Uygulamaların özel sektöre kadar uzanması nedeniyle iş dünyasında endişe büyüyor

Uygulamaların özel sektöre kadar uzanması nedeniyle iş dünyasında endişe büyüyor

15.06.2026 04:00:00
Güncellenme:
Uygulamaların özel sektöre kadar uzanması nedeniyle iş dünyasında endişe büyüyor

Kayyımlığın istisnai bir tedbir olması gerektiğine dikkat çeken TÜRMOB Başkanı Hüseyin Yıldız, “Güven zedeleniyor. Bu koşullar sürerse ne yerli ne de yabancı sermaye yatırım yapar” dedi.

Türkiye Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler ve Yeminli Mali Müşavirler Odaları Birliği (TÜRMOB) Başkanı Hüseyin Yıldız, kayyım uygulamalarının istisnai bir tedbir olmaktan çıkıp olağan bir yönetim aracına dönüşme riski taşıdığı uyarısında bulundu. Yıldız, kararların yatırımcı güveni üzerindeki etkisinin yeterince gözetilmediğini belirterek “Güven sağlanmazsa yatırım olmaz” dedi.

Son dönemde belediyelerle başlayan ve özel şirketlere uzanan kayyım uygulamaları yeni bir tartışma yarattı. Beyaz et sektörünün önde gelen 13 şirketine denetim kayyımı atanması hukuk çevreleri ve iş dünyasında tartışılmaya devam ediyor.

Şirketlerin finansal raporlamasından vergi uyumuna, bağımsız denetimden mali şeffaflığa kadar geniş bir alanı etkileyen TÜRMOB’un başkanı Yıldız, iş dünyasında bu uygulamaya ilişkin endişeleri ve kendi değerlendirmelerini anlattı. 

‘KAYYIM SON ÇAREDİR’

Kayyımın hem ceza hem özel hukukta istisnai ve geçici bir müdahale olduğunu hatırlatan Yıldız, şirket yönetimine ve mülkiyet hakkına doğrudan müdahale anlamına gelen bu uygulamanın ancak son çare olarak kullanılması gerektiğini vurguladı. Yıldız, son dönemde soruşturmaların başında devreye girdiğine dikkat çekerek, “Kayyımlık birçok girişimciyi tedirgin eden bir uygulamaya dönüştü. Bu durum yatırım ortamına ve ekonomiye zarar verebilir” dedi.

Yıldız’a göre kayyım ancak somut ve güçlü gerekçelerle, ölçülü ve geçici olarak uygulanmalı. Ancak Türkiye’de özellikle 2016 sonrası belediyelerde başlayan uygulamanın genişlediğini, şirketlere yönelik müdahalelerin de arttığını belirten Yıldız, “Kamuoyunda önce kayyım atanıyor, gerekçeler sonra oluşturuluyor algısı var” dedi.

‘EKONOMİK ZARARI AĞIR OLABİLİR’ 

Yıldız, kayyım kararlarının etkisinin gerekçeye göre değiştiğini belirtti. Suç gelirlerinin önlenmesi gibi durumlarda kamu yararı oluşabileceğini ancak zayıf gerekçeli müdahalelerin ciddi zararlar doğurduğunu söyleyen Yıldız “Finansmana erişim zorlaşır, maliyetler artar, ticari itibar zedelenir. Sermaye kaybı yaşanır, müşteriler ve nitelikli çalışanlar uzaklaşır. En büyük zarar ise öngörülebilirlik kaybıdır” yorumunu yaptı.

‘OPERASYON OLAĞAN DEĞİL’ 

Beyaz et sektöründe 13 şirkete denetim kayyımı atanmasını da değerlendiren Yıldız, rekabet soruşturmalarında bunun olağan bir uygulama olmadığını vurguladı. Şirketlerin büyük bölümünün bağımsız denetime tabi olduğunu, bazılarının Sermaye Piyasası Kurumu denetiminde faaliyet gösterdiğini hatırlatan Yıldız, şunları söyledi:

“2025’te sektör zarar etti, 2026’da ise yüksek enflasyona rağmen ortalama kârlılık yüzde 11 seviyesinde. Bu tabloda fiyat karteli iddiasının somut dayanağını görmek zor.”

‘DENETİM GÜÇLENDİRİLMELİ’ 

Türkiye’de Sayıştay, vergi müfettişleri, Rekabet Kurumu, SPK ve BDDK gibi güçlü denetim mekanizmaları bulunduğunu hatırlatan Yıldız, buna karşın iç denetimin zayıf olduğuna dikkat çekerek “Bağımsız denetime tabi şirket sayısı yaklaşık 10 binle sınırlı. Mali müşavirler ve bağımsız denetçiler daha etkin kullanılmalı. Güçlü denetim, kayyım noktasına gelmeden sorunları önler” diye konuştu.

Kayyımlığın olağanüstü olmaktan çıkıp sıradan bir yönetime dönüşme riskinin hukuk devleti ilkesini zayıflattığını da belirten Yıldız, bunun şirket değerlerini de düşürdüğünü ifade etti.

Türkiye’nin yeniden öngörülebilir ve güvenli bir yatırım ortamına ihtiyaç duyduğunu söyleyen Yıldız, yabancı yatırımcıların gelişmeleri yakından izlediğini belirterek “Ne kadar teşvik verirseniz verin, güven yoksa sermaye gelmez. Halka açık ve yabancı sermayeli şirketlere yönelik müdahalelerde güçlü gerekçeler şart. Kamu otoritesi züccaciye dükkânına giren fil gibi davranmamalı” uyarısında bulundu.

Yıldız’a göre tartışmanın merkezinde yalnızca kayyım değil, derinleşen “yatırımcı güven açığı” bulunuyor. Bu açığın kapatılması ise hukuk devleti, mülkiyet hakkı ve öngörülebilirliğin yeniden güçlendirilmesine bağlı görünüyor.

‘İŞ DÜNYASI SESSİZ KALMAMALI’ 

Ekonomiden sorumlu eski devlet bakanlarından Ufuk Söylemez, beyaz et sektöründe 13 şirkete denetim kayyım atanmasını eleştirdi. “Bu şirketlere yöneltilen suçlamalar rekabet kurulunun görev alanına giriyor” diyen Söylemez, şu yorumu yaptı:

“Polisiye tedbirlerle devlet müdahalesi ülkeyi faize yönelik nas süreci gibi tehlikeli bir döneme sokar. İş dünyası buna sessiz kalmamalı, yoksa her sektörde aynı uygulama yapılabilir. Devletin düzenleme ve denetleme yetkisi, piyasaya emir-komuta müdahalesi anlamına gelmez, gelmemelidir. Yarın Tüpraş ve Star rafineriyi çağır. “Mazotu 30 TL” yapmasını iste. Yapmazlarsa kayyım ata. Oh ne âlâ. Seçim için popülizm amaçlı olabilir. Polisiye tedbirlerle fiyat kontrolünün başka bir mantığı yok.