"AB kapısında hiçbir ülke 50 yıl bekletilmedi"

Devlet Bakanı ve Başmüzekereci Egemen Bağış, AB'nin insanlık tarihinin en büyük barış projesi olduğunu belirterek, bu barış projesinin tamamlanması için Türkiye'nin şart olduğunu söyledi.

23 Ekim 2010 Cumartesi, 09:41
Abone Ol google-news

Egemen Bağış, Belçika Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Steven Vanackere ve AB Komisyonunun Genişlemeden Sorumlu Üyesi Stefan Füle ile kahvaltıda biraraya gelmesinin ardından, British Council, Avrupa Birliği Türkiye Delegasyonu ve Türkiye Ekonomik ve Sosyal Etütler Vakfı tarafından ortaklaşa düzenlenen ''Türkiye-AB: Geleceği Şekillendiriyor'' temalı 7. Boğaziçi Konferansı'nın ilk oturumuna katıldı.

Bağış, konuklarının İstanbul'da gezmek ve alışveriş yapmak yerine toplantıya katılmalarından duyduğu memnuniyeti dile getirerek, ''Gelmişken alışveriş de yapın. Yüzde 11'lik büyüme bize yeterli gelmedi, yüzde 12'ye çıkalım'' ifadesini kullandı.
Konuklarını ''Bizans, Roma ve Osmanlı İmparatorluklarının eski başkenti ve Avrupa'nın mevcut kültür başkentine hoş geldiniz'' şeklinde selamlayan Bağış, İstanbul'un katılımcıları ağırlamaktan dolayı çok gururlu olduğunu söyledi.

Türkiye sözcüğünün İngilizcesinde, Türkçe anlamı anahtar olan ''key'' hecesinin yer aldığını anımsatan Bağış, ''Türkiye, AB'nin yaşadığı güçlüklerin anahtarıdır. AB'nin geleceğinin anahtarı Türkiye'de. Avrupa'nın geleceği Türkiye'de. Çünkü bu kazan kazan temelinde bir ilişki ve birbirimize ihtiyacımız var'' dedi.

Seçmenlerin, 8 yılda 12 bin kilometrelik yeni yollar yaparken, okulların üçte birini modernize ederken, hastane, havaalanı inşa ederken, kişi başına geliri 3 katına çıkarırken, böyle bir ekonomik büyüme yaşarken, AB fonlarının olmadığını ifade ederek, ''O zaman AB'yi niye bu kadar önemsiyoruz?'' diye sorduklarını belirten Bağış, onlara, "AB'nin, Türkiye'nin diyetisyeni olduğunu, AB'nin, belli kurallar verdiğini, bunlara riayet edildiği takdirde Türkiye'nin daha zinde, formda bir ülke haline geleceğini söylediğini" kaydetti.

Egemen Bağış, Avrupa'nın İstanbul'suz eksik kalacağını vurgulayarak, insanlık tarihinin en büyük barış projesi olan AB sayesinde, Avrupa ulusları arasındaki savaşların sona erdiğini kaydetti. Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Bağış, konuşmasını şöyle sürdürdü:

''Ancak bu barış projesinin tamamlanması için Türkiye şart. Bizim büyük resmi görmemiz gerekiyor. Biz sabırlıyız. Sabırlı olmak zordur ve sabrettiğiniz takdirde de bunun meyvelerini toplarsanız. Ama hiçbir ülke 51 yıl bekletilmedi. Hala da fasılların yüzde 50'den fazlası alakasız nedenlerle bloke ediliyor. O nedenle her iki tarafın gerçek çıkarlarını tahlil etmeye başlamanın zamanı geldi de geçiyor bile...

AB, bir ekonomik krizden geçiyor, ekonomik toparlanma ihtiyacı içinde. AB Yatırım Bankasının faaliyetleri Türkiye'nin ne kadar önemli rol oynadığının önemli bir göstergesi. AB Yatırım Bankasının finanse ettiği projelerden biri olan Marmaray, Boğaz'ın altından geçen raylı bir taşıma projesi. Aslında bu sadece bir raylı taşıma projesi değil. Eksik bir halkayı tamamlıyor. Pekin'den Londra'ya ilerleyen bir ray hattının tamamlayıcısı. Bu nedenle bu kadar önemli. İstanbul'dan 3 saatlik bir uçuştan sonra AB üreticileri 1,5 milyar tüketiciye ulaşabiliyorlar. Bizim ekonomik büyümemiz sayesinde biz kararlılığımızı ispat ettik.''

Enerji

Avrupa'nın ihtiyaç duyduğu enerji kaynaklarının yüzde 70'nin Türkiye'nin doğusunda, güneyinde ve kuzeyinde bulunduğunu ifade eden Bağış, bazen Türkiye'ye ''Eksen mi değiştiriyorsunuz?'' diye sorulduğunu anımsattı. Bağış, ''Bakın, eksen Avrupa'nın da çıkarına. Bizim ilişkilerimizi artırdığımız bölgeler, enerji kaynaklarının konuşlandığı bölgeler. Netice itibariyle AB'nin de enerji kaynaklarına ihtiyacı var. Biz aynı anda hem yürüyüp, hem sakız çiğneyebiliriz. Biz, doğumuzdaki, kuzeyimizdeki, güneyimizdeki ülkelerle ilişkilerimizi geliştirip, aynı zamanda milli stratejik hedefimize bağlılığımızı sürdürebiliriz. O da AB'ye tam üyeliktir'' diye konuştu.

Egemen Bağış, stratejik açıdan AB için de bu kadar önem taşırken enerji faslını açamamanın anlaşılmasının son derece zor olduğunu kaydederek, şöyle devam etti:
''Bence AB'nin kendi çıkarlarının düşünmeye başlaması gerekiyor. Nabucco projesi finansmanı. Bakın düşünelim acaba hangi ülke bu projeyi istemiyor? Hangi ülkeler, bu ülkeye yardımcı oluyor? Hangi ülkeler bu ülkenin Nabucco'yu engellemesine çanak tutuyor. Bir de Avrupa'nın güvenlik politikası var. Bizim Avrupa'nın en büyük ordusuna sahip olduğumuz bir gerçek. Şu anda 32 ülkede askeri birliklerimiz var. Sizin askerlerinizle omuz omuza refah, barış ve güvenliği sağlamaya çalışıyorlar. Bu yeni bir konsept de değil. Kore savaşından bu yana bütün uluslararası çatışmalarda varlık gösteriyor. Avrupa'nın güvenlik ve savunma politikasında Türkiye'nin daha iyi bir yer hak ettiğini düşünüyorum.

Avrupa küresel bir aktör olmak istiyor. Avrupa'da ortalama yaş 42. Avrupa yaşlanıyor. Bizde ise ortalama yaş 28. Genç, dinamik bir ulusumuz var. Uzun vadede Avrupa'nın bu dinamizme ihtiyacı olacak. Entegrasyon, bütünleşme Avrupa'da çok esaslı bir mesele. Biz İslam ve demokrasi kültürünü 200 yılı aşkın süredir başarılı bir şekilde yaşatıyoruz. Türkiye önemli bir rol oynayabilir. Almanya Cumhurbaşkanı bunu söyledi 'İslam sadece Almanya'nın değil, Avrupa'nın bir parçası haline gelmiştir' dedi. Avrupa'da şu anda 20 milyonu aşkın Müslüman yaşıyor. Türkiye bu Müslümanlara doğru sinyali gönderebilir."

Terör

Terörün birlikte mücadele edilmesi gereken bir konu olduğunu vurgulayan Bağış, şöyle konuştu: ''Üye ülkelerin de somut işbirliği sergilemesini bekliyorum. Mesela, Türkiye'ye bir terörist en son ne zaman bir AB ülkesinden iade edildi? Hatırlayan var mı? Ben hatırlayamıyorum. Biz hep şu yanıtı alıyoruz: 'Sizin yetkililerinizin hazırladığı dosyalar eksik' diyorlar. Biz bir suçluyu arıyorsak, bütün dosyalar tamamlanmış oluyor, ama bir teröristle ilgili dosya söz konusuysa bu dosya yetersiz bulunuyor. Bunu açıkçası kendi seçmenlerime izah etmekte çok zorlanıyorum. Yasadışı göçmenlik üzerinde çalışmamız gereken bir konu. Türkiye geri kabul ve vergi anlaşmalarını sonuçlandırmak için çok çalıştı. Umuyorum ki komisyon bizim bunu imzalamazı için yeterince yetki verecektir.''

AB üyelik sürecinde birbirini suçlama oyununa son verilmesi gerektiğini kaydeden Bakan Bağış, ''Bütün muhatapların biraraya gelmesi ve gerçekten çok açık, yürekten diyaloğa başlaması gerekiyor. Bütün konulara tek tek eğilelim, masaya yatıralım ve her iki tarafı da tatmin edecek çözüme ulaşalım'' dedi.

''Türkiye hiç olmadığı kadar demokratik"

Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Bağış, basın özgürlüğü konusundaki eleştirilere de yanıt vererek, Türkiye'nin bugün daha önce hiç olmadığı kadar demokratik, müreffeh olduğunu belirterek, Türkiye'de 50 yıl önce askeri darbelerin, başbakanların ölümüyle sonuçlandığını, 30 yıl önce Kafka'nın, Dostoyevski'nin kitaplarının toplatıldığını, yakıldığını, 10 yıl önce İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanının ders kitaplarında yer alan bir şiirden alıntı yaptığı için hapse atıldığını, kendisinin de ''Halk kendi kendini temsil edebilir'' dediği için hakkında soruşturma açılan bir kişi olduğunu anlattı.

Türkiye'nin, şu anda çok daha iyi bir yerde olduğunu belirten Bağış, ''Gözaltına alınan bazı gazeteciler var. Bunların burada bulunmasının sebebi onlarla ilgili bazı iddialar, suçlamalar bulunması. Ben savcı değilim, davaların detaylarını bilemem. Ancak biz bütün bu konulara bakıyoruz. Komisyonun son 10 yıldır hazırladığı İlerleme Raporlarını yan yana koyacak olursanız Türkiye'nin demokrasinin ileriye gittiğini görürsünüz. Artık işkence gören kişiler ya da sonuçlanmamış davalar yok. Artık makro değil, mikro düzeyde problemlerden söz ediyoruz. Ama Türkiye mükemmel mi? Hayır. Ama Türkiye mükemmel olma yolunda ilerliyor ve Avrupa da bu konuda çok önemli bir teşvik sağlıyor'' diye konuştu.

Oturumun moderatörü gazeteci Mehmet Ali Birand da Türkiye'nin basın özgürlüğü konusunda yeterli olmadığını belirterek, ''Daha fazla, eksiksiz özgürlük istiyoruz. Daha fazlasını hak ediyoruz. Bu tür toplantılarda hala kovuşturmalardan, gazetecilerin gözaltına alınmasından bahsetmek büyük bir utanç kaynağı'' dedi.

"İran'ı engellemenin yolu yaptırım değil"

Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Bağış, İran nükleer silah konusunda engellenmek isteniyorsa bunun yolunun yaptırım değil, daha fazla diyalog olması gerektiğini söyledi. Dinin kamu alanındaki yeri ile ilgili AB ülkelerinin farklı yaklaşımları olduğunu belirten Lidington, Fransa ve ABD'de din, kamu alanı dışında tutulurken, İngiltere'nin yaklaşımının daha farklı olduğunu, Kraliçe'nin, kilisenin de en üst yöneticisi konumunda bulunduğunu anlattı.

İngiltere'de büyük kamu etkinliklerinde kısa da olsa dini bir tören yapıldığını, örneğin birkaç hafta sonra iki dünya savaşında hayatlarını kaybedenleri anma töreninde dini tören de düzenleneceğini ve azınlık dinlerinin temsilcilerinin de bunlara davet edileceğini ifade eden Lidington, şöyle devam etti:
''Türkiye, aslında bir yerde, cevabı içinde tutan bir ülke. İnsanlar, Suudi Arabistan'a ve İran'a bakıyorlar ve 'İslam, çok partili demokrasi veya ifade özgürlüğüyle yaşayamaz' diyorlar. 'İngiltere'de cami açılıyor da Riyad'da neden kilise açılamıyor' diyorlar. Türkiye nüfusunun büyük bir bölümü Müslüman olmakla birlikte gayet başarılı biçimde çok partili demokrasiyi yürütüyor ve devamlı gelişiyor. Azınlık dinlerine de saygı duyuyorsunuz ve gelişme alanı veriyorsunuz. Türkiye'nin yaklaşımı, İslam'ın kamu alanında durumuna bir örnek. Türkiye'nin demokrasisi, çoğulculuk anlayışı üzerinde çalışıyor. Bu değerler Türkiye'nin AB üyeliğiyle daha da pekiştirecek.''

Bağış soruları yanıtladı

Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış da oturumun sonunda katılımcıların sorularını yanıtladı. ''Türkiye neden İran'a arabuluculuk yaptı'' sorusu üzerine Bağış, ''Komşunuzun evi yanıyorsa siz de buna müdahale etmezseniz, sizin de eviniz yanar'' dedi. Bağış, Türkiye'nin Suriye ile 10 yıl öncesine kadar terörizmi desteklediği gerekçesiyle sorunlar yaşandığını belirterek, artık bu sorunların yaşanmadığını, Suriye'nin teröristlerin yakalanması konusunda Türkiye ile işbirliği yaptığını bildirdi.

Artık bazı şeylerin değiştiğini söyleyen Bağış, ''İran, nükleer silah konusunda engellenmek isteniyorsa bunun yolu yaptırım değil, daha fazla diyalog olmalıdır'' dedi.
Egemen Bağış, AB üyeliği yolundaki reformların AB istediği için değil Türkiye'de yaşayan insanların daha iyi koşullarda yaşaması için yapıldığını anımsattı. Türkiye'nin de tarihinde diğer ülkeler gibi karanlık noktaları olduğunu, bundan sonra bunların olmamasını istediklerini ifade eden Bağış, bir başka soruyu yanıtlarken de tutuklu ve hükümlülerin, ziyaretçileri ile istedikleri dilde konuşabildiklerini, 24 saat Kürtçe yayın yapan radyo kanalının bulunduğunu anlattı. Bağış, tüm bunların çok önemli gelişmeler olduğuna işaret etti.

Trabzon'daki Sümela Manastırı'nın dini ayine açılmasının da önemli bir gelişme olduğunu vurgulayan Bağış, Türkiye'de ilk defa bir Başbakan'ın, Roman vatandaşlarla bir araya gelerek, onlardan özür dilediğini ve aynı şekilde ilk defa bir Başbakan'ın Alevilerle bir araya geldiğini kaydetti. Bu arada Bakan Bağış, Lidington onuruna öğle yemeği verdi. Feriye Lokantası'nda Türk ve İngiliz heyetlerinin de katılımıyla gerçekleşen yemeğe basın mensupları alınmadı.

 

İlgili haberler için tıklayınız:

Birbirimizi suçlamayı bırakalım

 "Sivil Anayasa demokrasinin anahtarı"