17 Ağustos'un 12. yılında duygu ve isyan bir arada

17 Ağustos'un 12.Yılında depremde yakınlarını, arkadaşlarını, sevdiklerini kaybeden yüzlerce Yalovalı deprem anıtında sabahladı. Kocaeli ve Adapazarı'nda da 17 Ağustos 1999 Marmara depreminde hayatını kaybedenler çeşitli etkinliklerle anıldı.

17 Ağustos 2011 Çarşamba, 07:35
Abone Ol google-news

17 Ağustos Körfez Depremi'nin 12. yılında saatler gece 3.02'yi gösterdiğinde deprem anıtının çevresini dolduran yurttaşlar sessizliğe büründü. Yakınlarını kaybedenler ya da turist olarak geldikleri halde Yalovalıların acılarına ortak olmak isteyen yurttaşların büyük bölümü, anma sırasında gözyaşlarını tutamadı. Bu yıl Ramazan ayına rastlayan etkinlikte duygu selinin yanısıra protestolar da yaşandı.

 

FOTO GALERİ İÇİN TIKLAYINIZ

 

Gazipaşa Caddesi'nden Deprem Anıtı'na meşalelerle yürüyen Yalova Motorize Afet Timi, Yalova Mahalle Afet Gönüllüleri ve Yalova Çevre Platformu Üyeleri, Yalova'da kurulacak olan Kömür Yakıtlı Termik Santral ve Vopak Kimyasal depolama tesislerini protesto etti. Mahalle Afet Gönüllüleri (MAG) ise Deprem Anıtı'nda sonlandırdığı yürüyüşte "Orada Kimse Var Mı? MAG İşte Burada" diye bağırarak, Yalovalıları MAG üyesi olmaya davet ettiler.

Deprem Anıtı'nı ziyaret ederek 17 Ağustos 1999 depremi sonrasında çekilen fotoğrafların bulunduğu sergiyi gezen Yalovalılar, saatler 3.02'yi gösterdiğinde depremde hayatını kaybeden yakınlarının isimlerinin yer aldığı lunduğu Deprem Anıtı'ndaki kaideye çiçek bıraktılar. Anıt'taki anma toplantısı okunan duaların ardından sona erdi.

 

Deprem Şehitliği ziyareti

Marmara Depremi'nin 12. yılında, depremzedeleri yakınları, Yalova Şehir Mezarlığı'ndaki Deprem Şehitliği'ni ziyaret etti. Yakınlarının kabirlerini temizleyen ve dualar okuyan vatandaşlar, aradan geçen 12 yılda gözyaşlarının dinmediğini dile getirdi. Depremde oğlunu kaybeden Saniye Aydın, ''Evlat acısı hiç geçer mi? Çekiyoruz, Allah'a şükür diyoruz. Ateş düştüğü yeri yakıyor. Unutmak mümkün değil'' diye konuştu. Kardeşini kaybeden Feray Yakışıklı ise afetin unutulacak bir şey olmadığını dile getirerek, ''Hani derler ya, Allah sabır veriyor, bu bir gerçektir. Acılar kesinlikle dinmiyor. Gün oluyor acılarımız daha da artıyor. Unutulacak gibi değil o afet. İçimizde bir yaradır, geçmez'' dedi. Yalova Belediyesince, Deprem Şehitliği'nde, 3 gün boyunca Kur'an-ı Kerim okutuldu.
 

Kocaeli

Kocaeli'de 17 Ağustos 1999 Marmara depreminde hayatını kaybedenler çeşitli etkinliklerle anıldı. Marmara depreminin merkez üssü Gölcük'ün Kavaklı sahilindeki ''Deprem Anıtı'' önünde düzenlenen anma töreninde konuşan Gölcük Belediye Başkanı Mehmet Ellibeş, 17 Ağustos 1999'da deprem gerçeğinin Gölcük'ü çok kötü yakaladığını ve ağır bir fatura ödediklerini söyledi.

''Bugün buradan bir mesaj veriyoruz. Tüm topluma tüm insanların mesajımızı can kulağıyla dinlemesini istiyoruz'' diyen Ellibeş, ''Bundan sonra olabilecek felaketlerde insanlarımızın hazırlıklı olarak yaşantılarını sürdürmeleri en büyük arzumuz, isteğimizdir. Bizim yaşadığımız acıları başkaları yaşamasın diyorum. Bu vesileyle depremde şehit olan tüm vatandaşlarımıza Allah'tan rahmet diliyorum'' şeklinde konuştu. Depremde hayatını kaybedenler için saygı duruşunda bulunulmasının ardından ''Deprem Anıtı''na çelenkler bırakıldı.

Öte yandan törene katılanların saygı duruşunda bulunduğu sırada Gölcük Arama Kurtarma Derneği (GESOTİM) üyelerince yakılan işaret fişeği törene katılanların arasına düştü. Kısa süreli paniğin ardından işaret fişeği vatandaşlarca ayakla iteklenerek törenin yapıldığı alandan uzaklaştırıldı. Tören denize karanfiller atılmasıyla sona erdi.
 

Kocaeli fuar alanındaki tören

Kocaeli Büyükşehir Belediyesince Kocaeli Fuar alanında gece yarısına kadar devam eden etkinliklerde Galata Mevlevi Topluluğu Semazen grubu tarafından sema gösterisi gerçekleştirildi. Semah gösterisinin ardından hafız Bünyamin Topçuoğlu ile Türkiye Kur'an-ı Kerim okuma birincileri Hikmet Akça ve Adem Akbaş tarafından Kur'an okundu. Anma etkinliği 17 Ağustos Marmara depreminde yaşamını yitirenler için okunan duanın ardından sona erdi.
 

Meşaleli yürüyüş

Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliğinin (TMMOB) düzenlediği ''Depreme Duyarlılık Yürüyüşü''ne katılanlar ise saat 02.30'da Demokrasi Parkı'ndan Anıtpark'a doğru yürüyüşe geçti. Meşaleler taşıyan yurttaşlar, ''deprem öldürmez, ihmal öldürür'', ''İzmit uyuma, depremi unutturma'' şeklinde slogan atarak Anıtpark'a kadar yürüdü. Anıtpark'taki Deprem Anıtı'nın önünde açıklama yapan Kocaeli Depremzedeler Derneği üyesi Candan Eryılmaz, 17 Ağustos Marmara depreminin üzerinden 12 yıl geçtiğini, depremin acısını ve kederini yüreklerinde hala taşıdıklarını söyledi.

Depremin her yıldönümünde yaşamını yitirenler için mezarlıklarda gözyaşlarına hakim olamadıklarını ifade eden Eryılmaz, şöyle devam etti: ''Depremin meydana geldiği saat 03.02'de 'depremi unutmadık, unutturmadık' diyerek sokaklarda sesimizi duyurmaya çalıştık. Depremin 12. yılında basın yayın organlarında yayımlanan haberlere bakınca depremden hala ders almadığımızı gördük. Depremlere hazırlık için yapılması gerekenlere sağır, dilsiz ve boş veren olmayalım.'' Konuşmaların ardından grup 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi'nin gerçekleştiği saat 03.02'de saygı duruşunda bulunduktan sonra dağıldı.

 

Hayatını kaybedenler dualarla anıldı

Kocaeli'de, Marmara Depremi'nde hayatını kaybedenler dualarla anıldı. Gölcük Şirinköy Mahallesi'ndeki 17 Ağustos Mezarlığı'na sabah saatlerinden itibaren gelenler, 12 yıl önce yaşanan depremde kaybettikleri yakınlarının mezarlarını ziyaret etti. Gölcük Belediyesince gerçekleştirilen program kapsamında, mezarlıkta Kur'an-ı Kerim okundu, dualar edildi.
Gölcük Belediye Başkanı Mehmet Ellibeş, depremi unutmadıklarını ve unutturmayacaklarını belirterek, ''Burada tüm şehitlerimizi rahmetle anıyorum. Kederli ailelerine baş sağlığı diliyorum'' diye konuştu. Depremde babasını, annesini ve kayınpederini kaybeden Aysel Ercan, onların acılarını hala içlerinde taşıdığını, 12 yıldır acısının hep taze kaldığını söyledi.

Ercan, ''Dışarıdan bakan bir insan bu acıyı sadece depremin yıl dönümlerinde hatırlıyor. O anne, baba, komşular asla aklımızdan çıkmıyor. Karşı apartmanızdaki komşularımızın çoğu yaşamını yitirdi. Bütün güzellikler enkaza gömüldü. Bu saatten sonra kendimiz için değil çocuklarımız için yaşıyoruz'' diye konuştu. Türkiye'de her gün deprem konusunun konuşulduğunu anlatan Ercan, ''Eski mutluluğumuz kalmadı. Her gün 'acaba tekrar yaşar mıyız' diye bir korku içerisindeyiz. Babam Bekir Ökse 5 gün, annem İlhamiye Ökse 8 gün enkazda kaldı. Çocuklarımız da bizim yaşadığımız bu acıyı yaşayacak mı' diye çok korkuyorum. Acabalarla yaşıyoruz'' şeklinde konuştu.

-''OĞLUM DA KIZIM DA O SENE ÜNİVERSİTEYİ KAZANMIŞTI''-

Depremde kaybettiği çocuklarının mezarları başında dua eden Canan Bayraktar ise depremin ardından 12 sene geçtiğini ve depremde 2 çocuğunu kaybettiği için hala kendine gelmediğini söyledi.
Kaybettiği çocuklarının hayalleriyle yaşadığını dile getiren Bayraktar, şöyle konuştu:
''Aslan gibiydiler. Oğlumu kaybettim, kızımı kaybettim. Oğlum da kızım da o sene üniversiteyi kazanmıştı. Yapacak bir şey yok, kaybettim. Bak bu 12 sene oldu gelmiyorlar. Bu sene gelmediler. Kaybettim işte. Ben böyle yerlere pek gelmiyorum. Dayanamıyorum bu acıya. Daha önceki senelerde gelemedim. İlk defa bu sene geldim. Şimdi onların mezarı başında Kur'an-ı Kerim okuyacağım. Onlara sarılacağım.''

Karamürsel'deki tören

Karamürsel'de ise Kaymakam Celil Ateşoğlu, Belediye Başkanı İsmail Yıldırım, İlçe Müftüsü Abdulcelil Çakar, İlçe Emniyet Müdürü Abdurrahim Türkmen ve depremde hayatlarını kaybedenlerin yakınları Karamürsel Yeni Mezarlığı ziyaret etti.
Karamürsel Müftülüğü görevlilerinin Kur'an-ı Kerim okuması ve dualar edilmesinin ardından anma etkinliği sona erdi. Bu arada yakınlarının mezarları başında dua eden bazı yurttaşlar gözyaşlarına hakim olamadı.
 

Adapazarı

17 Ağustos 1999'da meydana gelen 7,4 büyüklüğündeki depremde hayatını kaybedenler, Adapazarı'nda, felaketin yaşandığı saat 03.02'de anıldı. Sivil toplum örgütleri ve belediyelerin ilgi göstermediği anma etkinlikleri, depremi yaşayan 50 kişilik grubun kent meydanında toplanmasıyla başladı. Kalımcılar Kızılay Serdivan Şubesi'nin katkısıyla, meydanda deprem fotoğraflarının yer aldığı sergiyi gezdi. Saat 03.02'yi gösterdiğinde 50 kişilik grup el ele kenetlenerek saygı duruşunda bulundu. Grup, depremde hayatını kaybedenler için okudukları duanın ardından dağıldı.

Depremde 12 yaşındaki kızını kaybeden ve enkazdan çıkarılan Firdevs Akgül (48), deprem gecesi yaşadıklarının aradan 12 yıl geçmesine rağmen her an aklında olduğunu söyledi. Deprem gecesi hiçbir şey olmamış gibi uyuduklarını belirten Akgül, ''Korkunç bir felaketle uyandık, o gündür bugündür kendimizi toparlayamıyoruz. Halen bugün yaşanmış gibi. Daha fazla bir şey söyleyemiyorum, kelimeler düğümleniyor. İnsanlarımız çok ilgisiz. Deprem unutuldu. 'Unutmayalım, unutturmayalım' diyenler unuttu aslında. Bugün burada bu kadar az insanın olması çok acı. Çünkü yaşanan küçücük bir deprem değildi. Bu kadar mı insanın yakınları öldü?'' diye konuştu.

Acılı eş Metin Akgül ise yüz yılın afetinin 10 yılda unutulduğunu kaydederek, anma etkinliklerine çok az sayıda insanın katıldığına dikkati çekti. Depremin acısını halen insanların içinde yaşadığını ifade eden Akgül, ''Yüz yılın afeti 10 yılda unutuluyor demek ki. Çok basit görülüyor. İlk günler Adapazarı'nı seviyoruz, unutmayacağız, terk etmeyeceğiz derken, terk edenler etti, unutanlar da unuttu. Bazı şeyleri yitirdik. İçimizden bazı şeyleri kopardık. Eski insani dayanışmalarımız yok, gelecek nesile ne vereceğiz? Bunların yaşanmaması için ne yapacağız? Sakarya'da ne önlemler alındı? Kocaeli ile Sakarya'yı kıyasladığımızda Kocaeli şu anda çok faal durumda. Kocaeli'de 80 bine yakın hasarlı bina onarıldı, bizim yeni kentleşmeye baktığımızda kimler oturuyor? Sadece emekliler kısmı'' dedi.

Akgül, hasarlı binaların süslenerek öğrencilere kiraya verildiğini belirterek, deprem gecesi yaşadıklarını şöyle anlattı: ''Depremde ailece enkazdan çıktık. Bir alttan vurmayla uyandık. Hatta ben uyanıktım, yeni yatmıştım. 1967 depremini de hatırlıyorum. 1967 depremi değildi, 45 saniye değildi. Bize 45 gün gibi geldi. Küçücük bir delikten gökyüzünün alçaldığını, kızardığını, yıldızların parladığını, kıyametin koptuğunu hissettik. Eşime şöyle bir şey söylemiştim. 'Firdevs herhalde biz öldük'. Daha sonra çığlıkları duyunca yaşadığımızı hissettik. İlk mücadeleyle dışarı çıkmayı başardım. Yarım saatte de eşimi çıkardım. 3 saat içinde de oğlumuzu çıkardık. Ertesi sabah 11.15'te kızımızın cansız bedenine ulaştık. Allah'tan geldi amenna ama kul daha çok vuruyor insana. Eşimin psikolojisi tamamen bozuldu, bir binaya giremiyor. Eşim halen kendini toparlamış değil. Prefabrikeden şehir merkezine gidip de rahat gezemiyor. Binalar üzerine geliyormuş gibi oluyor.''

Depremde annesini kaybeden Nurgül Avcı ise anma etkinliğinde birlikte olmalarının kendilerine kuvvet verdiğini ifade ederek, ''Unutmak mümkün değil, üzgünüz. Depremde kayıplarımız oldu, annemi kaybettim. Kızıma annemin adını koydum'' şeklinde konuştu.

'Hasarlı ve çok katlı binalar halen yerli yerinde duruyor'

Anma etkinliğine katılan CHP Sakarya Milletvekili Engin Özkoç ise aradan 12 yıl geçmesine rağmen Sakarya'da hiçbir şeyin değişmediğini öne sürdü. Sakarya'nın depreme hazırlıklı olmadığına dikkati çeken Özkoç, şunları söyledi: ''Hasarlı ve çok katlı binalar halen yerli yerinde duruyor, öğrencilerimize kiralanıyor. Büyük bir sıkıntı bu şekilde devam ediyor. Her yıl buraya gelip de bu sorunu burada tekrarlamak ve yeniden yaşıyor olmak çözüme katkı sağlamıyor maalesef. İnsanlar yaşadıkları bu acıyı hafızalarının bir kenarına itmek istiyorlar ama Sakarya'da da bir şeyler değişsin istiyorlar. Gerçekten Sakarya'da sorumluluk alan bütün milletvekilleri, belediyeler dahil, Sakarya'yı değiştirecek yapısal değişiklikleri bir an önce başlatmak zorundalar. Sorun odaklı değil, çözüm odaklı olmalıyız. Sakarya'da deprem olduğunda halk temelde üç basit şeyi bilmiyor. Yaşamını kurtardı ve sokağa çıktı, ilk toplanma bölgesi neresidir bilmiyoruz, acil olarak ilkyardım bölgesi neresidir bilmiyoruz, iş makinelerinin ulaşabileceği park alanı neresidir bilmiyoruz. Bunun için para gerekmiyor, bunun için sadece irade gerekiyor. Sakarya'da bu iradeyi gösterecek insanlarımız olmalıdır. Bunu unutabilir, geçmişi 12 yıl sonraya itebiliriz ama yarın çok yakın olabilir. Yarın yaşayacağımız bir felaket bu acımızın kat kat üstünde olabilir.''

 

Sakarya'da hayatını kaybedenler dualarla anıldı

17 Ağustos 1999'da meydana gelen 7,4 büyüklüğündeki depremde, Sakarya'da hayatını kaybedenler dualarla anıldı. Serdivan Deprem Şehitliği'nde düzenlenen anma etkinliğinde, Serdivan Müftüsü Aşır Durgun ve çeşitli camilerde görevli imamlarca Kur'an-ı Kerim okundu. Serdivan Kaymakamı Fahri Keser, belediye yetkilileri ve depremde hayatını kaybedenlerin yakınlarının katıldığı anma etkinliği, Müftü Durgun'un okuduğu duayla sona erdi.

Etkinliğin ardından depremde yakınlarını kaybedenler, Serdivan Deprem Şehitliği'ndeki mezarları ziyaret ederek, Kur'an-ı Kerim ve dua okudu. Depremde ölen 20 yaşındaki oğlu Alperen ve 16 yaşındaki kızı Türkün Ayhan'ın kabrini ziyaret eden Ali Erbay Ayhan, Allah'ın deprem acısını başka kimselere yaşatmaması için dua ettiğini söyledi. Deprem gecesi 5 katlı binanın 1. katında oturduklarını belirten Ayhan, ''Çark Caddesi'ndeki 5 katlı bina bir tarafa doğru yıkıldı, gitti. Çocuklarımın ve komşularımın üzerine yıkıldı, bizim üzerimiz açılmıştı, gökyüzünü görüyorduk. Üzerimizdeki 4 kat bir tarafa yatıp gitmişti. Allah'tan duam bir daha bu acıyı kimseye yaşatmasın. Hiçbir millete, hiçbir kimseye böyle acılar yaşatmasın. Kadere inancımız var da bazen kendi kendime sorarım, 'Kader midir' diye. Yapılamayacak yerlere binaların yapılması, insanların orada ikamet etmeleri, deprem konusunda uyarılmamaları... Bundan sonra inşallah olmasın'' dedi.

Ayhan, acılarının aradan 12 yıl geçmesine rağmen ilk günkü gibi taze olduğunu kaydederek, ''Acılar bitmiyor. Herkesin bayramda çocukları geldiği zaman ellerinden öpeni vardır. Bizim evde de bayram namazından sonra hep gözyaşı vardır. Gözyaşıyla vakit geçiririz. Allah kimseye böyle acı yaşatmasın. Devlete, millete çok şey düşüyor. Sağlam binalar, sağlam binalar... Deprem öldürmüyor, çürük binalar öldürüyor. 'Deprem öldürdü' kavramı bana göre yanlış, binalar öldürdü. Gelişmiş ülkelerde bizden daha büyük depremler oluyor ama bu kadar kayıp olmuyor'' diye konuştu.

'Depremi acısı olanlar dışında herkes unuttu'

Depremde eşini, kızları Zerrin Eskitürk (24), Zinnur Kadanalı (28) ve 6 yaşındaki torunu Yiğit Aycan Kadanalı'yı kaybeden Ayşe Düzkaya ise üzerinden 12 yıl geçmesine rağmen depremin acısını yaşadıklarını ifade etti. Deprem gecesi kızlarının misafirliğe geldiğini anlatan Ayhan, şunları söyledi: ''Depremde iki yavrumu, bir torunumu ve eşimi kaybettim. Yaşıyoruz, 12 sene bitti. Acısıyla yaşıyoruz. 6 katlı binadaydık. Anında, saniyede yerle bir oldu. 10 saat enkazda kaldım. Yavrularımı ve eşimi benden sonra çıkarmışlar. İki torunum, oğlum ve gelinimle enkazdan sağ çıktık. 2. katta oturuyorduk, altında iş yerleri vardı. Acılar halen taze. Yavru, evlat acısı unutulur mu hiç? Depremi sadece bizler unutmadık, acısı olanlar. Yoksa herkes unuttu depremi.''

Depremde oğulları Murat ve Serhat, beton yığınları arasında hayatını kaybeden acılı anne Gülen Abuşka da Dernekkırı Mahallesi'nde tek başına prefabrike bir evde oturduğunu belirterek, ''2 tane evladımı kaybettim depremde, kimsem yok. Bir oğlum vardı, o da askere gitti. Yalnız kaldık. Tek başıma prefabrikede oturuyorum. Dernekkırı'nda, orada da sular kesik. Komşuların yanında duruyorum. Kimsesiz kaldım. 3 katlı binanın orta katındaydım. Gözümü açtığımda enkaz altındaydım. Hiçbir şey görmedim. O gece oğlum maça gitmişti, ben de uyuyacağım diye tutturmuştum. Gözümü açtığımda enkaz altındaydım. Belden aşağım tutmuyordu. Ankara'da tedavi gördüm. Şimdi de tansiyon hastasıyım'' şeklinde konuştu.

 

İlgili haber için tıklayınız