Arjantin’de yıllık enflasyon oranı 2023’te yüzde 211 seviyesindeyken, 2025 yıl sonu itibarıyla yüzde 31,5’e kadar geriledi. Devlet Başkanı Javier Milei, enflasyondaki düşüşü kendi ekonomi politikalarının sonucu olarak değerlendiriyor. Geçtiğimiz ay Wall Street’te yatırımcılara yaptığı sunumda kamu harcamalarında uyguladığı “testere” yaklaşımını enflasyona karşı bir başarı olarak anlattı.
'EKONOMİNİN MOTORU KAPATILDI' DEĞERLENDİRMESİ
Londra Üniversitesi’nden misafir araştırmacı Can Çınar’ın analizine göre, ülkedeki ekonomik krizlerin döngüsel yapısı dikkate alındığında tablo daha olumsuz bir görünüm ortaya koyuyor.
Çınar, enflasyondaki düşüşün üretkenlik artışından kaynaklanmadığını, ücretlerde bilinçli ve sistematik bir gerilemenin sonucu olduğunu belirtti. Değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı:
Milei, Arjantin ekonomisinin motorunu onarmadı; sadece motoru kapattı. 2023’te göreve gelmesinden bu yana ülkenin sanayi üretimi ciddi şekilde geriledi. 2.000’den fazla işletme kapandı ve 73 bin kişi işini kaybetti.
Otomotiv sektöründe fabrikaların kapasite kullanım oranı yüzde 24 seviyesine kadar düştü.
TALEP DARALDI, FİYAT ARTIŞI SINIRLANDI
Reel ücretlerdeki sert düşüş, iç talebin zayıflamasına neden oldu. Bu durum, Arjantin mallarına olan talebin belirgin şekilde azalmasına yol açtı. Üreticilerin kapasite kullanımının düşmesiyle birlikte firmalar fiyat artıramadı ve enflasyondaki yükseliş sınırlı kaldı.
YOKSULLAŞMA VE İŞSİZLİK ETKİSİ
Milei’nin uyguladığı politikaların talebi keskin biçimde düşürdüğü, bunun da geniş kesimlerin ekonomiye katılımını zorlaştırdığı ifade ediliyor. İşsizlik korkusu, çalışanların daha düşük ücretleri kabul etmesine neden olurken, bu durum fiyatlar üzerinde aşağı yönlü baskı oluşturuyor.
Bu çerçevede enflasyondaki düşüş, düşük ücretler ve gerileyen yaşam standartlarının kalıcı hale gelmesiyle ilişkilendiriliyor.
YENİ DÜZENLEME ÇALIŞMA KOŞULLARINI ETKİLİYOR
“İşgücü modernizasyonu” olarak adlandırılan yeni yasa, çalışma saatlerini artırırken çalışan haklarını azaltıyor. Düzenleme, emeği daha düşük maliyetli ve daha kolay gözden çıkarılabilir hale getiriyor.
Eleştiriler, bu adımın modernleşmeden ziyade emeğin milli gelirden aldığı payın kalıcı olarak düşürülmesine yol açtığını ortaya koydu.
BÜYÜME BEKLENTİSİ SINIRLI KALABİLİR
Hükümet, 2026 yılı için yüzde 4 büyüme öngörüsünü gündeme getiriyor. Ancak bu büyümenin tarım, madencilik ve lityum gibi sınırlı istihdam yaratan sektörlerde yoğunlaşması bekleniyor. Bu nedenle şehirli çalışanlar açısından ekonomide belirgin bir toparlanma görülmüyor.
ENFLASYON GERİLEDİ ANCAK TARTIŞMALAR SÜRÜYOR
Enflasyondaki düşüş, 2023’teki üç haneli seviyelerin ardından toplumda bir rahatlama yarattı. Günlük alışverişte fiyatların hızlı değişmemesi, tüketiciler açısından önemli bir psikolojik etki oluşturdu.
Buna karşın düşüşün, daha verimli bir ekonomik yapıdan değil, baskılanmış talep ve düşük ücretlerden kaynaklandığı değerlendirmeleri yapılıyor.
SOSYAL KRİZ TARTIŞMASI
Milei’nin ekonomi politikaları uluslararası alanda da tartışılıyor. Bazı çevreler bu modeli örnek gösterirken, eleştiriler mevcut tablonun derinleşen bir sosyal krize işaret ettiğini vurgulandı.
2001 KRİZİYLE KARŞILAŞTIRMA
Ücretler üzerindeki baskının, Arjantin’in 2001 krizini hatırlattığı belirtiliyor. O dönemde yaşanan ekonomik çöküş, yüksek işsizlik ve bankacılık krizleri toplumda kalıcı etkiler bırakmıştı.
Bugünkü süreç ise ani bir çöküşten ziyade, daha yavaş ilerleyen ve yapısal hale gelen bir daralma olarak değerlendiriliyor.
EKONOMİK MODELİN GELECEĞİ
Önümüzdeki dönemde temel tartışma, uygulanan ekonomik modelin sürdürülebilirliği olacak. Negatif net rezervler, zayıflayan iç pazar ve yüksek borç yükü ekonomide kırılganlığı artırıyor.
Bu durum, hükümeti sürekli dış finansman arayışına yönlendirirken, iç politikaların da dış sermayeyi çekmeye odaklanmasına neden oluyor.
Küçük işletmeler için kredi imkanlarının sınırlı olması, kamu yatırımlarının yetersiz kalması ve tüketici talebinin düşük seyretmesi ekonomik toparlanmayı zorlaştırıyor.
New York’ta yatırımcılara yapılan sunum da bu çerçevede bir sermaye çağrısı olarak değerlendiriliyor. Ancak uluslararası yatırımcıların daha çok kısa vadeli kazanç fırsatlarına yöneldiği ifade ediliyor.
Ekonomide iki farklı yapı dikkat çekiyor. Küresel piyasalara entegre büyüyen sektörler ile geniş kesimlerin yaşam mücadelesi verdiği zayıf iç pazar arasındaki ayrışma derinleşiyor.
