ABD Başkanı Donald Trump’ın açıklamalarına göre, ABD güçleri tarafından yakalanan Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro’nun yönetimindeki ülke, dünyanın en büyük petrol rezervlerine sahip olmasına rağmen ciddi bir üretim krizi yaşıyor.
Resmi verilere göre Venezuela, yaklaşık 303 milyar varil ile küresel petrol rezervlerinin yüzde 17’sine sahip.
Bu rakam, ülkeyi OPEC lideri Suudi Arabistan’ın önüne taşıyor. Ancak onlarca yıl süren kötü yönetim, yetersiz yatırım ve ABD yaptırımları nedeniyle ham petrol üretimi kapasitenin çok altında seyrediyor.
Venezuela petrolünün büyük bölümü, Orinoco Havzası’ndaki ağır petrolden oluşuyor. ABD Enerji Bakanlığı’na göre bu petrol teknik olarak üretilebilir olsa da yüksek maliyetli.
Maduro ve dönemin Devlet Başkan Yardımcısı Delcy Rodriguez, 2019’da petrole alternatif olarak madenciliği öne çıkaran beş yıllık bir plan açıklamıştı.
Ancak hükümetin rezerv ve kaynak kavramlarını birbirine karıştırması, ülkenin gerçek maden potansiyelinin net biçimde ortaya konmasını zorlaştırdı.
2018’de yayımlanan “madenler kataloğu”nda Venezuela’nın yaklaşık 3 milyar ton kömür, 407 bin ton nikel rezervi, 644 ton altın kaynağı, 14,68 milyar ton demir cevheri ve 321,5 milyon ton boksit kaynağı bulunduğu öne sürüldü.
Ancak bu rakamların önemli bölümünün spekülatif olduğu kabul edildi.
Uzmanlara göre Venezuela, modern teknoloji için kritik önemde olan nadir toprak elementleri açısından kayda değer bir rezerve sahip değil.
ÜRETİM 50 YILDA DİBE VURDU
Venezuela, OPEC’in kurucu üyeleri arasında yer alıyor. 1970’lerde günlük 3,5 milyon varil petrol üreten ülke, bu dönemde küresel üretimin yüzde 7’sini karşılıyordu.
Üretim 2010’lu yıllarda 2 milyon varilin altına düştü ve geçen yıl ortalama 1,1 milyon varil/gün seviyesinde kaldı. Bu rakam, ABD’nin North Dakota eyaletine yakın bir üretime işaret ediyor.
Enerji analistleri, olası bir rejim değişikliğinin uzun vadede üretimi artırabileceğini ancak bunun kısa sürede gerçekleşmesinin zor olduğunu vurguluyor.
Hükümet, 2025’in ilk dokuz ayında altın, kömür ve demir cevheri üretiminin arttığını açıklasa da resmi rakam paylaşmadı.
Venezuela, 2011’de altın sektörünü kamulaştırdı. Kömür üretiminin yeniden başlatıldığı ve ihracat hedeflendiği belirtilse de bu hedeflerin tutturulup tutturulmadığı belirsiz.
Son on yılda nikel, boksit, demir cevheri ve altın üretimi de petrolle birlikte ciddi biçimde geriledi.
Venezuela, petrol sektörünü 1970’lerde kamulaştırarak devlet şirketi PDVSA’yı kurdu. 1990’larda yabancı yatırıma açılan sektör, Hugo Chavez döneminde yeniden devlet kontrolüne alındı. Exxon ve Conoco gibi şirketler ülkeden ayrıldı.
PDVSA, Chevron, ENI, Total, CNPC ve Rosneft gibi şirketlerle ortak girişimler kurdu. Maduro, 2023’te Guyana ile ihtilaflı bölgelerde maden ruhsatları verme tehdidinde bulundu.
YAPTIRIMLAR SONRASI İHRACAT ÇİN'E KAYDI
ABD yaptırımları öncesinde Venezuela petrolünün en büyük alıcısı ABD’ydi.
Son yıllarda bu rolü Çin üstlendi. Venezuela’nın Çin’e yaklaşık 10 milyar dolar borcu bulunuyor ve bu borç petrol sevkiyatıyla ödeniyor.
Trump’ın tanker trafiğine yönelik abluka açıklamasının ardından Venezuela’nın petrol ihracatı büyük ölçüde durdu. Trump, Çin’in petrolü alacağını söylese de ayrıntı vermedi.
PDVSA’nın ABD’deki rafineri şirketi CITGO, alacaklıların açtığı davalar nedeniyle risk altında bulunuyor. ABD mahkemelerinde süren davalar, şirketin kontrolünün el değiştirmesine yol açabilir.