Afrika’nın salgınlarla sınavı

Cape Town’un sembolü Masa Dağı yağmurun ardından günbatımında kızıla bürünmüş... Akşamın solan ışığında Güney Afrika’nın karakteristik bitki örtüsü fynbosların son dem açan çiçeklerine bakıp, bu şehri benim için özel kılan özelliklerini düşünüyorum.

15 Kasım 2020 Pazar, 02:00
Afrika’nın salgınlarla sınavı
Abone Ol google-news

 Benzersiz Masa Dağı, Atlantik Okyanusu’nun güçlü akıntılarının şekillendirdiği kıyı şeridi, vahşi tabiat ile iç içe geçen şehir hayatı ve tüm bunlara eşlik eden samimi sosyal hayatı kentin ilk olarak aklıma gelen özellikleri. Benim Afrikam’ın imgelerini gözümde canlandırırken aklıma bir soru takılıyor... Afrika’yı ziyaret etmemiş insanların akıllarında kıtaya dair ilk olarak hangi imgeler canlanıyordur acaba! Sahi sizin için “Afrika” nedir? 

Korkutucu senaryolar...

Afrika için kupkuru bir tanım yapmak istesek; batısında Atlantik Okyanusu, doğusunda Hint Okyanusu, kuzeyinde Akdeniz ile çevrelenmiş kültürel, siyasi ve dini açıdan birbirinden farklı birçok ülkeyi bir arada tutan devasa bir coğrafya diyebiliriz. Peki, bu coğrafyaya dair aklınıza uluslararası medyadan pompalanan görüntüleri sıralasak.. Siyahi ırkın anavatanı mı, vahşi doğal yaşamı mı, açlıktan kırılan bebekler mi, çocuk askerlerin oyun parkı mı veya Ebola, SARS ve AIDS gibi salgın hastalıkların pençesinde çaresizlikten kıvranan halklar mı?.. 

Yeni tip koronavirüs (Covid-19) salgını ilk başladığında tüm haber ajansları kıta geneli için felaket senaryoları geçmeye başlamıştı bile. Kalabalık kentleri, kötü hijyen koşulları, çok sayıda aile üyesinin elektriği olmayan ve suyu akmayan barakalarda sosyal mesafe kurallarına uymadan yaşaması, kıtada koronavirüsün hızla yayılmasına neden olacak ve salgının kontrol altına alınmasını imkânsız kılacaktı. İstatiksel modeller bile Afrika genelinde sağlık sisteminin hızla çökeceğini öngörürken ne mutlu ki beklenen kötü senaryo gerçekleşmedi. Tüm kıtada vaka sayısının en yüksek olduğu Güney Afrika’da (HIV ve tüberküloz gibi vakaların dünya geneline kıyasla çok daha fazla olmasına rağmen) ölüm rakamları korkutan tahminden düşük kaldı. Sahra Altı ülkelerde ölümlerin resmi olarak kayda geçmesinde sorunlar yaşandığını varsaysak bile Güney Afrika Cumhuriyeti Sağlık Bakanlığı Covid-19 Kurulu Başkanı Profesör Salim Abdool Karim, “Afrika ülkelerinin çoğunda zirve noktaları görmüyoruz. Nedenini anlayamıyorum” diyor. 

Ekonomik kaygılar

Şimdiye kadar bir milyardan fazla nüfusu olan kıtada 2 milyon civarında vaka tespit edildi. Afrika’da Covid-19 ölümü 47 bin civarında iken bu rakam ABD’de 250 bin, Avrupa kıtasında 320 bin, Asya’da ise 265 bin kişi. Afrika’da koronavirüsün neden olduğu komplikasyonlardan dolayı hayatını kaybedenlerin sayısının dünyanın geri kalanına kıyasla düşük kalmasının nedenleri, bilim insanlarının aklını kurcalıyor. 

Kıtada ilk vaka 14 Şubat’ta Mısır’da bildirildi. Güney Afrika çok çabuk hareket etti. Ülke 18 Mart’ta olağanüstü hal ilan etti ve okulları kapattı. Bu kararın ardından birçok Afrika ülkesi üç haftalık karantina sürecini başlattı. Halk sosyal, kültürel ve ekonomik açıdan ne kadar zor bir karar olsa da karantina sürecini destekledi. 

Ancak dünyanın birçok ülkesinde olduğu gibi ekonomik kaygılar neticesinde -vaka sayıları karantinaya başlanan dönemden çok daha yüksek olmasına rağmen- ticari faaliyetler yeniden başladı. Sadece Güney Afrika’da yaklaşık 2.5 milyon insan ülkenin kapalı kaldığı süreçte geçim kaynaklarını kaybetti. Covid-19 ciddi bir tehdit olarak kalsa da konuştuğum her işletme sahibi, ekonomik ve sosyal yükün, virüse yakalanma kaygısına ağır bastığına işaret ediyor. Uzun karantina döneminden sonra açılan işletmeler ciro açısından hayatlarından epey memnun görünüyor. Keza karantina döneminde evlerinde izole olan Capetonian’ları şu anda evlere sokmak pek mümkün değil.

Genç nüfus etkisi

Salgın ilk başladığında bilim dünyası Covid-19’un özellikle 65 yaş üstü nüfusta ağır tabloda seyrettiğini ve ölümcül olduğu tespit etmişti. Birleşmiş Milletler’in raporuna göre, Sahra Altı Afrika’da nüfusun yüzde 60’ı 25 yaş altı gençlerden oluşuyor. 65 yaş üstü nüfusun oranıysa sadece yüzde 3. Kıtada genel yaş ortalaması 19. Dünya Sağlık Örgütü’nün yaptığı açıklamaya göre, Afrika’da Covid-19’a yakalananların yüzde 91’i 60 yaş altında ve yüzde 80’i asemptomatik. Dünya Sağlık Örgütü Afrika Direktörü Dr. Matshidiso Moeti, “Avrupa’da virüsün yaşlılara bulaşmasının nedeni yoğunlukla huzurevlerinde yaşamaları. Afrika’da huzurevleri nadiren görülüyor” tespitinde bulunuyor. Yaşı ilerlemiş Afrikalılar kırsalda kalabalıklardan uzakta hayatlarına devam ediyor. Ayrıca ulaşım olanaklarının kıta genelinde yeterince gelişmemiş olması Afrikalıların daha az seyahat etmesine, böylelikle temasın minimum düzeyde kalmasını sağlıyor. 

Salgına ilişkin simülasyonlarda; sıcaklık, nem ve enlem ile Covid-19’un yayılması arasında bir ilişki olduğu saptandı. Salgının tırmandığı dönemde Güney Yarımküre kışa girerken vaka sayılarında artış yaşandı ancak alınan karantina kararları ilk dalgada salgının kontrol altına alınmasında faydalı oldu. Şimdi ilkbahar aylarının son günlerini yaşıyoruz. Hava sıcaklığı ve nem oranının artması, vaka sayılarının azalmasında olumlu bir etken olarak görülüyor. 

Tüm bahsedilen faktörlerin arasında belki de en önemlisi dünya üzerinde salgınlarla en fazla mücadele eden kıtanın Afrika olması. Hepimizin hafızalarında salgın hastalıklarla ilkel koşullarda mücadele eden toplum sağlıkçıları görüntüleri beliriyordur elbette. Son olarak 2013-16 yılları arasında Ebola virüsü ile mücadele eden Batı Afrika ülkeleri salgınlarla mücadele konusunda dünyanın geri kalan ülkelerine göre filyasyon, tecrit, takip ve test yapma konularında daha tecrübeli. Halihazırda sahada olan toplum sağlığı görevlileri çocuk felci, Ebola, sıtma için düzenli ziyaret ettikleri köyleri korona salgını ile ilgili hızlıca bilgilendirmenin avantajını yaşıyor. Halk da salgını ciddiye alıyor.

Henüz mücadele bitmedi. Kolektif histeriyi harekete geçiren koronavirüs salgını 2021 yılında da etkisini hissetirecek. Kuzey yarımküre kışa girerken kontrol altına aldığı salgında vaka sayıları yeniden zirvede. Umalım da Afrika kıtası yazın ardından rehavete kapılmasın ve bilim insanlarını olumlu yönde şaşırtmaya devam etsin.

[email protected]