Afganistan’da özellikle kadınların içine düştüğü durum, laikliğin önemini gözler önüne serdi

Taliban’ın Afganistan’da yönetimi ele geçirmesinin ardından yaşananlar, laiklik ve Cumhuriyetin kazanımlarının Türkiye için ne kadar değerli olduğunu ortaya koydu.

18 Ağustos 2021 Çarşamba, 04:00
Afganistan’da özellikle kadınların içine düştüğü durum, laikliğin önemini gözler önüne serdi
Abone Ol google-news

Afganistan’da Taliban’ın yeniden güç kazanması sonrası kadınlar, yaklaşık 20 yıllık mücadelelerle kazanılan özgürlükleri kaybetmesinin yanı sıra ölüm korkusuyla dışarıya çıkamıyor. Afgan kadınların yaşadığı dram Türkiye için laiklik ve Cumhuriyet’in kazanımlarının ne kadar değerli olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi.

Prof. Dr. Ahmet Kasım Han, “Türkiye bu manzaraya bakarak ve o manzara içerisinde kendisinin oynamakta olduğu uluslararası toplumda kendisine atfedilen role bakarak övünmek durumunda. Ve bu övüncü de hiç kuşku yok Mustafa Kemal Atatürk’e borçludur. Cumhuriyet aydınlığının kıymeti bilinmeli” dedi. Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu (TKDF) Başkanı Canan Güllü ise “Bu süreç neleri kaybedeceğimizin resmidir. Bu ülkede laiklikten vazgeçmeyeceğiz” diye konuştu. 11 Eylül saldırıları sonrası 2001’de ABD öncülüğündeki koalisyon güçlerinin iktidardan uzaklaştırdığı Taliban, Afganistan’da başkent Kâbil’i de alarak yeniden kontrolü sağladı. Sokağa çıkamayan kadınlar ölüm korkusuyla karşı karşıya. Sosyal medyada binlerce kullanıcı ‘#AfganistanWomen’ etiketiyle laikliğin kadınlar için ekmek ve su kadar önemli olduğuna vurgu yaptı. 

Afganistan ve oradaki kadınların yaşadığı vahşeti Prof. Dr. Ahmet Kasım Han ve TKDF Genel Başkanı Canan Güllü ile konuştuk. 

Han, Afganistan halkının 42 senedir savaştığını dile getirerek, “Sovyetler Birliği Afganistan’ı işgal ettiğinden bu yana baktığımızda o gün doğmuş olan bir insan bugün 42 yaşında. Hayatlarının büyükçe bir bölümünü normal bir ekonomik aktiviteyle geçimini sağlamak noktasında hiçbir deneyime sahip olmadan geçirmiş. Kamu otoritesi ve güvenliği deneyimlememiş, kesintisiz eğitimle ilgili deneyimi çok sınırlı. Kadınların bütünüyle dışlandığı bir anlayışla bir türlü kamu otoritesini ahlaklı bir biçimde kuramayan bir merkezi otorite arasında sürüp gitmekte olan bir mücadelenin içine sıkışmış. Bir tarafta uluslararası bir müdahalenin öbür tarafta uluslararası terörizmin yarattığı girdabın içerisinde boğulmuş bir ülke. Dolayısıyla bugün geldiği nokta ne yazık ki çok şaşırtıcı değil” dedi. 

‘DİPLOMASİ DENEYİMİ’

Bu saatten sonra kadınları nelerin beklediğini değerlendiren Han: “1996 ve 2001 arasında Taliban Afganistan’da iktidardaydı. O gün ne olduysa bugün pratikte çok daha farklısının olacağını düşünmek fazla iyimserlik olur. Taliban’ın bugün daha ılımlı açıklamalar yapıyor oluşu, son 20 senede uluslararası diplomasiye ilişkin deneyiminin gelişmiş olmasıdır. 1996 Kâbil’e giren Taliban’ın uluslararası ilişkilerini Pakistan istihbaratı düzenliyor. Şunu da bilmek lazım: O işi onlara da Amerika ihale etmiş. Taliban denilen olgunun doğumunda Suudi Arabistan hastane masraflarını ödemiştir. Amerikalılar o doğumhanenin doktorluğunu yapmıştır. Pakistan istihbaratı ve bir ölçüde devlet mekanizması doğumhane hemşireliğini yürütmüştür. Şimdi bu örgüt 20 yıl sonra artık bir diplomasi deneyimine sahip olduğu için ‘kız çocuklar burka giyerse okula gidebilirler’ diyor. Ama fiiliyatta bunu böyle yapacağına dair bir güven duymanın pek mümkün olmadığını tespit etmek lazım. O nedenle kadınların sahip olduğu endişeler ve çığlıklar maalesef yerinde. Uluslararası toplumun sadece bunu oturup seyrediyor olması herkesin sorumluluktan ellerini yıkıyormuş gibi hava içerisinde davranması trajideye insan oğlunun ahlaki olarak en kötü yüzlerini de ekliyor” dedi. Laiklik ve Cumhuriyet kazanımları ile ilgili konuşan Han Şöyle devam etti: “Türkiye bu manzaraya bakarak ve o manzara içerisinde kendisinin oynamakta olduğu uluslararası toplumda kendisine atfedilen role bakarak övünmek durumunda. Ve bu övüncü de hiç kuşku yok Mustafa Kemal Atatürk’e borçludur. Özellikle kadınların özgürlüğü, eğitimi ve güvenliği bakımından Türkiye, benzerlerinin, İslam aleminin diğer devletlerinin fersah fersah ötesindeyse eğer bunu Cumhuriyet’in aydınlığına borçludur. Bu aydınlığın kıymetini sonuna kadar bilmek durumundalar.” 

TKDF GENEL BAŞKANI: SESSİZ KALAMAYIZ

TKDF Genel Başkanı Canan Güllü ise Afganistan’da yaşananların Türkiye’de son dönemlerde seslerini yükseltenlerin yapmaya plandıkları bir manzara olduğunu dile getirerek Afganistan’da yaşayan kadınlar için endişe ettiklerini söyledi. 

Güllü, Afganistan’da kadınların yaşam haklarının ellerinden alındığını belirterek “Bizim dünyanın kadın liderlerine ve lider olan erkeklerin eşlerine bir çağrımız var. Bu katliama, bu vahşete, bu caniliğe sessiz kalmamalıyız. Hepimizin sesi ve çığlığı çok yüksek olmalı” dedi. 

Türkiye’de 150 yıllık bir kadın mücadelesinin olduğunu vurgulayan Güllü şöyle devam etti: “Cumhuriyet kurulduğu andan itibaren Mustafa Kemal Atatürk lider olmanın en büyük özelliğini göstermiştir. Laiklik ve süreci bugüne getiren kararları almıştır. O gün için zor kararlardır. Türkiye son yıllarda bu değerlerden ödün vermeye başladı, bunu hep söyledik. Bizde de Taliban düşüncesiyle, dini referans alan bir yönetim şeklini kullanma düşüncesinde olan siyasilerin varlığından eminim. Son İstanbul Sözleşmesi’nde bunu pazarlığa getirenlerin de kim olduklarına tanıklık ettik. Bu süreç neleri kaybedeceğimizin resmidir. Bu ülkede laiklikten vazgeçmeyeceğiz.”