadar sürebileceği uyarısında bulundu.
Şu ana kadar 35 bin hane ve yaklaşık bin 900 iş yeri elektrik kesintisinden etkilendi.
Vulkangruppe, yerel bir gazeteye gönderdiği mektupla saldırının sorumluluğunu üstlendi. Mektupta, eylemin fosil yakıt kullanımına karşı bir protesto olduğu savunulurken, yapay zekâya ilişkin endişelere de yer verildi.
“Elektrik kesintisi yaratmak hedefimiz değildi, hedefimiz fosil yakıt endüstrisiydi” denilen açıklamada, saldırının çevreyi korumaya yönelik bir “öz savunma eylemi” olduğu ileri sürüldü.
“MEKTUP GERÇEK”
Berlin Eyaleti İçişleri Senatörü Iris Spranger, X platformundan yaptığı açıklamada, sorumluluğu üstlenen mektubun güvenlik birimlerince gerçek kabul edildiğini duyurdu.
Spranger, “Berlinlilere ve kenti ziyaret edenlere yönelik bu insanlık dışı saldırıyı en sert şekilde kınıyorum. Soruşturma sürüyor” ifadelerini kullandı.
Berlin polisi de mektubu inandırıcı bulduklarını açıkladı. Polis sözcüsü, metinde Almanya’nın “enerji açgözlülüğünün” hedef alındığını ve “egemen sınıfın elektriğinin kesilmesiyle” övünüldüğünü belirtti.
Saldırı, Berlin’de dondurucu soğukların ve yoğun kar yağışının etkili olduğu bir dönemde gerçekleşti. Elektrik kesintilerinden birden fazla yaşlı bakım evinin de etkilendiği bildirildi.
Grup, düşük gelirli Berlinlilerin yaşadığı aksaklıklardan “üzüntü duyduklarını” öne sürerken, “villa sahiplerini hedef almaktan memnuniyet duyduklarını” ifade etti.
TESLA'YA SALDIRILARLA GÜNDEME GELMİŞTİ
Son yıllarda Almanya’da sabotaj saldırıları güvenlik birimlerinin öncelikli gündem maddeleri arasında yer alıyor. 2024’te Berlin’deki bir silah fabrikasında çıkan yangın, Rusya bağlantılı hibrit savaş iddialarıyla gündeme gelmişti.
Ancak yetkililer, bu saldırının yerli aşırı sol gruplarla bağlantılı olduğunu ve önceki vakalarla doğrudan ilişkili olmadığını vurguluyor.
Grup, 2021 ve 2024'te Tesla fabrikasının elektrik altyapısına yönelik saldırılarla da ilişkilendiriliyor.
Güvenlik yetkililerine göre bu saldırı, sadece Tesla'yı değil, çevredeki işletmeleri, bir kliniği ve Berlin'in bazı bölgelerini etkileyen geniş çaplı elektrik kesintisine yol açmıştı.
Şirket, söz konusu saldırının, yüz milyonlarca avroluk zarara yol açtığını açıklamıştı.
VOLKAN GRUBU (VULKANGRUPPE)
Almanya iç istihbarat servisi Anayasayı Koruma Teşkilatı (BfV) raporlarına göre, Volkan Grubu, 2011'den bu yana Berlin ve Brandenburg eyaletinde, aralıklarla kritik altyapılara yönelik kundaklama ve sabotaj eylemleri düzenliyor.
Grup, "çevreci" söylemlerle bugüne kadar demir yolu hatları, enerji nakil kabloları, telekomünikasyon altyapısı ve sanayi tesislerini hedef alan çok sayıda saldırıyla ilişkilendirildi.
Alman güvenlik makamlarına göre, Volkan Grubu, kendisini "antikapitalist ve ekolojik mücadele" söylemiyle tanımlayan, "şiddet yanlısı anarşist" bir yapı olarak değerlendiriliyor.
Grup, enerji altyapısını "kapitalist sistemin ve fosil ekonominin temel dayanağı" olarak gördüğünü ve bu nedenle saldırıları meşru saydığını savunuyor.
Grubun farklı eylemleri sonrası yayımladığı metinlerde, ABD'li elektrikli araç üreticisi Tesla dahil enerji şirketleri ve teknoloji altyapıları, "yeşil kapitalizm", "sömürgecilik" ve "doğanın tahribatı" ile ilişkilendiriliyor.
BfV, grubun eylemlerini, aşırı sol çevrelerde yürütülen ve enerji altyapısını hedef alan "Switch off" adlı kampanya çerçevesinde değerlendiriyor.
Söz konusu kampanya, iklim krizine karşı devlet politikalarını tamamen reddederek enerji ağırlıklı sanayi ve altyapının "sabotaj yoluyla durdurulmasını" savunuyor.
BfV raporlarına göre, Volkan Grubunun kaç kişiden oluştuğu ve nasıl bir örgütlenme biçimine sahip olduğu tam olarak bilinmiyor.
Tagesspiegel gazetesinin haberine göre, güvenlik yetkilileri, farklı yıllarda yayımlanan bildirilerin, dil ve içerik açısından büyük benzerliğe sahip olması nedeniyle "kısmen veya tamamı aynı yazar çevresine" işaret ettiğini belirtiyor.
Berliner Morgenpost gazetesinin haberine göre, grup, eylemlerinde sık sık İzlanda'daki yanardağların isimlerine atıf yapıyor.
BfV raporunda, grubun İzlanda'daki yanardağların isimlerini kullanmasının, 2010'da Eyjafjallajökull Yanardağı'nın patlamasının ardından 100 binden fazla uçak seferinin iptal edilmesine ve uluslararası uçuşlarda büyük bir kaosa yol açmasına sembolik bir gönderme olduğu ifade ediliyor.