ABD, İsrail ve İran arasında tırmanan savaşta son gelişmeler, çatışmanın hem askeri hem diplomatik açıdan daha karmaşık ve uzun soluklu bir krize dönüştüğünü gösteriyor. Hava sahasında üstünlüğü elinde bulunduran ABD ve İsrail’e karşı İran, füze, İHA ve deniz hattı üzerinden yürüttüğü asimetrik stratejiyle karşılık veriyor.
Savaşın en kritik başlıklarından biri Hürmüz Boğazı’ndaki gelişmeler. İran, boğazı doğrudan kapatmaktan ziyade, tanker geçişlerini riskli hale getirerek fiili bir baskı oluşturuyor. Bu durum sigorta maliyetlerini artırırken deniz ticaretini de yavaşlatıyor. Hiçbir tarafın boğaz üzerinde mutlak kontrol sağlayamadığı görülüyor.
Hürmüz Boğazı’ndaki riskler ve enerji altyapısına yönelik saldırılar, küresel piyasalar üzerinde doğrudan etkili oluyor. Petrol ve doğalgaz fiyatlarında dalgalanma yaşanırken, tedarik zincirine ilişkin endişeler artıyor.
Çatışmaların etkisi İran ve İsrail sınırlarının ötesine taşmış durumda. Lübnan’da Hizbullah, Körfez’de ABD üsleri ve Irak-Suriye hattındaki milis gruplar çatışmanın parçası haline geliyor. Bu tablo, savaşın artık yalnızca iki ülke arasında değil, çok aktörlü ve çok cepheli bir krize dönüştüğünü gösteriyor.
Savaşın başladığı dönemde devam eden diplomatik temaslar büyük ölçüde kesilmiş durumda. Taraflar karşılıklı sert açıklamalarla pozisyonlarını korurken, somut bir ateşkes ya da müzakere zemini henüz oluşmuş değil.
Mevcut savaş, yalnızca bölgesel bir güvenlik krizi değil, aynı zamanda küresel ekonomi açısından da önemli bir kırılma potansiyeli taşıyor. Son gelişmeler, savaşın kısa sürede sona ermesinden çok, uzayan ve farklı cephelere yayılan bir çatışma sürecine işaret ediyor.

CUMHURİYET'E KONUŞTU: 'HÜRMÜZ'DE MUTLAK KONTROL YOK'
E. Koramiral Can Erenoğlu, Orta Doğu’da tırmanan ABD, İsrail ve İran arasındaki askeri gerilimi Cumhuriyet’ten Caner Çiftçi’ye değerlendirdi.
ABD ve İsrail’in İran’a yönelik hava ve deniz operasyonlarının bölgeyi kritik bir eşiğe taşıdığını belirten Erenoğlu, özellikle deniz sahasında yaşanan gelişmelerin savaşın karakterini değiştirdiğini vurguladı.
Erenoğlu, ABD Merkezi Komutanlığı (CENTCOM) ve açık kaynak istihbarat raporlarına yansıyan bilgilerin temkinle ele alınması gerektiğini belirtmekle birlikte, İran donanmasının son haftalarda ciddi kayıplar verdiğine işaret etti.
İran’ın en modern fırkateynlerinden Dena’nın Sri Lanka açıklarında bir ABD nükleer denizaltısı tarafından batırıldığını hatırlatan Erenoğlu, bu saldırının “II. Dünya Savaşı’ndan bu yana bir ABD denizaltısının gerçekleştirdiği ilk suüstü gemisi imhası” olarak kayda geçtiğini söyledi.
Bender Abbas açıklarında İran’ın İHA ve helikopter taşıyıcısı Shahid Bagheri’nin ağır hasar aldığı ya da batırıldığı, lojistik ana gemi Makran’ın ise Tomahawk füzeleriyle vurularak işlevsiz hale getirildiği iddialarına dikkat çeken Erenoğlu, Bayandor sınıfı iki korvetin de saldırılarda kaybedildiğini aktardı.
Denizaltı kayıplarına ilişkin bilgilerin doğrulanmasının daha zor olduğunu vurgulayan Erenoğlu, “Pentagon kaynakları en az bir denizaltının imha edildiğini iddia ediyor ancak bu tür kayıplar doğası gereği net biçimde teyit edilemiyor” dedi.
“TRUMP'IN İDDİALARI SAHADAKİ VERİLERLE ÖRTÜŞÜYOR”
ABD Başkanı Donald Trump’ın geçtiğimiz günlerdeki İran donanmasına ait 9 geminin batırıldığı yönündeki açıklamalarına da değinen Erenoğlu, “Uydu görüntüleri ve CENTCOM paylaşımları bu iddialarla büyük ölçüde örtüşüyor. Küçük hücumbotlar ve destek gemileri de dahil edildiğinde kayıp sayısının daha yüksek olduğu değerlendiriliyor” ifadelerini kullandı.
İran’ın resmi söyleminin farklı bir çerçeve sunduğunu belirten Erenoğlu, Tahran yönetiminin Hürmüz Boğazı’ndaki kontrolün sürdüğünü ve ABD uçak gemilerine yönelik saldırılarla “asimetrik üstünlüğün” devam ettiğini savunduğunu aktardı.
Erenoğlu, İran’ın klasik donanma unsurlarında kayıplar yaşasa da kıyı hattına konuşlandırdığı mobil füze sistemleri ve İHA kapasitesiyle sahada etkisini sürdürdüğünü belirtti.

Fotoğraf: E. Koramiral Can Erenoğlu
“HÜRMÜZ'DE MUTLAK KONTROL YOK”
Bölgedeki mevcut durumu değerlendiren Erenoğlu, hiçbir tarafın mutlak deniz hakimiyetine sahip olmadığını vurgulayarak şu ifadeleri kullandı:
“Şu anda Hürmüz Boğazı’nda mutlak deniz kontrolü kimsenin elinde değil. İran’ın kıyı şeridine yaydığı mobil gemisavar füze bataryaları nedeniyle tanker geçişleri garanti edilemiyor.”
İran’ın Boğaz’ı fiziksel olarak kapatamadığını ancak farklı bir strateji izlediğini belirten Erenoğlu, şunları kaydetti:
“İran, geçiş maliyetlerini artırarak, sigorta ve askeri eskort ihtiyacını yükselterek fiili bir abluka uyguluyor. Bu klasik bir deniz savaşı değil.”
“BÖLGE DENİZ GERİLLASI SAHASINA DÖNÜŞTÜ”
Erenoğlu, İran’ın stratejisinin savaşın doğasını değiştirdiğini belirterek, “İran, klasik bir deniz savaşını kazanamayacağını bildiği için Hürmüz Boğazı’nı bir deniz gerillası sahasına çevirmiş durumda” dedi.
Mart ayı başından bu yana bölgedeki ticari deniz trafiğinde yaklaşık yüzde 70 oranında düşüş yaşandığını belirten Erenoğlu, bu durumun yalnızca bölgesel değil küresel ekonomi açısından da ciddi sonuçlar doğurabileceğine dikkat çekti.
Erenoğlu’na göre mevcut tablo, “yüksek teknolojiye sahip donanmalar ile asimetrik harp unsurlarının çarpıştığı, tarihin en karmaşık deniz savaşlarından biri” olarak tanımlanıyor.