Bakanlık ve yerel yönetimlere 'sorumluluk' çağrısı: 'Kalıcı devlet politikası istiyoruz'

Bakanlık ve yerel yönetimlere 'sorumluluk' çağrısı: 'Kalıcı devlet politikası istiyoruz'

18.04.2026 04:00:00
Güncellenme:
Bakanlık ve yerel yönetimlere 'sorumluluk' çağrısı: 'Kalıcı devlet politikası istiyoruz'

Okullardaki şiddet sorunlarına ilişkin; çok katmanlı bir güvenlik modeli oluşturulması gerektiğine dikkat çeken TEÇ-SEN Genel Başkanı Ümit Demirel; bakanlıkları ve yerel yönetimleri işbirliği konusunda sorumluluğa davet etti. Okulların kriz yönetim planları olmasına, öğretmen, öğrenci ve velilere ise krizle mücadele konusunda eğitim verilmesine ilişkin önerilerde bulunan Demirel, "Artık geçici çözümler değil, kalıcı devlet politikası istiyoruz" diye konuştu.

Okullardaki şiddet sarmalı yaşam ve eğitim hakkını engellediği gibi toplumdaki güvencesizliği de artırırken eğitim sendikaları eğitimde şiddetin sonlanması için fiziki ve psikolojik önlemlerin bir an önce alınmasını talep ediyor. Bu çerçevede Tüm Eğitim Çalışanları Sendikası (TEÇ-SEN) Genel Başkanı Ümit Demirel Cumhuriyet'e açıklamalarda bulundu.

Okul güvenliğinin, yalnızca kapıda bekleyen görevliyle ya da olay yaşandıktan sonra yapılan açıklamalarla çözülebilecek bir başlık olmadığını vurgulayan Demirel, ihtiyaç duyulanın; 'çok katmanlı, önleyici, kurumsal ve kalıcı bir güvenlik modeli' olduğunu belirtti. 

'ZİYARETÇİ KAYIT SİSTEMİ ZORUNLU OLMALI '

Fiziksel güvenliğin önemli olduğunu ama tek başına yeterli olmadığını ifade eden Demirel, "Her okulda kadrolu ve eğitimli güvenlik personeli istihdam edilmelidir. Geçici, dönüşümlü, yetkisiz ya da sadece kapıda duran personel anlayışıyla bu mesele çözülemez. Okullarda tek kontrollü giriş sistemi kurulmalı, çok sayıda kontrolsüz kapı uygulamasına son verilmelidir. Ziyaretçi kayıt sistemi zorunlu hale getirilmeli, yetkisiz girişler kesin şekilde engellenmeli, okul bahçeleri kamusal geçiş alanı gibi kullanılmamalıdır. Ayrıca kamera sistemleri kör nokta bırakmayacak şekilde kurulmalıdır" dedi. 

Okuldaki kritik noktalarda acil durum butonları ile sessiz alarm sistemlerinin bulunması gerektiğine dikkat çeken Demirel, "Risk yoğunluğu yüksek olan okullarda X-ray cihazı ya da kapı dedektörü gibi uygulamalar da artık ciddi biçimde değerlendirilmelidir" diye konuştu. 

'OKULDA MÜDAHALE PROTOKOLÜ BULUNMALI' 

Sorunun sadece dışarıdan gelen tehdit değil, okulun kendi içinde büyüyen risklerden de oluştuğunu söyleyen Demirel, "Okuldaki noktalar için düzenli gözetim planları hazırlanmalıdır. Nöbet sistemi formalite olmaktan çıkarılmalı, okulun risk haritasına göre yeniden düzenlenmelidir. Saldırgan davranışlar karşısında her okulda standart müdahale protokolü bulunmalıdır. Tehlikeli eşya getirme şüphesi halinde ne yapılacağı açık biçimde belirlenmelidir. Disiplin süreçleri de yalnızca cezalandırmaya değil, riskin azaltılmasına ve tekrarın önlenmesine odaklanmalıdır" dedi.

'REHBERLİK SERVİSİ OKUL GÜVENLİĞİNİN TEMEL UNSURUDUR' 

Demirel, bu konuda en önemli başlıklardan birinin rehberlik ve psikolojik danışmanlık hizmetleri olduğunun altını çizdi.

"Her okulda yeterli sayıda rehber öğretmen ve psikolojik danışman bulunmalıdır" diyen Demirel, "Öğrencilerin öfke, dışlanma, zorbalık eğilimi, tehdit dili, silah övgüsü, intikam söylemi ya da kendine ve başkasına zarar verme imaları asla hafife alınmamalıdır. Rehberlik servisleri yalnızca sınav tercihi yapan birimler değildir; okulun güvenlik ve önleme kapasitesinin temel unsurlarından biridir. Bu nedenle her okulda mutlaka etkin bir erken uyarı sistemi kurulmalıdır. Tekrar eden şiddet eğilimi, ciddi akran zorbalığı, sosyal medyada tehdit içerikleri, silah ya da kesici alet şüphesi, öğretmene ya da öğrenciye yönelik takıntılı tehdit davranışları ortaya çıktığında; rehberlik servisi, okul yönetimi, gerektiğinde RAM, emniyet, sağlık birimleri ve çocuk koruma mekanizmaları birlikte ve hızlı biçimde devreye girmelidir" diye konuştu.

Aile ile işbirliğinin de bu sistemin vazgeçilmez bir parçası olduğunu kaydeden Demirel, "Veliler sadece sorun çıktığında çağrılan taraf olmamalıdır. Risk taşıyan durumlarda ailelerle düzenli izleme toplantıları yapılmalı, velilere dijital tehditler, zorbalık, silaha erişim ve davranış değişiklikleri konusunda eğitim verilmelidir" ifadelerini kullandı.

'KRİZ YÖNETİMİ EĞİTİM VERİLMELİ'

Her okulun yaşayan bir kriz yönetimi planı olması gerektiğine vurgu yapan Demirel, "Acil durum eylem planı, tehdit ve saldırı protokolü, kilitlenme prosedürü, tahliye planı, ilk yardım ve travma sonrası destek planı ile polis, sağlık ve itfaiye koordinasyon listesi her okulda hazır bulunmalıdır. Silahlı tehdit ve saldırı anında nasıl davranılacağı konusunda da öğretmenlere, yöneticilere ve öğrencilere panik üretmeden eğitim verilmelidir" dedi.

BAKANLIKLAR VE YEREL YÖNETİMLERE ÇAĞRI 

Demirel bu konuda bakanlıkların işbirliği içinde hareket etmesi gerektiğini belirterek, "Milli Eğitim Bakanlığı ulusal okul güvenliği standardı belirlemeli, kadrolu güvenlik ve rehberlik personeli planlamalı, merkezî veri sistemi kurmalı ve yöneticilere zorunlu eğitim vermelidir. İçişleri Bakanlığı ve emniyet, yüksek riskli bölgelerde okul çevresi güvenlik planları oluşturmalı ve hızlı müdahale mekanizmalarını işletmelidir. Sağlık Bakanlığı çocuk ve ergen ruh sağlığı hizmetlerine erişimi hızlandırmalıdır. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı riskli aile yapıları ve suça sürüklenme tehlikesi bulunan durumlarda daha etkin koruyucu mekanizmalar geliştirmelidir. Yerel yönetimler ise okul çevresi aydınlatması, güvenli ulaşım alanları ve çevresel risk azaltma konusunda sorumluluk üstlenmelidir" ifadelerine yer verdi.

'EĞİTİMİ KORUMAK GELECEĞİ KORUMAKTIR' 

Demirel sözlerini şöyle sonlandırdı: "Öğretmenlerimizi korumak, eğitim sistemini korumaktır. Eğitim sistemini korumak da ülkenin geleceğini korumaktır. Artık kınama değil, önlem istiyoruz. Artık geçici çözümler değil, kalıcı devlet politikası istiyoruz. Okullar sahipsiz değildir. Öğretmenler yalnız değildir. Çocuklarımız kaderine terk edilemez."