‘Mutlak butlan’ krizi yalnızca ekonomiyi değil Türkiye’nin Avrupa Birliği ile ilişkilerini de sarsıyor: 'AB yeni Rusya istemez'

‘Mutlak butlan’ krizi yalnızca ekonomiyi değil Türkiye’nin Avrupa Birliği ile ilişkilerini de sarsıyor: 'AB yeni Rusya istemez'

25.05.2026 04:00:00
Güncellenme:
‘Mutlak butlan’ krizi yalnızca ekonomiyi değil Türkiye’nin Avrupa Birliği ile ilişkilerini de sarsıyor: 'AB yeni Rusya istemez'

CHP’ye yönelik “mutlak butlan” kararının ardından Avrupa Birliği’nden hukuk devleti, yargı bağımsızlığı ve çoğulculuk vurguları gelirken uzmanlar, kararın Türkiye-AB ilişkileri ve ekonomi üzerindeki etkilerine dikkat çekti.

Cumhuriyet Halk Partisi’ne yönelik “mutlak butlan” kararının yarattığı gerilim, dün parti genel merkezine polis müdahalesiyle yeni bir boyuta taşındı. Bugün piyasalarda ekonomiye yeni yüklerin gelmesi beklenirken tahribat etkisinin bir ayağı da Türkiye sanayisinin can damarı Avrupa Birliği (AB) ile ilişkilerde olacak. Uzmanlar Avrupa Birliği’nin hukuk ve demokrasiye dayalı, öngörülebilir Türkiye istediğini söylüyor.

Ekonomi yönetiminin de yabancı sermaye umudunda kritik hedef olan AB’den birçok siyasetçi, kararın ardından Türkiye’ye hukukun üstünlüğü, temel haklar, çoğulculuk ve yargının bağımsızlığı ilkelerini bir kez daha hatırlattı. Gümrük birliği anlaşmasının kapsamının genişletilmesine yönelik çağrıların güçlendiği bir dönemde bu uyarılar, ticari ilişkiler zeminini bir kez daha tartışmaya açık hale getirdi.

Türkiye iş dünyası son birkaç aydır gümrük birliğinin de ötesine geçerek adeta rafa kalkmış tam üyelik vizyonunu yeniden canlandırmaya çalışıyor. Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK), Avrupa kamuoyuna ve üye ülke pazarlarına yönelik yürüttüğü stratejik iletişim hamlelerini açık mektuplarla sürdürüyor. Ticaret Bakanlığı koordinasyonunda faaliyet yürüten DEİK Türkiye’nin tam üyeliğinin “Avrupa’nın stratejik özerkliği için zorunlu” olduğunu güçlü bir şekilde savunurken AB’nin vurguladığı kriterlerin çok uzağındaki gelişmeler, ilişkilerde yeni bir güvensizlik döneminin habercisi olarak yoruımlanıyor.

REFORM BEKLERKEN... 

Paris Bosphorus Enstitüsü başkanı ve DEİK stratejik danışmanı Bahadır Kaleağası dünyanın daha güçlü bir Avrupa’ya, Avrupa Birliği’nin ise Türkiye’yi de içeren daha güçlü ve daha bütünleşmiş bir kıtasal perspektife ihtiyacı olduğunu; bunun farkında olan AB ülkelerinin özellikle savunma sanayinde üretim, Ar-Ge ve finans değer ağlarında Türk şirketlerin da yer almasını tercih ettiğini belirtti. Bu tercihte jeopolitik koşulların etkili olduğunu söyleyen Kaleağası; yapay zekâ, ileri teknolojiler, finansal dönüşüm, enerji güvenliği ve jeopolitik kırılmalarla şekillenen yeni küresel düzende ilişkilerin devamı için şu gerekliliklerin altını çizdi:

“Türkiye demokrasi, kapsamlı eğitim reformu, ileri teknoloji öncelikli sanayi, verimli tarım, sosyal kalkınma odaklı bir iç siyaset gündeminde ilerlerse, küresel ortamda yıldızı hızla yükselir.”

OTORİTERLEŞME KIRMIZI ÇİZGİ 

Ekonomist Dr. Murat Kubilay da bugün Avrupa’nın Türkiye’ye yaklaşımının güçlü ordulu bir “tampon bölge” ve lojistik koridor mantığından ibaret olduğunu vurguladı. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın iddia ettiği gibi ikili ticareti hızlı bir şekilde arttıracak ve yabancı yatırımcıların Türkiye’de yeni üretim ve dağıtım tesisleri kurulacakları bir durum da gözlemlemediğini söyleyen Kubilay, “Türkiye’nin enerji koridoru olma ihtimali, savunma sanayi potansiyeli, turistik güzellikleri ve Avrupa’da üretilmeyen birtakım zirai ürünlerin karşılanması gibi dar ilişkiler mevcut. Şüphesiz ki Avrupa’nın çıkarları içerisinde Türkiye’nin demokratik bir zeminde yürümesi olmazsa olmaz koşul değil ama bir taraftan Rusya’da Putin’in zaman içerisinde otoriterleşmesi ve bunun Avrupa barış ve ekonomisinde yarattığı sonuçlar ortadayken Türkiye’de de Erdoğan’ın sınırsız bir otoriter güç kullanması istenmez” ifadelerini kullandı.