CHP Genel Başkan Yardımcısı Özgür Karabat, sosyal medya platformu X üzerinden yaptığı açıklamada, Türkiye ekonomisinde son dönemde izlenen para politikalarını sert sözlerle eleştirdi. Karabat, yüksek faiz politikası ve döviz kuru yönetimi üzerinden yabancı yatırımcıların büyük kazanç elde ettiğini belirterek, bunun Türkiye ekonomisi üzerinde ciddi maliyetler yarattığını ifade etti.
“11 MİLYAR DOLARLIK FAİZ YÜKÜ”
Karabat’ın değerlendirmesine göre, 2025 yılı Nisan ayında Türkiye’ye giren yaklaşık 50 milyar dolarlık sıcak para, yüksek faiz ortamında değerlendirildi. Dönemin yaklaşık yüzde 46 seviyesindeki politika faiziyle 11 ay boyunca tutulan bu fonların, TL bazında ciddi getiri sağladığını belirten Karabat, kurdaki artışın bu getiriyi eritmeye yetmediğini dile getirdi.
Yapılan hesaplamaya göre, 38 TL seviyesinden TL’ye çevrilen bu kaynakların, 2026 yılı Mart ayında yeniden dolara dönmesiyle yaklaşık 61 milyar dolara ulaştığını ifade eden Karabat, “Yabancı yatırımcı bir yılda yaklaşık 11 milyar dolar faiz geliri elde etti” dedi.
REZERV KAYBI VE EKONOMİK KIRILGANLIK VURGUSU
Karabat açıklamasında, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın rezerv yapısının kırılgan olduğunu ifade etti. Özellikle jeopolitik gelişmelerin etkisiyle sıcak para çıkışlarının hızlandığını belirten Karabat, bu süreçte döviz ve altın satışlarıyla rezervlerin önemli ölçüde azaldığını ifade etti.
Ayrıca, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanmasının ardından piyasalardaki dalgalanmanın arttığını ve yaklaşık 60 milyar dolarlık rezerv kaybı yaşandığını açıkladı.
“KAZANAN YABANCI, KAYBEDEN TÜRKİYE”
Karabat, yüksek faiz politikasının kamu maliyesi, reel sektör ve vatandaş üzerindeki yüküne dikkat çekti. Yüksek faiz nedeniyle kamunun borçlanma maliyetinin arttığını, reel sektörün krediye erişiminin zorlaştığını ve ücretlerin enflasyon karşısında eridiğini belirten Karabat, bu tablonun bedelini toplumun geniş kesimlerinin ödediğini savundu.
YENİ DALGA UYARISI: “DEVALÜASYON VE FAİZ ARTIŞI GELEBİLİR”
Açıklamada, önümüzdeki döneme ilişkin dikkat çekici bir uyarı da yer aldı. Karabat, yeni bir carry trade dalgasını tetiklemek amacıyla döviz kurunun kontrollü şekilde yükseltilebileceğini ve faiz artırımlarının sürebileceğini öne sürdü. Bu durumun, kısa vadeli sermaye girişlerini teşvik edeceğini, ancak uzun vadede ekonomik kırılganlığı artıracağını ifade etti.
“BAĞIMLILIK RİSKİ ARTIYOR”
Karabat, mevcut ekonomi politikalarının Türkiye’yi dış finansmana bağımlı hale getirdiğini savunarak, “Bugünü kurtaran bu model, ülkenin iktisadi ve siyasi bağımsızlığını zedeliyor” değerlendirmesinde bulundu.
AKP'li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “istikrar” ve Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in “program çalışıyor” söylemlerini de eleştiren Karabat, mevcut yaklaşımın sürdürülebilir olmadığını savundu.
CARRY TRADE POLİTİKALARI NEDİR?
Carry trade, düşük faizli bir para biriminden borçlanıp (fonlama), bu parayı daha yüksek faiz getiren bir para birimine veya varlığa yatırarak aradaki faiz farkından kazanç elde etme stratejisi olarak biliniyor. Ekonomi çevrelerinde carry trade politikaları ve yüksek faiz-düşük kur dengesi üzerine tartışmalar devam ederken, Karabat’ın açıklamaları bu tartışmayı yeniden gündeme getirdi. Özellikle kısa vadeli sermaye hareketlerinin Türkiye ekonomisine etkileri ve alternatif politika arayışları önümüzdeki dönemde de yoğun şekilde tartışılmaya devam edecek.

