Macaristan’da 2026 parlamento seçimleri, ülkenin son 16 yılına damga vuran Viktor Orbán döneminin sona ermesiyle sonuçlandı. Muhalefetin lideri Péter Magyar’ın Tisza Partisi, yaklaşık 199 sandalyeli parlamentoda 138 koltuk kazanarak süper çoğunluğa ulaştı ve siyasi dengeleri kökten değiştirdi.
Yüksek katılım oranı ve geniş seçmen desteğiyle gerçekleşen seçimler, yalnızca iç politikada değil, Macaristan’ın Avrupa Birliği ile ilişkilerinde ve bölgesel dengelerde de yeni bir dönemin başlangıcı olarak görülüyor.
ODASINDA POSTERİ VARDI
Macaristan’ın siyasi dönüşüm sürecinde büyüyen Péter Magyar, gençliğinde odasının duvarına Viktor Orbán’ın posterini asacak kadar ona hayranlık duyuyordu. O dönem Orbán, Sovyet askerlerinin ülkeden çekilmesini talep eden liberal ve anti-komünist bir figürdü.
Ancak yıllar içinde bu tablo tersine döndü. 45 yaşındaki Magyar, bugün Orbán’ın 16 yıllık iktidarını sona erdirebilecek isim olarak öne çıkıyor.
SİSTEMİN İÇİNDEN GELEN BİR İSİM
Budapeşte’nin varlıklı ailelerinden birine mensup olan Magyar, hukukçu ve yargı mensuplarından oluşan bir çevrede yetişti. Ailesinde eski cumhurbaşkanı Ferenc Mádl gibi önemli isimler bulunuyor.
Magyar’ın Orbán’a karşı yükselişi oldukça hızlı oldu. Sadece iki yıl önce, Orban'ın iktidardaki Fidesz partisinin bir üyesiydi ve partinin önde gelen isimlerinden Judit Varga ile evliydi.
Çift, uzun yıllar Brüksel’de yaşadı; Magyar diplomat olarak görev yaparken, Varga, Avrupa Parlamentosu’nda Fidesz adına çalıştı. 2019’da Adalet Bakanı olan Varga, 2023’te görevinden ayrıldı.
SKANDAL SONRASI SAHNEYE ÇIKTI
2024 başında patlak veren bir skandal, Fidesz’i sarstı. Dönemin Cumhurbaşkanı Katalin Novák’ın, çocuk istismarı suçunu örtbas eden bir yetkiliyi affetmesi büyük tepki çekti.
Bu gelişme, Orbán yönetiminin “aile değerlerini koruyan hükümet” imajına ciddi darbe vurdu. Skandalın ardından Judit Varga istifa etti.
Siyaset bilimci Péter Krekó’ya göre tam da bu dönemde, Orbán’a meydan okuyabilecek bir lidere duyulan ihtiyaç zirveye ulaştı ve Magyar sahneye çıktı.
"ÜLKENİN YARISI BİR KAÇ AİLENİN ELİNDE..."
Magyar, Şubat 2024’te verdiği bir röportajda Orbán ve çevresini sert sözlerle eleştirdi. “Birkaç aile ülkenin yarısına sahip” diyen Magyar, iktidarı yolsuzluk ve güç tekelleşmesiyle suçladı. Bu çıkış kısa sürede geniş yankı uyandırdı ve milyonlarca kişi tarafından izlendi.
Magyar aynı yıl Tisza Partisi’ne katıldı ve kısa sürede liderliğe yükseldi. Parti, 2024 Avrupa Parlamentosu seçimlerinde yüzde 30’a yakın oy alarak sürpriz bir başarı elde etti.
'Saygı ve Özgürlük' anlamına gelen Tisza, aynı zamanda Macaristan’daki önemli bir nehrin adı. Parti, kısa sürede ülke genelinde hızla büyüyerek güçlü bir alternatif haline geldi.
ORBAN'A KARŞI 'STRATEJİK' KAMPANYA
Orbán dış politika ve küresel liderlerle ilişkilerine odaklanırken, Magyar kampanyasını ekonomi ve yolsuzluk gibi iç meselelere yoğunlaştırdı.
Son iki yılda ülke genelinde onlarca şehri ziyaret eden Magyar, seçmenle doğrudan temas kurarak geniş bir destek tabanı oluşturdu.
Magyar, Orbán’ın rakiplerini itibarsızlaştırmak için kullandığı yöntemlere karşı önceden önlem aldı. Hakkında yayımlanabileceği iddia edilen özel görüntülerle ilgili olarak “Evet, 45 yaşında bir erkeğim ve bir özel hayatım var” diyerek olası saldırıların etkisini azaltmaya çalıştı.
Ayrıca LGBTQ+ ve Ukrayna gibi tartışmalı konularda temkinli bir dil kullanarak iktidarın kendisini 'liberal tehdit' olarak göstermesinin önüne geçti.
AB İLE İLİŞKİLERDE YENİ DÖNEM Mİ?
Magyar’ın iktidara gelmesi halinde Brüksel ile ilişkilerin düzelmesi bekleniyor. Avrupa Komisyonu, Orbán döneminde demokratik gerileme gerekçesiyle Macaristan’a ayrılan yaklaşık 18 milyar euroluk fonu dondurmuş durumda.
Uzmanlara göre Magyar’ın en büyük gücü, sağdan sola geniş bir seçmen koalisyonunu bir araya getirmesi. Ancak bu ittifakın uzun vadede korunup korunamayacağı belirsiz.
Magyar ise kampanya boyunca Macaristan’ın yeniden inşasının zaman alacağını vurgulayarak, Orbán’ın kurduğu sistemi 'adım adım, tuğla tuğla' sökeceğini ifade etti.
