Ekonomik savaşın görünmeyen cephesi: İran’ın dondurulan varlıkları

Ekonomik savaşın görünmeyen cephesi: İran’ın dondurulan varlıkları

16.04.2026 13:14:00
Güncellenme:
Ekonomik savaşın görünmeyen cephesi: İran’ın dondurulan varlıkları

Ortadoğu’daki jeopolitik gerilim sürerken, perde arkasında ekonomik bir mücadele de devam ediyor. Bu mücadelenin merkezinde ise İran’a ait olduğu belirtilen ve yaklaşık 120 milyar dolara ulaştığı tahmin edilen “dondurulmuş” varlıklar bulunuyor. Söz konusu kaynaklar, Batı’nın Tahran üzerindeki en önemli baskı araçlarından biri olarak değerlendiriliyor.

İran’a ait varlıklar tek bir merkezde tutulmuyor. Aksine; banka hesapları, tahviller, gayrimenkuller ve yatırımlar şeklinde farklı ülkelere dağılmış durumda.

En büyük paylardan birinin Çin’de olduğu belirtiliyor. Petrol gelirlerinden elde edilen 20 milyar doların üzerindeki bir meblağın Çin bankalarında tutulduğu ifade ediliyor.

Ancak Pekin yönetimi, ABD yaptırımları nedeniyle bu kaynakların serbest kullanımına izin vermiyor.

Katar’da ise yaklaşık 6 milyar dolarlık bir fonun, 2023 yılında Güney Kore’den Doha’ya transfer edildiği, ancak bölgedeki gelişmelerin ardından bu kaynağın yeniden dondurulduğu aktarılıyor.

Irak’ta doğalgaz satışlarından elde edilen yaklaşık 10 milyar doların tutulduğu, Japonya ve Avrupa’daki bankalarda da önemli miktarda İran varlığı bulunduğu kaydediliyor.

GAYRİMENKUL VE ALTINLAR

Dondurulan varlıklar yalnızca banka hesaplarıyla sınırlı değil. İran’a ait gayrimenkuller, altın rezervleri ve uluslararası yatırımlar da bu kapsamda yer alıyor.

ABD’de 1979’dan bu yana dondurulan ve değeri 50 milyon doları aşan taşınmazlar bulunuyor.

Avrupa’da ise özellikle Fransa, Almanya ve İngiltere’de İran bağlantılı vakıflara ait binalar ve ticari gayrimenkuller dikkat çekiyor.

İran Merkez Bankası’na ait altın ve döviz rezervlerinin bir kısmının İsviçre ve Türkiye’de tutulduğu, ancak yaptırımlar nedeniyle erişimin sınırlı olduğu ifade ediliyor.

BATI NEDEN BU VARLIKLARI SERBEST BIRAKMIYOR?

ABD ve Avrupa Birliği, İran’a yönelik yaptırımları yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda siyasi bir araç olarak kullanıyor. Bu kapsamda üç temel gerekçe öne çıkıyor:

  • İran’ın nükleer programı
  • Bölgedeki silahlı gruplara destek iddiaları
  • Hürmüz Boğazı’ndaki enerji güvenliği

Batılı ülkeler, bu varlıkların serbest bırakılmasının Tahran’ın askeri ve nükleer kapasitesini güçlendirebileceğini savunuyor.

Dondurulan varlıkların serbest bırakılmasının önünde yalnızca siyasi değil, hukuki engeller de bulunuyor. ABD mahkemeleri, geçmişteki saldırılarla bağlantılı olarak İran’ı tazminat ödemeye mahkûm eden çok sayıda karar aldı.

Toplam değeri 40-50 milyar doları bulan bu kararlar, söz konusu varlıkların önemli bir bölümünün hukuki süreçler nedeniyle bloke kalmasına yol açıyor.

SINIRLI ERİŞİM: “İNSANİ KORİDOR” YÖNTEMİ

Batı, İran’a ait bazı kaynakların tamamen kilitlenmesi yerine kontrollü kullanımına izin veren mekanizmalar da oluşturdu.

Bu kapsamda özellikle gıda, ilaç ve tarım ürünleri gibi insani ihtiyaçlar için sınırlı finansal akış sağlanıyor. Bu yöntemle, yaptırımların doğrudan halkı etkilemesinin önüne geçilmesi hedefleniyor.

Uzmanlara göre, dondurulan varlıklar yalnızca devletin değil, İran halkının da yaşamını doğrudan etkiliyor. Döviz sıkıntısı, yüksek enflasyon ve ithal ürünlere erişimde yaşanan zorluklar, günlük hayatı zorlaştırıyor.

Bazı alanlarda ilaç temininde aksaklıklar yaşandığı, genç nüfus arasında ise yurt dışına yönelimin arttığı ifade ediliyor.

Tahran yönetimi, uluslararası finans sistemine erişimde yaşadığı zorluklar nedeniyle alternatif yollar arıyor. Bu kapsamda kripto para üretimi ve kullanımı son dönemde öne çıkan yöntemlerden biri haline geldi.

ABD ise bu alanda da denetimlerini artırarak, İran bağlantılı dijital varlıkları izlemeye çalışıyor.

GÖZLER YENİ MÜZAKERELERDE

Son dönemde yürütülen diplomatik temaslarda, dondurulan varlıkların bir kısmının serbest bırakılmasına yönelik iddialar gündeme gelse de Washington yönetimi temkinli bir tutum sergiliyor.

Uzmanlar, bu kaynakların geleceğinin yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda bölgedeki güvenlik dengeleri açısından da belirleyici olacağı görüşünde.

İran açısından bu varlıklar ekonomik bir “can simidi” olarak görülürken, Batı için ise güçlü bir pazarlık aracı olmaya devam ediyor.

İlgili Konular: #ABD #İran