ABD’de çok az bilinen bir darbe girişiminin sloganı: Bizi faşist iktidar kurtarır

Kapitalizmin 1929’daki Büyük Ekonomik Krizi’nin etkileri sürerken 1933'te, gelişmiş ABD demokrasisinde (!) tartışılmaya bile gerek olmayacak kadar açık olan ama fazla bilinmeyen çok ciddi bir darbe girişimi gerçekleşti.

17 Mayıs 2021 Pazartesi, 04:00
ABD’de çok az bilinen bir darbe girişiminin sloganı: Bizi faşist iktidar kurtarır
Abone Ol google-news

Dizinin bir önceki yazısına buradan ulaşabilirsiniz.

ABD’de, 2020 Amerika Birleşik Devletleri başkanlık seçimlerinin sonuçlarını kabul etmeyen Donald Trump destekçilerinin 6 Ocak 2021’de ABD Kongre binası Capitol’u basmalarına “darbe” girişimi diyenler oldu. Öyle olup olmadığı hâlâ tartışılır. Gelişmiş ABD demokrasisinde (!) tartışılmaya bile gerek olmayacak kadar açık olan ama fazla bilinmeyen çok ciddi bir darbe girişimi olmuştu.

Kapitalizmin 1929’daki Büyük Ekonomik Krizi’nin etkileri Amerika’da uzun yıllar sürdü, malum. Büyük şirketler çok büyük ticari kayıplar yaşamış, insanlar evlerini kaybetmiş, yoksulluk artmıştı. 1933’te durum buydu ABD’de. Bu tür “yönetme/yönetilememe” ortamlarını askerler çok sever. Dönemin başkanı Franklin D. Roosevelt’tir. Kriz’in etkilerinden ülkeyi kurtarmak, sistemi yeniden kurmak çabasındadır. Bir dizi önlemler uygular, yeni ekonomik paketler hazırlar.

Hazırlar ama bundan en çok, yönetimde de etkileri büyük olan sermaye çevreleri rahatsız olur. Bu çevrelerin büyük bir kısmı İtalyan ile Alman faşizmine de destek verenlerdir. Bu çevreler adına hareket eden bir grup Smedley Butler adlı bir generale yönetimi devirmesini teklif ederler. Gerekli finansı işadamları sağlayacaktır bunun için. Roosevelt yönetimi ülkeyi felakete götürmektedir bu çevrelere göre. “ABD’yi ancak faşist bir iktidarın kurtaracağına” inanmaktadırlar. Çok kararlıdırlar darbe için. 3 milyon dolar, 500 bin paralı asker hazır beklemektedir. Beyaz Saray basılacak Roosevelt öldürülecektir. Bu planın arkasındaki büyük şirketler J.P. Morgan, la Chase National Bank, Dupont, Standard Oil, General Motors, Goodyear, Prescott Bush’dur.

Krizden çıkış için Roosevelt’in hazırladığı sosyal yardım planları, kalkınma programları yüzünden bu firmalar çok zarar ediyordu. Önlemler içinde tüm büyük firmalardan yüksek düzeyde vergi alınması da vardır tabii. Bu adı geçen büyük sermayedarlar bundan da rahatsızdırlar ama gerçek niyetleri başkadır. ABD’nin her yere saldırmasını sağlayıp bundan kâr elde edecek alanlar yaratmaktı istekleri.

SONU HÂLÂ SIR

Sonra, hâlâ sırdır, demokrasiye çok inandığından mı, korktuğundan mı, gerçekten çözüm olmayıp aksine kaosu daha da derinleştireceğini fark ettiğinden midir bilinmez, darbe yapması teklif edilen General Butler durumdan Temsilciler Meclisi’ni haberdar eder. Yine nedendir bilinmez, ABD hükümeti olayın üstünü apar topar kapatır. Üstelik adı geçen kim varsa hiçbiri hakkında işlem de yapılmaz. 1933’te çok ciddi bir girişim olan bu darbe planı unutturulur.

BİNLERCE CARABİNİERİ ROMA’YI İŞGAL EDECEKTİ

Benito Mussoli’nin faşist rejimi yıkıldıktan sonra “demokrasi”nin inşa edildiği İtalya, iki ciddi darbe girişimiyle karşı karşıya kaldı. İlki 1964’tedir. Carabinieri olarak adlandırılan İtalyan jandarmalarının bir bölümü ABD’nin desteğiyle, başında Aldo Moro’nun olduğu merkez- sol koalisyonundan oluşan hükümeti devirmeye kalktılar. Ama başaramadılar tabii.

Kod adı Piano Solo ya da Plan Alone olan darbenin başında Carabinieri şefi General Giovanni De Lorenzo vardı. Plana göre öncelikle 20 bin Carabinieri Roma, Milano, Napoli başta olmak üzere önemli kentlerde konuşlandırılacak, 5 bin paramiliter güç Roma’da İtalyan Komünist Partisi’ni, partinin gazetesi L’Unita ile solcu Paese Sera’nın ofislerini basacak, darbecilere bağlı güçler devlet televizyonu RAI’yi ele geçirecekti. Ayrıca belirlenen 731 önde gelen sol politikacı, Sardinya Adası’ndaki bir askeri üste toplanacaktı. Carabinieri’lerin başı olmadan önce ülke istihbaratının şefi olan De Lorenzo’nun darbeden neden vazgeçtiği net değil, ama iddiaya göre sosyalistlerin de olduğu hükümetin düğer üyeleri sosyalistlerden gelen kimi önerileri reddetmeyince darbeye gerek kalmadığını düşündü diyenler de var.

Junio Valerio Borghese

OPERASYON TORA TORA SON ANDA ASKIYA ALINDI

Emperyalist-kapitalist sistem içinde en zayıf ülkelerden biri olan İtalya’da bu olaydan altı yıl sonra bir darbe girişimi daha yaşandı. 7 ya da 8 Aralık 1970’te yapılacaktı. Darbenin planlayıcısı İtalyan faşistlerinin kahramanı olan İkinci Dünya Savaşı’nın ünlü İtalyan komutanlarından Junio Valerio Borghese idi. Mussoli’nin en sadık askeri yani. Gerçekleşmeyen bu girişimi sosyalist gazete “Paese Sera”nın haberiyle öğrendi İtalyan kamuoyu.

Bu darbe girişimi “Tora Tora Operasyonu” olarak da bilinir. Yüzlerce neo-faşist militanın katılımıyla dönemin Devlet Başkanı Giuseppe Saragat’ın kaçırılması, polis şefi Angelo Vicari’nin öldürülmesi, İçişleri  ve Savunma bakanlıkları ile RAI’nin işgalini planlıyordu darbeciler. Elbette komünistler başlıca hedefti. İtalyan Komünist Partisi’nin merkezinin de bulunduğu Sesto San Giovanni adlı işçi kasabası da işgal edilecekti.

Ancak Borghese, darbe planını son aşamasından birkaç saat önce askıya aldı. İtalyan hükümetinin darbe planından haberdar olduğu, bu nedenle komplocuları bastırmaya hazırlandığı duyulunca vazgeçildi diyenler de var. İtalyan Ulusal Cephe’nin (Fronte Nazionale) lideri Mario Rose ile birkaç üyesi tutuklandı, işadamı Giovanni de Roa, emekli hava albayı Guiseppe Lo Vecchio de tutuklananlar arasındaydı. Hakkında tutuklama emri çıkarılan Borghese, kaçtığı İspanya’da 1974’te öldü.

ABD’NİN PARMAĞI

Yedi yıl süren sorgulamalar sırasında bir darbeci, dönemin ABD Başkanı Richard Nixon’un “gelişmeleri izlediğini” iddia etti. İddiaya göre iki CIA görevlisi Nixon’a sürekli bilgi aktardı. Aradan yıllar geçti, bu iddia La Repubblica gazetesinin Aralık 2004’te yaptığı Bilgi Edinme Özgürlüğü Yasası (FOIA) kapsamında edindiği bilgilerle doğrulandı. Darbe girişiminde ABD’nin de parmağı vardı.

MAFYA İLE AYNI SAFTA

Darbe girişimine İtalyan mafyasının da destek verdiği ortaya çıktı. Tommaso Buscetta adlı bir mafya mensubu Borghese’nin, Sicilya mafyasından neo-faşist darbeyi desteklemesini istediğini açıkladı. Karşılığında Borghese’den Vincenzo Rimi ile Luciano Leggio adlı mafya mensuplarının affı istendi. Mafya ileri gelenleri Giuseppe Calderone ile Giuseppe di Cristina, Roma’da Borghese’yi ziyaret ettiler. Ancak Gaetano Badalamenti gibi diğer mafya mensupları plana karşı çıktı. Eğer sağcı darbe gerçekleşseydi mafyanın rolü, bir dizi terörist saldırı ile suikastlar düzenlemek olacaktı.

ALMANYA: ZOR AMA NİYETLİ VAR

Yakın tarihinde Hitler’in Birahane Darbesi de olmak üzere iki darbe deneyimi olan Almanya, daha sonra demokrasisini her türden darbeye karşı güçlendirmeyi başardı. Ancak ordu ile polis örgütü içinde destek bulan sivil faşist grupların sürekli darbeler, ayaklanmalar planladığı bir ülke olma konumunu sürdürüyor. Son zamanlarda emekli askerlerden de darbe planları yaptıkları haberleri geliyor. Geçen haftalarda Telegram üzerinden “Emekli ve Eski Askerler Grubu” adıyla örgütlenmiş olan 13 bin asker eskisi, darbe çığlıkları attı. Sağcı gruplarla da ilişkileri ortaya çıkarılan grubun ülkede kargaşa yaratıp devlet kurumlarına saldırmayı planladığı ortaya çıkarıldı.

Almanya iç istihbarat örgütünün en çok çekindiği faşist grup Nordkreuz adlı olanı. Büyük bir “zafer günü”ne hazırlandığını duyuran grubun büyü katliamlara hazırlandığı ortaya çıkarıldı. 25 bin kişilik bir liste olduğu belirtiliyor elinde. Tabii ki emekli ya da halen görevde olan çok sayıda askerin de desteğini alıyor bu faşist grup. Ordu içinden bir planlama değil belki ama dışarıdan gelecek bir plana destek verecek çok sayıda ordu mensubu var ülkede. Fırsat buldukları an olmaması için bir neden yok. Zor ama mümkün.

İSPANYA ÜÇ TEHLİKE ATLATTI

Uzun bir faşist geçmişi olan İspanya da “demokrasi”ye geçtikten sonra üç darbe tehlikesi atlattı. Türkiye kamuoyu tek televizyon döneminde aşırı sağcı Albay Toledo’nun İspanya Meclisi’ni bastığı anı siyah beyaz ekranlarında izledi, hatırlarız bunu. Ama İspanya bir grup sağcı albayın 27 Ekim 1982’deki, yine bir grup aşırı sağcı asker ile memurun 2 Haziran 1985’teki darbe girişimlerini anımsamayabiliriz pek. 

Yani son zamanlarda uyarı, mektup, bildiri kılığında gelen tüm bu “yönetimi uyarma” hamleleri, gen demokrasisi gelişmiş olanın bile geçmişinde var olan darbe geleneğinin ne kadar canlı olduğunu gösteriyor. Bir sabah bakarsınız Avrupa’nın bir ülkesinden gelen darbe haberi ile uyanırız.

- BİTTİ -