Türk Lirası'ndaki yüksek faiz ortamı ve kur artışlarının sınırlı kalması, reel sektörde finansman tercihlerinin değişmesine yol açtı. Şirketler mevduatta TL’ye yönelirken, kredilerde döviz kullanımı artınca döviz pozisyon açığı büyüdü.
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası tarafından yayımlanan “finansal kesim dışındaki firmaların döviz varlık ve yükümlülükleri” verileri de bu tabloyu ortaya koydu.
DÖVİZ AÇIĞI 200 MİLYAR DOLARI AŞTI
Şubat ayında finansal kesim dışındaki firmaların döviz varlıkları 1 milyar 226 milyon dolar artarken, yükümlülükleri 4 milyar 468 milyon dolar yükseldi.
Bu gelişmeler sonucunda net döviz pozisyonu açığı 3 milyar 242 milyon dolar artarak 200 milyar 281 milyon dolara çıktı.
Böylece reel sektörün döviz açığı Haziran 2018 sonrası ilk kez 200 milyar dolar seviyesinin üzerine çıktı.
VARLIK VE YÜKÜMLÜLÜKLERDE ŞUBAT VERİLERİ
Şubat ayında varlık tarafında yurtdışına doğrudan sermaye yatırımları 914 milyon dolar, türev varlıklar 800 milyon dolar ve menkul kıymetler 106 milyon dolar arttı.
Yurtiçi bankalardaki mevduat 329 milyon dolar, ihracat alacakları ise 265 milyon dolar azaldı. Böylece toplam varlık artışı 1 milyar 226 milyon dolar oldu.
Yükümlülük tarafında ise yurtdışından sağlanan krediler 1 milyar 473 milyon dolar, yurtiçi krediler 1 milyar 220 milyon dolar, ithalat borçları 1 milyar 123 milyon dolar ve türev yükümlülükler 653 milyon dolar arttı.
Toplam yükümlülük artışı 4 milyar 468 milyon dolar olarak kaydedildi.
VADE YAPISINDA DEĞİŞİM
Yurtiçinden sağlanan kısa vadeli krediler 10 milyon dolar azalırken, uzun vadeli krediler 1 milyar 230 milyon dolar arttı.
Yurtdışı kredilerde ise kısa vadeli borçlanma 1 milyar 718 milyon dolar, uzun vadeli borçlanma 878 milyon dolar yükseldi.
Kısa vadeli varlıklar 148 milyar 67 milyon dolar, kısa vadeli yükümlülükler ise 143 milyar 511 milyon dolar seviyesinde gerçekleşti.
Kısa vadeli net döviz pozisyonu fazlası 4 milyar 556 milyon dolar oldu ve bir önceki aya göre 2 milyar 83 milyon dolar azaldı.
2008 SONRASI SÜREÇ VE DÖVİZ AÇIĞINDAKİ HAREKET
2008 küresel finans krizinin ardından düşük faiz ve likidite koşullarının etkisiyle reel sektörde döviz borçlanma eğilimi dönemsel olarak artış göstermişti. Bu süreçte şirketlerin döviz açığındaki değişimde TCMB rezerv politikaları ve düşük faizli TL kredi imkânları etkili olmuş, bazı dönemlerde döviz borçlarının azaltıldığı görülmüştü.
Kur krizleri ve düşük faiz politikasının uygulandığı 5,5 yıllık dönemde döviz açığında 143,6 milyar dolarlık düşüş yaşanırken, TCMB döviz rezervleri özel sektörün döviz yükümlülüklerinin dengelenmesinde kullanılmıştı.
DÖVİZ AÇIĞINDA UZUN VADELİ YÜKSELİŞ
Reel sektörün döviz açığı Mart 2018’de 206,8 milyar dolar seviyesine kadar çıkmış, Ekim 2023’te 63,2 milyar dolara gerilemişti.
Ekim 2023 ile Şubat 2026 arasındaki 28 aylık dönemde döviz açığı 123,2 milyar dolar arttı.
Son iki yılda Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek döneminde artışın 137 milyar dolar seviyesine ulaştığı hesaplandı.
FİNANSMAN DAVRANIŞINDA DEĞİŞİM
2024 sonrası dönemde ise döviz kredisine erişebilen şirketlerin bu kaynakları hem ithalat ve yatırım ödemelerinde hem de TL faiz avantajından yararlanmak için kullanmaya başladığı ifade ediliyor.
