Akademi hazırlık eğitimi tartışmalar eşliğinde başladı... Eğitim Sen'den akademi tepkisi: 'Elemeye dayalı tasfiye politikası'

Akademi hazırlık eğitimi tartışmalar eşliğinde başladı... Eğitim Sen'den akademi tepkisi: 'Elemeye dayalı tasfiye politikası'

13.04.2026 17:22:00
Güncellenme:
Akademi hazırlık eğitimi tartışmalar eşliğinde başladı... Eğitim Sen'den akademi tepkisi: 'Elemeye dayalı tasfiye politikası'

Eğitim fakültelerini işlevsizleştiren Milli Eğitim Akademisi Hazırlık Eğitimi Programı başladı. Eğitim Sen Genel Başkanı Kemal Irmak, söz konusu uygulamanın dünyada benzerinin bulunmadığını ifade etti. Irmak, "Yıllarını eğitim fakültelerinde geçiren yüz binlerce öğretmen adayı, bu sistemle birlikte yeniden “yeterlilik” süzgecine tabi tutulmaktadır. Diplomaların geçersizleştirilmesi anlamına gelen bu yaklaşım, bilimsel ve pedagojik birikimin inkârıdır. Atama bekleyen öğretmen sayısı 1 milyona yaklaşmışken, önümüzdeki iki yıl için yalnızca 10 bin atama planlanması, bu sistemin bir istihdam politikası değil, açıkça elemeye dayalı tasfiye politikası olduğunu ortaya koymaktadır. Öğretmenliği bir “eleme süreci”ne indirgeyen bu yaklaşım eşit, demokratik ve kamusal eğitim ilkesine açık bir saldırıdır" tepkisini gösterdi.

Millî Eğitim Bakanlığı tarafından yürürlüğe konulan “Milli Eğitim Akademisi Hazırlık Eğitimi Programı” bugün tartışmalar gölgesinde başladı. Eğitim Sen, akademinin öğretmen yetiştirme sistemine yönelik bir dönüşümün parçası olarak yaşama geçirildiğini belirtti. Söz konusu uygulamanın eğitim modeli değil öğretmenlik mesleğinin tarihsel, kurumsal ve kamusal niteliğini hedef alan siyasal bir müdahale olduğunu ifade eden Eğitim Sen Milli Eğitim Akademisi Başkanlığı önünde açıklama yaptı.

Akademi modelinin öğretmen yetiştirme sistemini güçlendirmediğini ve tasfiye ettiğini belirten Eğitim Sen Genel Başkanı Kemal Irmak "Yıllarını eğitim fakültelerinde geçiren, pedagojik formasyon alan, uygulama ve staj süreçlerini tamamlayan yüz binlerce öğretmen adayı, bu sistemle birlikte yeniden “yeterlilik” süzgecine tabi tutulmaktadır. Bu durum, yalnızca öğretmen adaylarının emeğini değersizleştirmekle  kalmamakta; aynı zamanda üniversitelerin ve eğitim fakültelerinin toplumsal işlevini fiilen ortadan kaldırmaktadır. Diplomaların geçersizleştirilmesi anlamına gelen bu yaklaşım, bilimsel ve pedagojik birikimin inkârıdır" dedi.

'ELEMEYE DAYALI TASFİYE POLİTİKASI'

Milli Eğitim Akademisi’nin içeriği, müfredatı ve işleyişinin kamuoyundan gizlendiğini ifade eden Irmak, "Şeffaflıktan uzak bu yapı, bilimsel ölçütler yerine siyasal kriterlerin belirleyici olduğu bir mekanizmaya işaret etmektedir. Atama ve değerlendirme süreçlerinde liyakat yerine sadakatin esas alınacağına dair güçlü emareler, öğretmenlik mesleğini doğrudan siyasal iktidarın vesayeti altına sokmaktadır. Bu yalnızca bir meslek politikası değil, aynı zamanda eğitimin ideolojik olarak yeniden biçimlendirilmesi girişimidir.

Öte yandan mevcut tablo, bu modelin ne kadar büyük bir çelişki üzerine kurulduğunu açıkça göstermektedir. Bir yandan “öğretmen açığı yok” söylemi dillendirilirken, diğer yandan yaklaşık 90 bin ücretli öğretmen güvencesiz ve düşük ücretlerle çalıştırılmaktadır. Atama bekleyen öğretmen sayısı 1 milyona yaklaşmışken, önümüzdeki iki yıl için yalnızca 10 bin atama planlanması, bu sistemin bir istihdam politikası değil, açıkça elemeye dayalı tasfiye politikası olduğunu ortaya koymaktadır" diye konuştu.

'İDEOLOJİK TERCİHLERDEN BESLENİYOR'

Akademi sürecinde öğretmen adaylarına öngörülen 32 bin 351 TL’lik ücretin günümüz ekonomik koşullarında yaşamın en temel ihtiyaçlarını dahi karşılamaktan uzak olduğunu vurgulayan Irmak, "Özellikle büyükşehirlerde barınma, ulaşım ve beslenme gibi temel giderler göz önüne alındığında, bu ücret açık bir yoksullaştırma politikasıdır. Üstelik barınma sorununa dair herhangi bir kamusal çözüm sunulmamakta, adaylar tamamen piyasa koşullarına terk edilmektedir.

Daha da vahimi, bu sürecin sonunda herhangi bir atama güvencesinin bulunmamasıdır. Yani öğretmen adayları, güvencesiz,  düşük ücretli ve belirsiz bir geleceğe mahkûm edilmektedir. Bu modelle, Türkiye’nin yüz yılı aşan tarihsel öğretmen yetiştirme birikimi tasfiye edilmektedir. Dünyada benzeri bulunmayan bu uygulama, pedagojik ihtiyaçlardan değil, siyasal ve ideolojik tercihlerden beslenmektedir. Eğitim fakültelerini işlevsizleştiren, öğretmenliği bir “eleme süreci”ne indirgeyen bu yaklaşım eşit, demokratik ve kamusal eğitim ilkesine açık bir saldırıdır" ifadelerini kullandı.

'TOPLUMUN GELECEĞİNİ ETKİLİYOR'

Öğretmen yetiştirme sürecinin parçalanmasının, mesleğin güvencesizleştirilmesinin ve liyakat ilkesinin ortadan kaldırılmasının yalnızca öğretmen adaylarının değil, toplumun tümünün geleceğini doğrudan etkileyeceğinin altını çizen Irmak, "Eğitim sisteminin niteliği, öğretmenin niteliğinden bağımsız düşünülemez. Eğitim Sen olarak bir kez daha ifade ediyoruz: Eğitimin piyasalaştırılmasına, öğretmenliğin itibarsızlaştırılmasına ve siyasal kadrolaşmanın kurumsallaştırılmasına izin vermeyeceğiz.

Öğretmenlik mesleğinin onurunu, güvenceli çalışma  hakkını ve kamusal eğitimin temel ilkelerini her koşulda savunmaya devam edeceğiz. Tüm eğitim emekçilerini ve öğretmen adaylarını; emeğimize, mesleğimize ve geleceğimize sahip çıkmak üzere  birlikte mücadeleyi büyütmeye çağırıyoruz" dedi. 

CHP'YE ZİYARETE POLİS ENGELİ

Öte yandan eylemden sonra Eğitim Sen üyeleri, CHP Ankara İl Başkanı Ümit Erkol'un tutuklanmasını Güvenpark'ta oturma eylemi yaparak protesto eden CHP'lileri ziyaret etmek istedi. Ancak polis buna izin vermedi.