10 yıllık hedef bile OECD’ye yetişemedi

Kadınların iş gücüne katılımında AKP’nin 2023 hedeflerinin bile OECD ortalamasının altında olduğunu belirten Nur Ger, hükümetin konuya kararlılıkla eğilmediğini söyledi

19 Ekim 2015 Pazartesi, 07:50
Abone Ol google-news

Türkiye toplumsal cinsiyet eşitsizliğinde 2014 verilerine göre 142 ülke arasında 125. sırada yer alıyor. 2013’te 136 ülke arasında 120’inci, 2012’de ise 135 ülke arasında 124. sıradaydı. Ekonomi büyüse de büyümese de kadın-erkek eşitsizliğini azaltmakta etkili olunamıyor. TÜSİAD Kadın-Erkek Eşitliği Çalışma Grubu Başkanı Nur Ger’e göre bunun nedeni hükümetin konuya sahip çıkmaması. Hükümetin 2023 hedeflerinin bile yüzde 50 olan OECD ortalamasının altında olduğuna dikkat çeken Ger, ekonomi için bu konunun enflasyonun düşürülmesi kadar önemli olduğunu söylüyor. Japonya Başbakanı Abe’nin “Ben 10 yıl içinde bu toplumda kadınların hepsini farklı bir yere getirmeye adandım. Çünkü başka türlü 10. ekonomi olamam” sözlerine dikkat çekiyor. Nur Ger’in sahibi olduğu SUTEKS, BM Kadını Güçlendirme İlkeleri Sözleşmesini imzalayan Türkiye’deki ilk KOBİ. SUTEKS’te kadın erkek çalışan oranları eşit.

Nur Ger ile toplumsal cinsiyet eşitsizliğini azaltmak için Türkiye’nin aldığı yol ve yapılması gerekenler üzerine konuştuk. Nur Ger’in sorularımıza verdiği yanıtlar şöyle:

Hukuki destek şart

- Türkiye’de toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin en yüksek olduğunu ülkelerden biri. Bunun nedenlerini önemine göre sıralar mısınız?

Ülkemizde ilk sıradaki unsurun toplumsal açıdan kadın ve erkeğe biçilen geleneksel roller olduğunu görüyoruz. Toplumda kadın-erkek eşitliğine yönelik bir zihniyet dönüşümünün yaşanması şart. Bu sadece eğitimle çözülebilecek bir mesele değil. Kadına yönelik bu genel algının değişmesinde hukuki alanda da destekler gerekli. Politikalar açısından bakıldığında, gerek şiddetle mücadelede, gerek çocuk bakımı desteklerinde gerekli hukuki düzenlemelerin ortaya konamadığını, konsa dahi nice ulusal ve taraf olduğumuz uluslararası mevzuatın yeterli şekilde uygulamaya geçmediğini görüyoruz. İş yaşamında kadınların karşı karşıya kaldığı engeller devam ediyor, keza yönetimde üst kademelere ve girişimcilik açısından da finansmana erişim sorunu güncelliğini hâlâ koruyor.

- Ekonomide büyüme toplumsal cinsiyet eşitliğinin geliştiği anlamına mı geliyor?

Son 10 yılda ekonomi ciddi büyüme kaydederken de toplumsal cinsiyet eşitliği konusundaki sorunlarımız devam ediyordu. Kadınların çalışma hayatına daha çok katılımı özellikle kriz dönemlerinde ekonomide iyileşmeye ve ülkenin rekabet gücünün gelişmesine önemli katkıda bulunabilir. Toplumsal cinsiyet eşitliği sadece ekonominin iyi olduğu dönemde değil, her daim düşünülmesi gereken bir politika alanı. Yeterli olmasa da, mevcut olan çabaların ekonomi yavaşladığı için arka plana atılmaması gerekiyor.

Japonya başardı

- Son 10 yılda ekonominin parlak olduğu dönemler de dâhil Türkiye’nin cinsiyet eşitsizliğini azaltmakta önemli bir yol kat ettiğini düşünüyor musunuz?

Düşünmüyorum, çünkü istatistiklere bakıldığında hala çok gerideyiz. G20 ülkeleri içerisinde kadınların işgücüne katılım oranı yüzde 50’nin altında olan 5 ülkeden biriyiz. 15 yaş üstü kadın işgücüne katılım oranımız yüzde 30.3. Kadın işgücüne katılım oranını 2023’te yüzde 41’e çıkarma hedefimiz var. 2013 yılı verisiyle dünya ortalamasının yüzde 50 olduğunu da unutmayalım.

Japonya Başbakanı Abe’nin kendi ülkesi için yarattığı zihniyet değişimini çok önemsiyorum. Abe, “Ben 10 yıl içinde bu toplumda kadınların hepsini farklı bir yere getirmeye adandım. Çünkü başka türlü 10. ekonomi olamam” dedi ve düğmeye bastı.

Seferberlik gerek

- Kadınlarda işsizlik oranı yüzde 12.8, genç kadınlarda ise yüzde 20’nin üzerinde. Kadınların iş gücüne katılımını artırmak için etkili politikalar üretildiğini düşünüyor musunuz?

Lütfen hatırlayalım. Ülkemizde yüzde yüz enflasyon vardı. 2002’de iktidara gelen AK Parti dedi ki ‘Ben bu sorunu düzeltirim’ ve 10 yılda bitirdi. Bu da demektir ki, yeterli iradeyle ve adanmışlıkla yapılırsa 10 yılda çözülür bu mesele. Yeter ki bu kararlılık olsun. Yüzde yüz enflasyon ile nasıl ülke kalkınmazsa, bu kadın erkek eşitsizliğiyle de ülkemiz kalkınamaz. Ülke çapında seferberlik gerekiyor. “Ben okuma yazma bilmeyen kadın bırakmayacağım. Meslek eğitimi verdirmek için elimden geleni yapacağım. Çocuklar için kreşler açacağım. Ve ben 10 yıl içinde kadınları çalışma hayatının içine sokacağım” demek gerek.

Kadın hayatın her alanında aktif rol almalı. Eğitilmeli, meslek sahibi edilmeli. Bunun için fırsat eşitliği sağlanmalı. Hatta pozitif ayrımcılık yapılmalı, kadınsa daha çok desteklenmeli.

TÜSİAD bünyesinde Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Çalışma Grubumuz var ve toplumsal farkındalığı yükseltmek üzere faaliyetler gerçekleştiriyoruz.

- Parti seçim beyannamelerinde kadınlara yeterince önem verildiğini düşünüyor musunuz?

Kadınların siyasi yaşamda yeterli düzeyde temsil edilmediğini biliyoruz ve görüyoruz. KADER kurucu üyelerinden biriyim ve geçen yıllar içerisinde kadınların siyasette temsili açısından en iyi sonucu haziran seçimlerinde gördük. Elbette kasım ayındaki seçimlerde bazı partilerde kadın milletvekili adayı sayısının düşmesi üzücü. Ülkenin yarısını oluşturan kadınların eşit bir şekilde temsil edilemiyor olması, görüşlerinin, istek ve ihtiyaçlarının politikalara sınırlı yansımasına yol açar, siyasette daha fazla kadın katılımı olmasını çok önemsiyorum.

Yoksulluk azalır

- Kadınların iş gücüne katılımının artması ekonomik büyüme ve gelişmede nasıl bir rol oynar? Örneklendirebilir misiniz?

McKinsey yeni bir rapor yayımladı. Kadınların iş yaşamına katılımı erkeklerin seviyesine eriştiği takdirde, bu durumun 2025 yılında küresel GSYİH’ye 28 trilyon dolar, yani küresel GSYİH’nin yüzde 26’sı oranında katkısı olacak. Bu rakam bugünkü Çin ve ABD ekonomilerinin toplam büyüklüğüne eşit neredeyse.

Ayrıca Dünya Bankası raporları, tam zamanlı çalışan kadınların oranında 6 puanlık bir artışın gelirleri yüzde 7 artırabileceğini ve yoksulluğu yüzde 15 düşürebileceğini tahmin ediyor.

Şunu da unutmayalım, kadınların işgücüne katılımının artmasının ekonomik büyüme üzerindeki etkisinin yanı sıra elbette toplum üzerinde de birçok olumlu etkisi var.

Kadınların, eğitime, ekonomiye, siyasete ve toplumsal hayatın her alanına aktif olarak katılımı, hem demokrasinin, toplumsal gelişmenin bir gereğidir hem de kalkınmayı hızlandıracak en önemli faktördür.

- Son yapılan araştırmalar çocuklu ailelerde tasarruf oranının daha az olduğunu gösteriyor. Çocuklu kadın olmak, çocuksuz kadın olmaktan daha mı zor, neden?

Araştırmalar kadınların, ne seviyede olursa olsun gelirinin büyük oranını eğitim, sağlık ve temel gıda ihtiyaçlarına harcadığını ortaya koyuyor. Kadınların çalışması, bakmakla yükümlü oldukları hane halkının refahının artması ve çocuklarına daha sağlıklı bir ortam sunabilecekleri anlamına geliyor. Kısacası kadınlara yatırımın yapılması daha eğitimli, daha sağlıklı beslenen toplumların yetişmesi anlamına da geliyor.

Evet, çocuklu ailelerde tasarruf azalabilir ancak uzun vadede insani gelişim için önemli bir yatırım yapıldığını düşünmeliyiz.

Çocuklu kadın olmak elbette zor. Ancak hükümetten, aileden ve iş yerinden gelecek gerekli destek mekanizmaları oluşturulduğu takdirde bu zorluğun üstesinden gelmek mümkün. Gelişmiş ülkelerin çalışma hayatlarına bakın. Kadın ve erkek eşit, çocukların eğitimi de devlet tarafından nitelikli şekilde karşılanıyor. Böyle bir durumda 2-3 çocuk doğurmak mümkün. Çünkü annenin gözü arkada kalmaz.

- Girişimcilikte de kadınların oranı oldukça düşük. Bu tabloyu değiştirmek mümkün mü, nasıl?

Elbette mümkün. Kadın girişimciliğinin önündeki en temel engel finansmana erişim. Ancak günümüzde hem kamu sektörü girişimcilik konusuna her zamankinden daha fazla önem veriyor, hem de akademik çevreler bu alanda ciddi çalışmalar yapıyor.

Küresel çapta girişimcilikte gördüğümüz en büyük trend ise özel sektörün kendi girişimcilik mekanizmalarını kurması. Türkiye’de girişim sermayesi sistemi de henüz yeterince gelişmiş değil ancak önü çok açık. Aynı şekilde sivil toplum kuruluşlarının yarattığı fonlar da bu açıdan çok değerli. Ancak prosedürlerin uzun olması ve teminat gösterilme gerekliliği sadece iş fikri ve planı olan kadın girişimci için süreci zorlaştıran etmenler arasında.

SUTEKS’te eşitlik var

- SUTEKS’te kadın çalışan oranınız nedir? Kadın çalışanlara ne tür imkânlar sağlanıyor?

Kadın çalışan oranımız erkekle eşit. Her alanda fırsat eşitliği eksiksiz sağlanıyor. Tüm çalışanlarımız her türlü sorunu için hukuki destek erişimine sahip. Bununla birlikte ek sağlık hizmetlerine de kolayca erişebiliyorlar.

Tabii biliyorsunuz, bir kadının iş yaşamında en çok zorlandığı dönem hamilelik ve ilk annelik süreci. Bu süreci sıkıntısız atlatmalarını sağlamak amacıyla bazı özel düzenlemelerimiz var. Kadın çalışanlarımız doğum yaptıklarında 90 günlük doğum iznine ek olarak 30 gün ücretli izin kullanma imkânına sahip. Günlük bir saat yasal emzirme iznine ek olarak 1 saat de biz ücretli izin veriyoruz. Doğumu izleyen bir yıl boyunca Cumartesi sabahı 09:00-12:30 arasındaki mesai günlerinde ücretli izinli sayılıyorlar. Biz bu zamanları asla kayıp olarak görmeyiz.

Ekiplerini önceden bilgilendirmeleri koşuluyla günün belirli saatlerinde kadın-erkek çalışan ayrımı olmaksızın aileleriyle ilgili işlerini halletmelerinin imkânını sunuyoruz. Biz yaklaşık 16 senedir SUTEKS olarak bunları uyguluyoruz.