Suriye'de geçen yıl Mart ayında cihatçı Heyet Tahrir Şam (HTŞ) örgütünün kontrolündeki Şam yönetimi ile PKK'nın Suriye kolu, ayrılıkçı Suriye Demokratik Güçleri (SDG) arasında imzalanan '10 Mart Mutabakatı' için verilen süre 31 Aralık itibariyle sona erdi.
Görüşmelerin sonuçsuz kalmasıyla birlikte, SDG'nin devlet kurumlarına entegrasyonu konusundaki çıkmaz devam ederken; şiddet olayları, 'kapalı askeri bölge' ilanları ve sivil tahliyeleri gündeme geldi.
Şam yönetimi, Halep’teki Kürt bölgelerini 'kapalı askeri bölge' ilan etti ve sivillere bölgeyi terk etme çağrısında bulundu. Karar, SDG ile yaşanan çatışmaların ikinci gününe girmesiyle alındı.
Şam Yönetimi'nden, El Cezire'ye yapılan açıklamada, Halep mahallelerindeki tüm SDG askerî mevzilerinin meşru hedef olduğu bildirildi. Açıklamaya göre, bir gün önce patlak veren şiddetin ardından HTŞ ile SDG arasında bugün de (Çarşamba) aralıklı çatışmalar sürdü.
HTŞ: "MEŞRU HEDEFTİR"
Yetkililerin verdiği bilgilere göre, Salı günü yaşanan çatışmalarda dokuz kişi hayatını kaybetti. Bu çatışmalar, Mart ayında varılan ve ABD destekli SDG unsurlarının Suriye devlet yapısına entegre edilmesini öngören anlaşmanın uygulanamamasından bu yana yaşanan en şiddetli çatışmalar olarak kayda geçti.
Suriye ordusu, Halep’teki iki mahallenin saat 15.00’ten itibaren 'kapalı askerî bölge' ilan edileceğini duyurdu. Ordu, bu süre zarfında sivillerin güvenli şekilde ayrılabilmesi için 'insani koridorlar' açılacağını belirtti.
HTŞ'nin kontrolündeki Suriye Ordusu tarafından yapılan yazılı açıklamada şu ifadeler kullanıldı:
SDG örgütüne ait Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahallelerindeki tüm askerî noktalar, örgütün Halep kenti mahallelerine yönelik büyük çaplı tırmanışı ve sivillere karşı çok sayıda katliam gerçekleştirmesi nedeniyle Suriye Ordusu için meşru askerî hedeftir.
SDG: "BÜYÜK ÇAPLI BİR SAVAŞ İHTİMALİ..."
SDG ise Şeyh Maksud ve Eşrefiye çevresine Suriye ordusuna ait çok sayıda aracın sevk edildiğini bildirerek, bunu 'tırmanış ve büyük çaplı bir savaş ihtimaline işaret eden tehlikeli bir gösterge' olarak niteledi.
Şam yönetimi aynı zamanda, Halep’in Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahallelerindeki sivillere SDG mevzilerinden derhal uzak durmaları çağrısında bulundu.
Devlet haber ajansı SANA, tahliye edilen sivillere Suriye Sivil Savunması ve Suriye Arap Kızılayı tarafından yardım sağlandığını öne sürdü.
Sivil Savunma, insani koşulların kötüleşmesi ve SDG’nin top atışları nedeniyle öğle saatlerine kadar 850 sivilin Halep’ten tahliye edildiği açıklandı.
Suriyeli bir güvenlik kaynağı, SDG’nin kontrolündeki el-Şefik Hapishanesi’nden bazı mahkûmların Halep’teki güvenli bölgelere kaçtığını söyledi.
Kaçan mahkûmların sayısına ilişkin bilgi verilmedi.
SDG, ÖNCE KABUL ETTİ, SONRA AYAK DİREDİ
Taraflar, şiddetin sorumluluğunu karşılıklı olarak birbirine yüklerken; olayların, Şam yönetimi ile SDG arasında yürütülen ve devlet medyasına göre 'somut bir sonuç alınamadan' tıkanan görüşmelerin ardından patlak verdiği bildirildi.
Suriye’nin kuzey ve kuzeydoğusunun geniş bir bölümünü kontrol eden SDG’nin devlet kurumlarına dahil edilmesi meselesi, kriz çıkarma potansiyeli yüksek bir tartışma konusu olmayı sürdürüyor.
Mart ayında varılan anlaşmada, SDG; “Suriye’nin kuzey doğusundaki tüm sivil ve askerî kurumların — sınır kapıları, havaalanı ile petrol ve doğalgaz sahaları dâhil — Suriye devletine entegre edilmesini” kabul etmişti. Ancak bu anlaşma henüz hayata geçirilmedi.
İSRAİL'İN ROLÜ
Uzun yıllar ülkeyi yöneten Beşar Esad’ın devrilmesinin ardından, iktidarı ele geçiren HTŞ'nin gücü merkezileştirme çabaları İsrail’in adımlarıyla daha da zorlaşıyor.
İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu hükümeti, İsrail sınırına bitişik, Suriye'nin güney bölgelerini askerden arındırma amacıyla sürekli baskınlar ve bombardımanlar düzenliyor.
Silahlı Çatışma Konumu ve Olay Verileri Projesi’ne (ACLED) göre, İsrail son bir yılda Suriye genelinde 600’den fazla hava saldırısı, İHA saldırısı ve topçu atışı gerçekleştirdi; bu da ortalama günde iki saldırıya denk geliyor.
Atlantic Council’in Suriye Projesi kıdemli araştırmacılarından Marie Forestier, El Cezire’ye yaptığı değerlendirmede, Suriye, İsrail ve ABD’nin hedefleri arasındaki mesafenin 'son derece zorlayıcı' olduğunu belirterek, “Özellikle İsrail’in Suriye’yi istikrarsızlaştırmak için elinden geleni yaptığı” görüşünü dile getirdi.