Hamzaçebi, hükümetin yıllar itibariyle kademeli olarak; vergi dilimlerini, istisnaları gerçek enflasyon ve yeniden değerleme oranının altında belirlediğine işaret ederek, şöyle devam etti:
“Götürü gider indirimi yüzde 25’ten yüzde 15’e düşürülerek, gerçek gider yönteminde alınan konutun faiz giderleri ile başka geliri (emekli aylığı, ücret geliri dahil) bulunanların toplam gelirlerini baz alarak istisnadan faydalanmasının kaldırılması ile kira geliri elde edenlerin ödeyeceği vergi yükünü devamlı artırıyorlar. Bundan 5, 10 yıl önce kira geliri elde edenler yıllık ortalama bir kira tutarında devlete vergi öderken bu yıl bu oran 1.5 katını aşmaya başladı.”
'ATIL KONUT STOKU' ARTAR UYARISI
Hamzaçebi, konutlarını kiraya verenler için kira geliri elde etmenin artık bir gelir kapısı olmaktan çıkmaya başladığını belirtti. “Kiranın tahsil edilememe durumu, konutun yıpranması, bakım maliyetleri yanında yüksek vergiler dolayısıyla artık kişilerin sahibi bulundukları konutu satmayı düşünmediklerini ancak kiraya vermeyeceklerini dillendirmeye başladılar bile” diyen Hamzaçebi, bu durumun “atıl konut stokunu” artıracağını vurguladı.
Hamzaçebi, şunları söyledi: “Yeterli konut üretimi olmayan ülkemizde konutlarını kiraya vermek istemeyenler de eklenince düşük gelirlilerin barınmak için sınırlı konuta talebi, konutların kiralama bedelini daha da yükseltecektir. Bu durum açlık sınırının altında gelir elde eden emekli ve yoksulluk sınırının altında maaş alan emekçiler için barınma ihtiyacını ve geçim şartlarını giderek zorlaştıracaktır. Hükümet vergi politikalarını dar gelirlileri cezalandıracak şekilde değil koruyacak şekilde yapmalı. Bir an önce dar gelirlinin konut sahibi olması için adımlar atmalı.”
