136 yıllık uçurum

Yıl 2157. Gen ve robotik mühendisliği sayesinde insanların tümü süper zekâ.

02 Mayıs 2021 Pazar, 02:00
136 yıllık uçurum
Abone Ol google-news

Aslıhan Dağıstanlı Aysev  - İsviçre (Cenevre)

Yıl 2157. Gen ve robotik mühendisliği sayesinde insanların tümü süper zekâ. Ölüm sadece bir seçenek haline gelmiş. Telefona ihtiyaç yok. Düşünce yoluyla iletişimdeyiz. Arada hatıralarımızı bilgisayara kaydedip, canımız istediğinde açıp, seyrediyoruz. “Havalar nasıl olursa olsun, keyfimiz iyi olsun” demiyoruz. Keyfimize göre iklimi yönetebiliyoruz. Antarktika yıllar önce ticarete açılmış. Çoktan Mars’a gidilmiş. Bugün 15 yaşında olan kızım 151 yaşına gelmiş. Bu uzun ve ölümsüz hayatında ilk kez 2157’de, kadın ile erkeğin daha eşit olduğu bir dünyada, güvenle, korkmadan yaşamaya başlıyor. Gözleri nemli, torunlarının torunlarına gençliğini anlatıyor: “Bizim zamanımızda İstanbul Sözleşmesi diye bir şey vardı...”  

Merkezi Cenevre’de olan, benim arka komşum Dünya Ekonomik Forumu’na (WEF) göre kızımın hak ettiği şekilde yaşaması için en az 136 yıl, ekonomik eşitliğe ulaşabilmesi içinse 267 yıl beklemesi gerekecekmiş. WEF’in geçen günlerde açıkladığı Küresel Cinsiyet Uçurumu raporu, 156 ülkeyi kapsıyor. Ekonomik, siyasal, eğitim gibi alanlarda katılım ve fırsat farklarını inceliyor. Tablo içler acısı. Son bir yıl içinde 36 yıl geriye gitmişiz. Mevcut düzen değişmezse, durum daha kötüleşecek. Uçurumun en büyük olduğu alan siyasette kadın varlığı. Kadınların parlamentodaki oranı sadece yüzde 26. Yani toplumun bütününü ilgilendiren kararlarda kadınlara söz düşmüyor. Küresel olarak en hızla gelişen 8 sektörün 6’sında kadınların esamesi okunmuyor... WEF’in projesini yöneten Saadia Zahidi’ye göre 2022’de pandeminin tüm etkisi görüldüğünde, küresel uçurum daha da büyüyecek.

KADINLAR NEREDE YAŞASIN?..  

12 yıldır cinsiyet konusunda en adil ülke olarak zirvenin sahibi İzlanda ilk seçenek. Ardından Finlandiya, Norveç ve Yeni Zelanda geliyor. Üçü de kadın liderler tarafından yönetiliyor. Bu ülkelerin ortak bir başka özelliği de koronavirüs mücadelesindeki başarıları. Son 10 yılın 6’sını kadın başkanların yönettiği İsviçre 10. sırada. Buraya gelen memnun. HSBC’nin Expat Explorer araştırmasına göre dünyanın yaşamak için en tercih edilen ülkesi. Üstüne üstlük, Alpler’in ülkesi tarihi bir hareketle kadınların kalbini de fethetti. İsviçre baktı ki Türkiye İstanbul Sözleşmesi’nden çekiliyor, şiddet mağduru Yasemin Çakal’a politik oturma hakkı tanıdı. Böylece dünyaya ve Türkiye’ye önemli bir mesaj verdi: “Erkek şiddetini destekleyen devlet politikalarının karşısındayız”. Pandemiden sonra İsviçre’ye talebinin artacağı kesin. 

72. sıradaki BAE en büyük atılımı yapan ülkeler arasında. Arap ülkelerinin de lideri. WEF raporuna göre konu sadece refahla ilgili değil. Yoksul da olsan, doğru adımlarla uçurumu azaltabiliyorsun. 5. ve 6. sıradaki sürpriz isimler Namibya ve Ruanda gibi. Türkiye 133. sırada. Pandemi sürecinde kadının ekonomik olarak en sert darbeyi aldığı ülkelerden biri. Neyse ki önünde olduğumuz ülkeler de var: Suriye, Irak, Suudi Arabistan, Katar, Afganistan gibi. Oysa Türkiye eskiden tam da bu konuda örnek gösteriliyordu. 

5 Mayıs 1979, Washington Post’taki makalenin başlığı: “Türkiye’de Cinsiyetler Neredeyse Eşit”. Yazar Daniloff, Türkiye üstünden ABD’ye giydiriyor: “Kadın bağımsızlığı Batı dünyasına atfedilse de Türkiye’de kadınlar profesyonel anlamda Amerika’dan çok daha büyük ilerleme kaydettiler... Arada dramatik bir fark var... Türkiye’de doktorların yüzde 30’u kadınken, ABD’de sadece yüzde 11’i... Dünyanın ilk kadın Yargıtay hâkimi 1954’te Türkiye’den çıktı, Melahat Ruacan. Türk kadınlar mühendislik, dişçilik, bankacılık ve tarım gibi erkeklerin hâkim olduğu her alanda yükseliyor.”

Nereden nereye gelmişiz... Peki, çözüm ne?.. Devletlerin cinsiyet eşitsizliği problemini en az korona krizi kadar önemsemeleri ve çok ciddi mücadele etmeleri gerek. Cam tavanları yıkıp, siyasette ve ticarette kadın yöneticilerin önü açılmalı. Hızla dijitalleşen dünyada, teknoloji, mühendislik, bilişim, yapay zekâ gibi geleceğin mesleklerinde kadının varlığı acilen artırılmalı. Bu alanlara her tür teşvik, burs, kota konulmalı. Zahidi, “WEF olarak hükümetler ve şirketlerle işbirliği yaparak farkı kapatmaya çalışacağız” diyor ve ekliyor, “2030’a kadar 1 milyar kadının becerilerini geliştireceğiz.” Aslında onca rapor, analiz, panel... Atatürk’ün bir asır önce dile getirdiği zaman ve mekândan bağımsız evrensel sözlerin bir tekrarı: “Bir toplum, cinslerden yalnız birinin yüzyılımızın gerektirdiklerini elde etmesiyle yetinirse, o toplum yarı yarıya zayıflamış olur. Bizim toplumumuzun uğradığı başarısızlıkların sebebi, kadınlarımıza karşı ihmal ve kusurdur... Kadınlarımız ilim ve fen sahibi olacaklar ve erkeklerin geçtikleri bütün öğretim basamaklarından geçeceklerdir.” Onun vizyonundan uzaklaşmasaydık, bugün en eşit ülkeler içinde ilk 10’da biz de olacaktık.  

[email protected]