Ahmet Nesin hakkında yakalama kararı

Özgür Gündem gazetesi ile dayanıştığı için 10 gün tutuklu kalan yazar Ahmet Nesin hakkında yakalama kararı çıkarıldı. Aynı davada yargılanan Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü Türkiye Temsilcisi Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne seslenerek, keyfi tutukluluğa son vermelerini istedi.

21 Mart 2017 Salı, 11:58
Abone Ol google-news

Özgür Gündem Gazetesi ile dayanışma amacıyla başlatılan "Nöbetçi Genel Yayın Yönetmenliği" kampanyasına katıldıkları 10 gün tutuklu kalan Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü Türkiye Temsilcisi Erol Önderoğlu, Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV) Başkanı Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı ve yazar Ahmet Nesin'in yargılandığı davada, yazar Nesin hakkında yakalama kararı çıkarıldı. İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi'nde bugün görülen duruşmaya Erol Önderoğlu ve Şebnem Korur Fincancı katıldı. CHP Milletvekili Barış Yarkadaş'ın da takip ettiği duruşmada yargılananlarla dayanışmak için Türkiye Gazeteciler Sendikası Başkanı Gökhan Durmuş ve DİSK Basın-İş Sendikası üyeleri, Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü Genel Sekreteri Christophe Deloire, Fransa İstanbul Başkonsolosu Bertrand Buchwalter, Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü Almanya ve Fransa temsilcileri, TİHV ve İnsan Hakları Derneği üyeleri, Gazetecileri Koruma Komitesi (CPJ) temsilcileri, Uluslar arası tıp örgütleri ve akademisyenler de duruşma salonunda hazır bulundu. Duruşmada söz alan Fincancı'nın avukatı Senem Doğanoğlu, gazetecilik örgütü Article 19'un ifade ve basın özgürlüğüne ilişkin hazırladığı mütalaayı mahkemeye sundu. Mahkeme heyeti de, ara kararında Ahmet Nesin hakkında savunmasının alınması amacıyla yakalama emri düzenlenmesine karar vererek, duruşmayı 8 Haziran'a erteledi.

Adaletin yeniden doğuşu

Duruşmanın ardından Çağlayan'daki İstanbul Adliyesi önünde yapılan açıklamada Prof. Dr. Fincancı'nın doğum günü olduğu belirtildi. Fincancı, Nevroz'un yeniden doğuş anlamına geldiğini belirterek, “Biz adaletin yeniden doğuşunu kurabileceğimiz bir gelecek umuduyla her beraber burada dayanışma içinde mücadelemizi sürdüreceğiz. Her gün hakkımız için, insanlık için adliyelerdeyiz. Adliyelerde olmaya da devam edeceğiz ta ki o nevrozları yeniden umut ışığı ve ateşiyle yakana kadar” dedi. Ardından söz alan Erol Önderoğlu ise, duruşmanın kısa sürdüğünü anımsatarak, “Bugün Türkiye'de onlarca gazeteci, insan hakları savunucusu, yazar, çevirmen muhabir arkadaşımız 5 dakikalık bir adalet duruşmasından yoksun olarak aylarını cezaevlerinden tamamladılar. Sanıklar olarak şanslıyız. Kendimizi her söz verildiğinde savunma imkanımız var. Fakat Türkiye'de ne yazık ki Anayasa Mahkemesi'ne (AYM)kadar gitmiş fakat sesini, soluğunu duyuramamış onlarca gazeteci var. Ahmet Şık, Kadri Gürsel, Nazlı Ilıcak, Murat Sabuncu, Musa Kart, Şahin Alpay, Murat Aksoy, Atilla Taş, Deniz Yücel Silivri Cezaevi'nde günlerini, haftalarını, aylarını doldurdular. Anayasa Mahkemesi cübbe astıysa bu ülkede tek çağrımız Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nedir. Biz AİHM'den Türkiye'deki bu zulme, keyfiyete son vermesi için bir an önce dosyaları öne almaya ve bu keyfi tutukluluğa son vermeye çağırıyoruz” diye konuştu.

Buruk Nevroz

CHP Milletvekili Yarkadaş da, “Nevroz bayramına gazeteciler cezaevinde giriyor. Şebnem de yeni yaşına adliyede giriyor. Bugün Nevroz'a buruk bir şekilde giriyoruz. Gazeteci arkadaşlarımız cezaevinde onların iddianameleri hazırlanmıyor. 150'nin üzerinde gazeteci demir parmaklar arkasında tutuluyor. Nevroz bayramı vesilesiyle cezaevindeki tüm gazeteci arkadaşlarımızın da bayramını kutluyoruz. Nevroz yeni gün demektir. Umarım yarın yeni bir gün olarak uyanmanın sevincini hep birlikte yaşarız” ifadelerini kullandı.

Umudun isimleri

Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü Genel Sekreteri Deloire de, yargılana gazeteci ve insan hakları savunucularının isimlerinin Türkiye'de umudun isimleri olduğunu vurguladı. Deloire açıklamasına şöyle devam etti:

“Böylesi muhteşem bir sivil toplum hareketi inkar ediliyorsa sahtekarlıkla bürünmüş bir referandum süreci demokrasinin simgesi değil ancak bir yalanın ifadesi olabilir. Türkiye ne yazık ki basın özgürlüğü düşmanlığı açısından baskıların her çeşidine dönük en ağır örnekleri sergiliyor. Oligarkların hakim olduğu bir medya düzeni, gazetecilerin keyfi şekilde işlerinden edilmesi ve ağır yasal baskılarla karşı karşıya bırakılması kabul edilemez ve mücadele için oldukça önemli bir zemin. Sizi temin ederim ki Uluslar arası insan hakları ve gazetecilik örgütlerin dünyada pek fazladır ve sizlere de omuz vermeye devam edecektir.”