AK Parti’nin 25 yıllık iktidarı boyunca “Bunu da gördük” dediğimiz o kadar olay yaşadık ki ne yaşanırsa yaşansın artık şaşırmayız diyorduk.
Her seferinde de yaşanan gelişmelerden sonra yine de şaşırıyoruz.
Sanırım birileri çıkıp “CHP Genel Merkezi’ne çevik kuvvet gaz ve plastik mermi ile girecek” dese “Hadi canım, o kadar da değil” deriz.
Deriz ancak ne yazık ki oldu.
Atacağı her adımdan önce mutlaka halkın nabzını tutan anketler yaptıran ve sonuca göre davranan Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, karşısında rakip olacak parti veya kişilerin bir şekilde önünün kesilmesini istediğini biliyoruz.
2002 yılında Cem Uzan, sonra Anavatan Partisi ile Demokrat Parti’nin birleşme süreci, Süleyman Soylu ve Numan Kurtulmuş... Hepsi bir şekilde “tehlikeli rakip” olmaktan uzaklaştırıldı.
Kılıçdaroğlu’nun kongrede Özgür Özel ve değişim ekibine kaybetmesinin ardından yapılan mahalli seçimlerde CHP, tarihinin en büyük başarılarından birini yakaladı ve 25 yıllık AK Parti iktidarı döneminde ilk kez birinci parti oldu.
Alınamaz denilen il ve ilçe belediyeleri kazanıldı.
Sonrasında bu rüzgâr dinmedi ve yapılan anketlerde üstünlük CHP’ye geçti.
Yine bilindik klasik yöntem denendi: rakibi bünyede eritmek. Önce milletvekilleri, sonra belediye başkanları çeşitli sebeplerle AK Parti saflarına katıldı.
Yetmedi...
Yapılan anketlerde CHP büyümeye ve seçimler sonrasındaki etkisini sürdürmeye devam ediyordu. Ekonomi kötü sinyaller veriyor, tarım ve eğitim gibi alanlardaki politikalar iflas noktasına geliyordu. Halka sunulacak hikâyeler ise ekonominin gölgesinde kalıyordu.
Aranan mucize, CHP içinde kongre sonucunu hazmedemeyen grubun başkaldırması ile gerçekleşti. Veyahut iktidardan gelen mesajla başkaldırıldı. “Kongre şaibeli”, “Belediyeler yolsuzluklara battı” iddialarıyla şekillenen süreçte, Kılıçdaroğlu’na yakın isimler; daha önce Kılıçdaroğlu’na “PKK’li”, “FETÖ’cü” iftiraları atan, Alevi kimliği üzerinden saldıran yandaş medyada sabah akşam CHP anlatılarıyla büyük operasyonların parçası haline geldi.
Bir doğrunun yanına bin yalan eklenerek verilen ifadeler, aileleriyle tehdit edildikleri için “etkin pişmanlık” ifadesi verdiklerini itiraf eden kişilerle süreç ilerledi.
Bu sırada Özgür Özel ve ekibi durmuyordu. Hem yargılanan isimlere sahip çıkıyor hem de ülkenin sorunlarını meydan meydan gezerek anlatıyordu.
Özgür Özel pes ettirilemeyince iktidarın baskısı CHP Genel Merkezi’ne kadar geldi.
YSK’nin yetkisinde olan CHP kongre sonucu, üstelik aynı delegelerin daha sonra yeniden Özgür Özel’i genel başkan seçmesine rağmen “şaibe” iddiaları neticesinde yargıya taşındı. İlk mahkeme davayı reddetti. İstinaf aşamasındaki bölge mahkemesi ise “mutlak butlan” kararı vererek kongreleri yok saydı.
Kararın hukuksuzluğunu bir kenara bırakalım; karar çıkmadan önce ne zaman ve nasıl çıkacağını yandaş medyadan öğrendik zaten.
Kemal Kılıçdaroğlu görevi tekrar kabul etti. Pazar günü sabah 07.00’de genel merkez binasının önüne CHP’li vekiller ve kim oldukları meçhul kişiler dikildi. Sonrasında ise Kılıçdaroğlu’nun “CHP Genel Merkezi boşaltılsın” talimatıyla tarihe kara leke olarak geçecek olaylar yaşandı.
107 yıllık şanlı tarihe sahip Cumhuriyet Halk Partisi’ne, eski genel başkanının talimatıyla polis gaz ve plastik mermilerle girdi. Kapılar söküldü, camlar kırıldı.
Kim sebep olduysa utanmalı. Yaşananlardan herkesin utanç duyması lazım.
Dürüstlüğünden ve iyi niyetinden kimsenin şüphe etmediğini düşündüğüm Kılıçdaroğlu ne yazık ki hata yapmaya devam ediyor. Koltuk hırsı mı, ego mu ya da başka bir ajanda mı bilinmez; ilmek ilmek ördüğü kendi geçmişini ve CHP’nin şanlı tarihini yok ediyor.
“Polise CHP Genel Merkezi’ne girin” demek ne anlama geliyor?
Kime karşı, neye karşı bu öfke, bu hırs?
AK Parti doğal olarak rakibinin zayıflamasını ister. Sanırım AK Parti kadroları dahi bu kadarını düşünmemiştir.
Demokratik kurumlarımız o kadar yerle bir oldu ki terör örgütü lideri Abdullah Öcalan bile yayımladığı mesajda “Bu kadar da olmaz” diyor. AKP Türkiye’yi öyle bir yere getirdi ki terör örgütü liderinden nasihat dinler hale geldik.
MHP Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız dahi dün “mutlak butlan” kararının yok hükmünde olduğunu belirtti.
Ne yazık ki bu kara tablo yaşandı.
Artık gücü eline alan tüm partiler rakiplerini mutlak butlan kararıyla yok edebilecek.
Asıl merak edilen konu şimdi ne olacak?
Edindiğim bazı bilgiler var.
Halihazırda Kemal Kılıçdaroğlu yönetimi döneminde yer alan parti meclisi listeleri geçerli. Bu listeden istifa edenler, belediye başkanı olanlar ve TBMM’de görev alanlar düşünüldüğünde PM’deki sayı 58 oluyor.
Bu 58 kişinin 32-33’ü Özgür Özel destekçisi. Şayet kurultay kararı söz konusu olduğunda sosyal medyada açıklama yapan isimler de eklendiğinde sayı 40’a çıkıyor. Yani en kısa sürede alınacak bir kurultay kararı için Özgür Özel destekçisi kişilerin sayısı oldukça fazla.
PEKİ SÜREÇ NASIL İLERLEYECEK?
Kılıçdaroğlu, PM’yi bu gündemle toplamayabilir.
Özgür Özel destekçisi kişiler istifa ederse PM’deki sayı ciddi anlamda düşüyor. Bu sayı 40 kişinin altına düşerse PM organsız kaldığı için haziran ayında Sayıştay’a hesap verilmesi gerekiyor ancak bu hesap verilemiyor.
Sayıştay’a hesap verilemeyince hesapların tamamı reddedilir. Parti para alamaz ve parti yöneticileri hakkında ceza istenir. Hatta kapatma davası dahi söz konusu olabilir.
Bu durumda kurultay tek seçenek olur.
CHP’nin lideri önemli ancak unutulan bir gerçek var: CHP bir örgüt partisidir.
MYK oluşturuldu ve iddialara göre bazı milletvekilleri disipline sevk edildi. Ancak bu kararı da parti meclisinin kabul etmesi gerekiyor. Milletvekilleri, Meclis faaliyetleri ile ilgili grup disiplin kuruluna sevk edilebilir. Orada da Özgür Özel ekibi çoğunlukta.
Hatta grup başkanına hakaret eden bir milletvekili olursa bu kurulu Özgür Özel de çalıştırabiliyor.
CHP kasasında halihazırda 1 milyar Türk lirası para var. Bankada durduğu için yaklaşık 140 milyon Türk lirası faiz geliri oluşmuş durumda.
Özel döneminde ise 140 milyon Türk lirası borç ve kasada yalnızca 4 milyon Türk lirası para ile devralındığı belirtiliyor.
Özetle Yargıtay’dan gelecek karara göre Özel cephesi hareket edecek. PM’deki çoğunluğu nasıl kullanacaklarına dair ser verip sır vermiyorlar.
Süreci takip edeceğiz.