Adliyede 3 Temmuz rövanşı

Şike davasında karardan 3 yıl sonra yeniden yargılama başlıyor

11 Ocak 2015 Pazar, 18:35
Abone Ol google-news

 

“Futbolda şike süreci” yeniden start alıyor. Hareketli günler bizleri bekliyor. 6 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırılan ve cezaevine girmesi gündeme gelen Fenerbahçe Kulübü Başkanı Aziz Yıldırım’ın yanı sıra 6 kişi, şike yapmak için örgüt kurmak, konut dokunulmazlığını ihlâl, örgüt üyeliği gibi suçlardan İstanbul 13’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde yeniden hâkim karşısına çıkacak.

 

Neler yaşandı?

Başa dönelim. Fenerbahçe Spor Kulübü Başkanı Aziz Yıldırım’ın İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na yaptığı “Kulübe ve kendisine kumpas yapıldığı” iddiasıyla verdiği suç duyurusu dilekçesi üzerine başsavcılık harekete geçti. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, Terör ve Örgütlü Suçlar Bürosu nezdinde soruşturma başlatarak savcılarından Hasan Yılmaz’ı görevlendirdi. Savcılığın, Aziz Yıldırım ve kulübe yönelik kumpas yapılıp yapılmadığı, ‘Şike soruşturması’nda görev yapan polisler ve diğer kamu görevlilerinin “Hukuka aykırı işlem yapıp yapmadığı” ve “Görevini kötüye kullanıp kullanmadığı” gibi iddiaları araştıracağı öğrenildi. Aziz Yıldırım’ın avukatları aracılığıyla İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na sunduğu suç duyurusu dilekçesinde, şu ifadelere yer verildi: “Söz konusu bu illegal yapının bir başka ve önemli hedefi de taşıdığı ekonomik ve sosyal önem sebebi ile futbol kulüpleri ve yönetimleri olmuştur. İllegal yapı, 17 ve 25 Aralık kalkışması öncesinde, 7 Şubat’ta MİT’e, 3 Temmuz da ise F.Bahçe’ye karşı benzer ‘kumpas’ eylemleri içinde bulunmuştur. Bunlar dışında da aynı illegal yapının kamuoyu tarafından bilinen pek çok ceza yargılaması dosyasında da benzer eylemleri ifade ettikleri ortaya çıkmıştır.” Dilekçede, Şike soruşturmasında görev alan polis, savcı ve hâkim ile diğer kamu görevlileri hakkında “Silahlı örgüt kurmak, yönetmek”, “Görevi kötüye kullanma”, “Haberleşmenin gizliliğini ihlâl”, “Özel hayatın gizliliğini ihlâl”, “Kişisel verilerin kaydedilmesi” ve “Tehdit” suçlarından dava açılması ve cezalandırılmaları talep edildi.

 

Kumpas İddiaları Reddedilmişti

Yeniden yargılanma taleplerini değerlendiren mahkeme sanıklara kumpas kurulduğuna ilişkin iddialar sebebiyle yargılamanın yenilenmesi isteklerini oy birliğiyle reddederken, 6526 sayılı yasayla CMK’de yapılan değişikliklerin ve 311/1-E maddesi kapsamında ise yeniden yargılanmalarına karar verdi. Mahkeme şu kararları almıştı: “1- Görevsizlik ve yetkisizlik kararları verilmesine ilişkin taleplerin oy birliğiyle reddine; 2- Sanıklara kumpas kurulduğuna ilişkin iddialar sebebiyle yargılanmanın yenilenmesi taleplerinin oy birliğiyle reddine; 3- Duruşma tutanaklarında sahtecilik yapıldığına ilişkin iddialar sebebiyle yargılanmanın yenilenmesi taleplerinin oy birliğiyle reddine; 4- 6526 sayılı yasayla CMK’de yapılan değişikliklerin CMK 311/1-E maddesi kapsamında kaldığı değerlendirildiğinden, bu duruma göre hükümlüler Aziz Yıldırım, Olgun Peker, İlhan Yüksel Ekşioğlu, Abdullah Başak, Ahmet Çelebi ve Selim Kımıl hakkındaki yargılamanın yenilenmesi taleplerinin mahkumiyet kararları verilerek Yargıtay 5. Ceza Dairesince onanarak kesinleşen suçları yönünden CMK 318/1 maddesi gereğince oy birliğiyle kabule değer olduğuna; 5- Yargılamanın yenilenmesine yönelik talepte bulunmayan diğer tüm sanıkların hukuki durumlarının yeniden değerlendirilmesine oy çokluğuyla yer olmadığına; 6- İleride telafisi imkansız zararlara sebebiyet vermemek açısından sanıklar Aziz Yıldırım,
Olgun Peker, İlhan Yüksel Ekşioğlu, Abdullah Başak, Ahmet Çelebi ve Selim Kımıl’ın CMK 312. madde gereğince oy çokluğuyla infazlarının geri bırakılmasına, hapis cezaları kesinleşmiş olan sanıklardan Evren Kımıl, Hakan Karaahmet, Özden Aslan ve Samet Erdemir’in infazlarının geri bırakılmasının oy çokluğuyla reddine karar verilmiştir.”

 

Profesör Ersan Şen'den önemli açıklamalar

Hukuk ‘dava sil baştan’ diyor

Kamoyunda ‘Şike davası’ olarak bilinen sürecin kilit isimlerinden, sanık avukatlarından hukuk adamı Prof. Ersan Şen, yarın başlayacak yeniden yargılama öncesi iddialı açıklamalarda bulundu. Cumhuriyet’in sorularını yanıtlayan Şen, “Hukuk, tüm davanın yeniden görülmesini emrediyor, bu süreç içinde de yasal sayılmayan bilgi, belge, bulgu yani tape olarak bilinen telefon dinlemeleri de delil sayılmamalı” dedi.

Şike davasıyla ilgili yeniden yargılama nasıl olacak?

Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) m.321/2 ve 323 uyarınca yeniden duruşma yapılacak, çünkü önce infazlar geri bırakıldı ve sonra esas önemli olan duruşma açılmasına karar verilerek, ilk hüküm askıya alındı. Bu durumda, deyim yerinde ise sil baştan dava görülmeli. Bu noktada Mahkeme, 6 Mart 2014 tarihinde yürürlüğe giren 6526 sayılı Kanunun sanık lehine olan hükümlerini dikkate almalıdır. Belki İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nin gördüğü iki davada, sanık avukatlarının talebi ile 6526 sayılı Kanunun 1. maddesi ile Terörle Mücadele Kanunu’na eklenen geçici 14. maddenin 4. fıkrasında yer alan ‘Bu kanunun yürürlüğe girdiği tarihte bulundukları aşamadan itibaren kovuşturmaya devam edilmek üzere’ ibaresinin Anayasaya aykırı olduğu gerekçesi ile Anayasa Mahkemesi’ne (AYM’ye) yaptığı iptal başvurusunun sonucunu bekleme veya 13. Ağır Ceza Mahkemesi de benzer kararı verebilir ki, bu durumda duruşma Anayasa gereği en az 5 ay durur. Bence, AYM’ye yapılan ve yapılacak bu tür başvuruların iptalle sonuçlanması pek etkili olmaz, çünkü esas 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nin nasıl bir yargılama yapacağıdır. Başvurularda amaç, AYM’den iptal kararı almak suretiyle özel yetki ağır ceza mahkemelerinin tüm yargılamalarının deyim yerinde ise boşa düşürmektedir. Oysa AYM’nin böyle bir yetkisi yoktur ve iptal kararı verse de geçmiş davalar otomatik olarak boşa düşmez. ÖYM’lerce bakılan geçmiş davalar ancak; bitmeyene, yani devam edenleri olağan kanun yolları ve biten, yani bizim gibi yeniden açılması gerekenler de olağanüstü kanun yolları ile canlandırılabilir. Balyoz ve İstanbul casusluk davalarında olduğu gibi.

- Yeniden yargılamanın kabulüne ilişkin kararı nasıl değerlendiriyorsunuz?

Doğru karar, çünkü 6526 sayılı Kanun ve gerekçesi, CMK m.311/1-e gereğince ‘yeni olay’ özelliği taşımaktadır. Şimdilik kaydı ile AYM tarafından bireysel başvurular işin esasına girilmeden reddedilmiştir.

- Mahkeme davayı esastan yeniden görecek mi?

Aynen doğrudur. Mahkeme ilk kararı askıya alıp duruşma açarak, bu iradesini net bir şekilde ortaya koymuştur. Salı günü biz yeniden yargılamayı değil, işin esasını, yani işin içine sil baştan girip tartışacağız. Böyle de olmalı, bunu ben demiyorum, CMK m.323 demektedir.

- Yeniden yargılamanın sonucu, eski kararı nasıl etkiler?

Mahkeme ya eski kararı tasdik edecek, yani askıdan indirecek veya ilk
hükmü iptal edip yeni hüküm kuracak. Her durumda temyiz yolu açık.

 

TAPELER DELİL SAYILAMAZ

- Davada tapeler delil olarak değerlendirilecek mi?

Bence baştan itibaren bu konuda net hukuka aykırılıklar vardı, usûl doğru uygulanmadı, kimse de; hukuk aykırı delilleri kullanma yasağına ve somut delillerle ispat zorunluluğuna, ‘hukuk devleti’ ilkesine, Anayasanın ve CMK’nin tartışmasız hükümlerine rağmen bizi dinlemedi, işte ÖYM’lerin Türkiye’de içine düştüğü en büyük ortak hata bu idi. Kanaatimce, bu aykırılık 6526 sayılı Kanunla daha da netleştiğinden, suç örgütü iddiası ile yapılan tüm dinlemeler ve takipler dosya dışına alınmalı, hukuka uygun yol ve yöntemlerle elde edilen delillerle yargılama yapılmalı. Bakalım o zaman, suçlamada bulunanlar, aylarca yıllarca teknik takip yaptıkları halde ortaya somut delil koyamayan ve en önemlisi de ‘suçüstü’ yapamayanlar ne diyecekler? Yeri gelmişken ben bir soru sormak isterim; içeriğinde cebir-şiddet veya tehdit olmayan şike ve teşvik primi, yani ancak anlaşma ile işlenmeleri mümkün olabilen bu tür eylemlerin ÖYM’de ne işi vardı? Kimse bunu düşünmüyor ve hukuki açıdan da cevabını veremiyor. Tutturmuşlar ‘örgüt’ var, bir an için olsa bile işin içinde cebir-şiddet veya tehditle işlenen suçlar olmadan bu işi nasıl özel yetkili savcılarda ve ÖYM’de görüldü? Herkes bunu düşünmeli. Nerede kaldı tabi hakim ve mahkeme güvencesi? Ayrıca, her kavramın içini boşalttığımız gibi örgüt kavramını da sulandırdık. Türkiye’de biraraya gelen 3 kişi suç örgütü mensubu sayıldı, ona göre muamele gördü, böyle iş olmaz. İşte bu şartlarda görülüp bitirilen ‘Şike davası’ tekrarlanmalıdır. Herkes, ilk kararı, Yargıtay’ın kararını ve bir de bizim sözlü ve yazılı savunmalarımızı okuyup ona göre karar versin, önyargı ile değil. Günah veya niyet yargılaması değil, ceza yargılaması yapmalıyız. Hukukun işi budur.

 

‘ŞİKE DAVASI DEĞİL PARA DAVASI’

Eski Emniyet İstihbarat Dairesi Başkanı Sabri Uzun’un piyasaya çıkan ‘İn-Baykal Kasedi-Dink Cinayeti ve Diğer Komplolar’ isimli kitabındaki bölümlerden biri de “Şike davası” ile ilgili. Uzun, kitapta, Cemaat’in Futbol Federasyonu Tahkim Kurulu’na önemli bir “Cemaat İmamı” yerleştirdiğini söylüyor. Ve bu yerleştirme işinde, Sivasspor Kulübü Başkanı Mecnun Odyakmaz’ın

“Bilmeden ricacı” olduğunu, Aziz Yıldırım’ın da “Bilmeden destek” verdiğini iddia ediyor. Uzun, “İstanbul’da 3 Temmuz 2001’de başlatılan İstanbul Özel Yetkili Mahkemesi’nde sürdürülen Aziz Yıldırım’ın 1 yıl tutuklu kaldıktan sonra tahliye edildiği davanın tamamı aslında bir Cemaat operasyonudur... ‘Paraya Ulaşma Operasyonu’dur... Türkiye Cumhuriyeti’ne “Ekonomik kuşatma operasyonudur” diyor.

 

YARSUVAT’IN İDDİASI DA İNCELENECEK

Savcılık, Galatasaray Başkanı Duygun Yarsuvat’ın verdiği bir röportajda söylediği “Gülen grubu, Aziz Yıldırım’dan 50 milyon dolar istedi. Yıldırım da Fenerbahçe de bu parayı vermedi. Ondan sonra malum süreç başladı” sözlerini, soruşturma kapsamında inceleyecek ve gerek görürse Duygun Yarsuvat’ın da bilgisine başvurabilecek.

 

F.BAHÇELİLER DERNEĞİ: DAHA YENİ BAŞLIYOR

Fenerbahçeliler Derneği, yeniden yargılama öncesi resmi internet sitesinden “Daha Yeni Başlıyor” başlığıyla bir bildiri yayınladı. Söz konusu yazıda, “Hiç kimse, ama hiç kimse önümüzdeki yargılama ile bu işin biteceğini sanmasın! Daha yeni başlıyoruz! 13 Ocak 2015 Salı günü Çağlayan bizi hatırlayacak. Unutma Fenerbahçeli; sen yoksan bir kişi eksiğiz!” ifadelerine yer verildi.