Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Acil Durum Komitesi, salı günü Cenevre’de yaptığı toplantıda, nadir görülen Bundibugyo türündeki Ebola salgınını “uluslararası öneme sahip halk sağlığı acil durumu” olarak tanımladı.
Ancak DSÖ Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus, mevcut durumun pandemi acil durumu olarak değerlendirilmediğini belirtti.
Tedros, salgına ilişkin risk değerlendirmesinde, “DSÖ, salgının riskini ulusal ve bölgesel düzeyde yüksek, küresel düzeyde ise düşük olarak değerlendiriyor” dedi.
DSÖ Genel Direktörü Tedros, hafta sonunda acil durum ilan ettiğini ve durumun aciliyeti nedeniyle bu kararı uzmanlara danışmadan aldığını söyledi. Tedros, bunun bir DSÖ başkanının uzman görüşü almadan böyle bir adım attığı ilk örnek olduğunu ifade etti.
DSÖ Acil Durumlar Şefi Chikwe Ihekweazu ise salgınla mücadelede en kritik aşamanın bulaş zincirlerinin ortaya çıkarılması olduğunu vurguladı.
Ihekweazu, “Şu anda mutlak önceliğimiz, mevcut tüm bulaş zincirlerini belirlemek. Bu, salgının gerçek boyutunu tanımlamamızı ve bakım hizmeti sunmamızı sağlayacak” ifadelerini kullandı.
HAFTALARCA FARK EDİLMEDEN YAYILMIŞ OLABİLİR
Salgının, silahlı çatışmaların etkili olduğu yoğun nüfuslu bir bölgede haftalar boyunca tespit edilemeden yayılmış olması uzmanlarda endişe yarattı.
Aynı bölgede 2018-2020 yılları arasında Zaire türü Ebola salgını yaşanmış, bu salgın kayıtlara en ölümcül ikinci Ebola salgını olarak geçmişti. Söz konusu salgında yaklaşık 2 bin 300 kişi yaşamını yitirmişti.
DSÖ’ye göre Bundibugyo türü Ebola, enfekte kişilerden ya da hayvanlardan vücut sıvılarıyla doğrudan temas yoluyla bulaşıyor. Bu türde ortalama ölüm oranının yaklaşık yüzde 40 olduğu belirtiliyor.
DSÖ’nün paylaştığı verilere göre Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nin kuzeyindeki Ituri ve Kuzey Kivu vilayetlerinde 51 vaka doğrulandı.
Uganda ise Kongo’dan ülkeye seyahat eden iki kişide Ebola vakası tespit edildiğini DSÖ’ye bildirdi. Başkent Kampala’da doğrulanan bu iki vakadan birinin yaşamını yitirdiği açıklandı.
DSÖ ayrıca, Kongo’da çalışan bir ABD vatandaşının da Ebola testinin pozitif çıktığını ve söz konusu kişinin Almanya’ya nakledildiğini duyurdu.
İLK ÖLÜM 20 NİSAN'DA
DSÖ uzmanları, salgının büyük olasılıkla birkaç ay önce başladığını değerlendiriyor. İlk şüpheli ölümün 20 Nisan’da bildirildiği, ancak salgının kaynağına ve yayılma zincirine ilişkin soruşturmanın sürdüğü aktarıldı.
Yetkililere göre ilk ölümün ardından bir cenaze töreninde ya da sağlık kuruluşunda “süper yayıcı” bir olay yaşanmış olabilir. DSÖ, 5 Mayıs’ta sosyal medyada bazı topluluklarda ölümler yaşandığına ilişkin paylaşımların ardından süper yayıcı olabileceği değerlendirilen bir olayın tespit edildiğini bildirdi.
12 Mayıs’ta geçici hükümet ve DSÖ tarafından bölgeye bir inceleme ekibi gönderildi. Ekiplerin aldığı 13 numunenin 8’inde Ebola virüsü doğrulandı.
Tedros, nadir görülen Bundibugyo türünün testlerle tespit edilmesindeki zorlukların salgınla mücadeleyi karmaşık hale getirdiğini söyledi. Bölgenin çatışmalardan etkilenmesi de erken müdahaleyi güçleştiren unsurlar arasında gösterildi.
Tedros ayrıca, hastalığın ilk belirtilerinin bölgede yaygın görülen sıtma gibi başka hastalıklarla benzerlik taşıdığına dikkat çekti. Bu durumun, salgının erken evrede fark edilmesini zorlaştırdığı ifade edildi.
MEVCUT AŞI YOK
Salgının geç tespit edilmesi, küresel sağlık finansmanındaki kesintilerin hazırlık süreçlerini zayıflatmış olabileceği tartışmalarını da gündeme getirdi.
Tedros, Kongo’daki ya da DSÖ’ye yönelik fon kesintilerinin salgının tespitinde veya müdahalede gecikmeye yol açıp açmadığını söylemek için henüz erken olduğunu belirtti.
DSÖ uzmanları, Bundibugyo türü için şu anda mevcut bir aşı bulunmadığını açıkladı. İki olası aşının değerlendirme aşamasında olduğu, ancak geliştirme ve klinik deneme süreçlerinin 3 ila 9 ay sürebileceği kaydedildi.
