7 kadın 7 yaşam...

Sevilay Saral zorunlu izole günlerinde yedi farklı kadının hikâyesini kaleme aldı. Oyundaki yedi öykü bir haftaya yayılıyor. Yani adı gibi “Her Güne Bir Vaka”, BGST Tiyatro’nun YouTube kanalından izlenebilir.

23 Mayıs 2020 Cumartesi, 06:00
Abone Ol google-news

7 kadın... Hepsi koronavirüs nedeniyle evlerinde. Hepsinin hikâyesi gerçek gibi. Sevilay Saral bu kadınların hikâyelerini hayal etti ve yazdı. “Her Güne Bir Vaka” adlı oyunda, Aysel Yıldırım, Bulut B. Sezer, Ayşenil Şamlıoğlu, Elif Karaman, Songül Öden, Berna Laçin, Zeynep Okan oynadı. Birbirinden farklı yedi kadın sosyal medyaya birer video bırakır:

Bayan Pazartesi; 32 yaşında Moldovyalı temizlik işçisi, Covid-19 negatif, dört gündelikçi arkadaşıyla paylaştığı evde izole.

Bayan Salı; 38 yaşında bir kargo çalışanı, Covid-19 pozitif, kader mahkûmu, yıllar sonra döndüğü mahallesinde, tek başına izole.

Bayan Çarşamba; 70 yaşında emekli bir öğretmen, Covid-19 negatif, evinde tek başına izole.

Bayan Perşembe; 22 yaşında hematoloji bölümünden gencecik bir hemşire, Covid-19 pozitif, hastane odasında izole.

Bayan Cuma; 40 yaşında ev hanımı, Covid-19 pozitif ama aslında negatif, evinde kocasından gördüğü şiddetten kaçmak için kapandığı bir odada izole.

Bayan Cumartesi; Covid-19 negatif ama aslında çok pozitif bir kadın, 45 yaşında “online” yaşam koçu, “YouTuber”, villasında izole.

Bayan Pazar; 38 yaşında satış temsilcisi, Covid-19 pozitif, yalnız yaşıyor, evinde izole. Tüm bu hikâyeleri BGST Tiyaro’nun YouTube kanalında seyredebilirsiniz. Saral ile bu hikâyeleri konuştuk.

- Oyunun fikri ve yazım süreci nasıl oluştu? Oyunun içeriğinden bahseder misiniz?

Oyunun yazım fikri, kısmi ve gönüllü izolasyonda değil, tam ve zorunlu izolasyonda oluştu. Grafiklerin yükselişte olduğu nisan ayı başında, eşimin rahatsızlığı ile ilgili olarak gereken tedavi için yirmi gün hastaneye yatış yaptık. Ben refakatçiydim.

Hastanede Covid-19 hastalarının olduğu katta olmasak da odadan çıkışımız kesinlikle yasaktı ve kalış süresince her gün yeni yasaklar geldi. Bir oda ve banyodan oluşan kısıtlı bir hareket alanı içinde ve yaklaşık bir haftanın sonunda, saplantılı bir şekilde takip ettiğim korona haberleri, bilimsel yazıları, sosyal medya paylaşımlarından artık neredeyse şişmiştim. Hepsini bıraktım ve ilk monoloğu yazdım.

Covid-19 izolasyon sürecine toplumsal cinsiyet perspektifinden bakan bir monolog, bir kadın anlatısı. Ve Aysel Yıldırım’la paylaştım. Özetle proje önerim şöyleydi: Ben hafta boyunca her gün yeni bir monolog yazacak ve paylaşacaktım. “Her Güne Bir Vaka” adı buradan geldi. Bir de küçükken kızıma okuduğum “Her Güne Bir Masal” kitabını hatırlattı bu isim bana. Bir yönüyle mantığı benzer bir form.

Birbirinden farklı 7 monolog yazacaktım, yaşlı genç, varsıl, yoksul, pozitif ya da negatif ama hepsi şurada ya da burada izole yaşayan 7 kadın olacaktı.

YEDİ FARKLI OYUNCU...

- Oyuncuları nasıl belirlediniz?

Ben tamamen monologların yazım sorumluluğunu üstlenmişken, Aysel benden biraz daha rahat koşullarda olduğundan projenin yürütme, reji sorumluluğunu üstlendi. Biraz telefon trafiğimiz oldu tabii. İlk konuştuğumuz 7 farklı monoloğun yedi farklı oyuncu tarafından oynanmasıydı. Ve tüm oyuncuların BGST tiyatrodan olmayabileceğini düşündük. Bir çağrı ve gönüllü bir buluşma çerçevesi kurmak daha anlamlı olur dedik. Farklı çalışmaların içinden gelen, tanıdığımız, iletişim içinde olduğumuz ve birlikte üretebileceğimizi bildiğimiz Ayşenil Şamlıoğlu, Berna Laçin, Bulut Sezer ve Songül Öden’le görüşüldü. Öyle güzel katıldılar ki projeye, öyle hızlı ürettiler, öyle samimi var oldular ki, BGST tiyatrodan da Aysel Yıldırım, Elif Karaman ve Zeynep Okan’la beraber, projenin temel anlamı, 7 çok farklı kadının buluşması çok kısa bir zaman zarfında gerçek oldu.

GERÇEKLİK DUYGUSU

- Kişileri neden günlere göre ayırdınız? Oyundaki karakterlerden bahseder misiniz?

Oyun karakterlerini haftanın günleri olarak adlandırdım. Gerçek değil, sembolik bir adlandırmayı tercih ettim. Monologlar gerçek hikâyeler üslubuyla kaleme alınmıştı. Bazı duyduğum ya da okuduğum hikâyelerden de faydalanmıştım zaten. Ve oyuncular da bu gerçeklik duygusu içinden oynadılar.

Şimdiye kadar izleyenlerin de en çok dile getirdikleri, paylaşılan yorum şöyle oldu: “Bu kadınlar ne kadar gerçek.” Birçok kadın kendi deneyimini, kendi sesini buldu monologlarda. Ben de zaten böyle olabileceğini düşündüğüm için, anlatıcıları gerçek bir adlandırmayla bir tek kadının varoluşuna sıkıştırmak istemedim.

Bu monologlar bir değil birçok kadına ait hikâyeler olsun istedim. Toplumdaki aşağı yukarı benzer süreçleri yaşayan birçok kadını ima edecek sembolik isimlendirme daha uygun olur diye düşündüm. Salgın sebebiyle işsiz kalmış temizlik işçisi bayan Pazartesiler, ağır çalışma koşullarında hastalıkla burun buruna çalışan kargocu bayan Salılar, sokağa çıkma yasağı öncesinde de sosyal olarak izole edilmiş altmış beş yaş üstü bayan Çarşambalar, yeterli önlem alınmadan çalışan sağlık emekçisi bayan Perşembeler, izolasyonla beraber artan ev içi şiddetin mağduru bayan Cumalar, tuzu kuru olsa da ev içi işlerin tüm sorumluluğunu yüklenmek durumunda kalmış bayan Cumartesiler ve dizi setlerindeki akıldışı sürece itiraz etmeye çabalayan oyuncu bayan Pazarlar. Özetle hepimiz.

DİJİTAL TİYATRO

- Karantina sonrası, oyun “online” olarak mı devam edecek?

“Her Güne Bir Vaka” arkası yarın formatında, “online” olarak sunumu yapılmış 7 kısa monologdan oluşan bir “dijital tiyatro” diyebiliriz. Bundan sonra ya da karantinadan sonra yola nasıl, hangi formda devam edileceği henüz kararlaştırılmış değil ama bir şekilde devam edilecektir. Bence bu çalışma da bunun göstergesi. İzolasyon koşullarında olsa bile, tiyatroyu durdurmama, tiyatroyu yaşatma, sözümüzü söyleme tercihimizin bir ürünü “Her Güne Bir Vaka”.