2025 yılı geride kalırken yıl boyunca en büyük sıkıntıyı alım gücü eriyen yurttaş yaşadı: Kaybeden yine emekçiler

2025 yılı geride kalırken yıl boyunca en büyük sıkıntıyı alım gücü eriyen yurttaş yaşadı: Kaybeden yine emekçiler

2.01.2026 04:00:00
Güncellenme:
2025 yılı geride kalırken yıl boyunca en büyük sıkıntıyı alım gücü eriyen yurttaş yaşadı: Kaybeden yine emekçiler

İşçiler yılın ilk 9 ayında toplam 1.2 trilyon TL’yi aşan gelir kaybetti. Ortalama emekli aylığının ise 2002’de kişi başına GSYH’ye oranı yüzde 46.4 iken 2025’te yaklaşık yüzde 29’a geriledi.

2025, yüksek enflasyonun sabit gelirlilerin hayatını zorlaştırdığı, reel gelir kayıplarının yükseldiği, alım gücünün ciddi şekilde eridiği bir yıl oldu. 2025’e, bir önceki yıl gerçekleşen yüzde 45’lik enflasyona rağmen bunun 15 puan altında kalan bir asgari ücret artışıyla girildi. Asgariye ara zam yapılmayan 2025’in 11. ayında TÜFE verisi TÜİK’te yüzde 31.7’yi, ENAG’da yüzde 56.82’yi gösterdi. DİSKAR verilerine göre ilk 11 ayda enflasyonun işçi ücretlerine birikimli faturası 1.2 trilyon lirayı aşarken vergi ve kesintilerin birikimli maliyeti en az 926 milyar lira oldu. Asgari ücret bu dönemde 6 bin 574 TL kayıp yaşadı.

Ortalama emekli aylığının ise 2002’de kişi başına GSYH’ye oranı yaklaşık yüzde 46.4 iken 2025’te bu oran yaklaşık yüzde 29’a geriledi. Emeklilerin yaklaşık 4 milyonu asgari ücretin bile altında kalan en düşük emekli maaşıyla yaşam mücadelesi verdi. Ellerine geçen 16 bin 881 TL de aydan aya eridi. Büyümeden refah payı alamayan kamu emekçileri de sadece geçmiş enflasyonu kovalayan bir maaş sarmalına hapsoldu. Yurttaş maaşının yüzde 50’den fazlasını kiraya ayırmak zorunda kaldı.

Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) Eş Genel Başkanı Ahmet Karagöz, TÜİK’in güdümlü verileriyle emeğin haklarını gasp ettiğini belirtti.

HAKLARI KORUMA ÇABASI

Onaylanan 2026 bütçesinin de bu gaspı büyüttüğünü söyleyen Karagöz şöyle konuştu: “Yaklaşık 50 ilde eylem ve mitinglerle yürüttüğümüz mücadeleye rağmen emekçilerin, emeklilerin, kadınların, çiftçilerin, öğrencilerin ve esnafın talepleri tamamen yok sayıldı. Kamu emekçileri, açlık sınırına yakın ücretlerle çalışmaya zorlanmakta.”

Sendikal haklar alanında yaşanan gerileme de 2025’in dikkat çeken başlıkları arasında yer aldı. Grev yasakları ve uluslararası sözleşmelere aykırı uygulamalar nedeniyle Türkiye, Uluslararası Sendikalar Federasyonu’nun Küresel Haklar Endeksi’nde en kötü ülkeler arasında kalmaya devam etti. BİRTEK SEN Başkanı Mehmet Türkmen 2025’e ilişkin şunları kaydetti: “Her 10 işçi direnişinden en az 9’u doğrudan ücret talebiyle ortaya çıktı. Aslında olması gereken yeni haklar için, sosyal hakları ileriye taşımak ve çalışma koşullarını iyileştirmek için direnmekken 2025 mevcut hakları koruma savaşıyla geçti.”

BÖLÜŞÜM KRİZİ DERİNLEŞTİRİLDİ

DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu, iktidarın ücretleri enflasyonun nedeni olarak gören yanlış bir teşhisle ısrarcı politikalar izlediğini söyledi. 1980’de asgari ücret kişi başına milli gelirin yüzde 81’ine denk gelirken, bu oranın 2026’da yüzde 45.7’ye düştüğünü hatırlatan Çerkezoğlu, yüksek enflasyon sürerken ücretlerin bilinçli biçimde bastırıldığını vurguladı.

Adaletsiz vergi sistemiyle emekçi ve emeklilerden patronlara, zenginlere, bankalara ve devlete büyük bir kaynak aktarımı yapıldığını belirtti. Firmaların fiyat artışlarının bu aktarımı büyüttüğünü, yıl boyunca sendikal hak gasplarına hükümetin sessiz kaldığını söyledi. Çerkezoğlu “2026’da emekçinin iktidardan beklentisi yok. Tek çıkış yolumuz örgütlenme ve böylece aynı zamanda demokrasiyi yeniden inşa etmek” dedi.

‘BİLİNÇLİ YOKSULLAŞTIRMA’

Emekli ve Emekçiler Dernekleri Federasyonu Genel Başkanı Gönül Boran Özüpak, 2025’i “masalların anlatıldığı, iktidarın rakamlarıyla, emeklinin tenceresi arasındaki uçurumun derinleştiği yıl” olarak tanımladı. İktidarın bilinçli yoksullaştırma politikasının daha da görünür olduğunu vurgulayan Özüpak, 17 bin dolar olduğu iddia edilen milli gelirin emekçinin cebine uğramadığını söyledi ve “Paylaşılan refah değil, yoksulluk oldu. Emekli kira, fatura, gıda ve ilaç arasında seçim yapmaya zorlandı. Yoksulluğun istatistiklerle yok sayıldığını her gün biraz daha borç batağına düşerek yaşadık” dedi.