Ahmet Üresin: “Şiire tutundum insana karşı!”

Şiire Tutunmak (Klaros Yayınları), 33 yıl sınıf öğretmenliği yaptıktan sonra 2004’te emekli olan, şiirleri ulusal ve yerel dergiler ile gazete ve seçki kitaplarında yayımlanan eğitimci ve şair Ahmet Üresin’in on birinci şiir kitabı. Bir Şiir Gibi, Selam Olsun, Beyaz Kuş, Gül Kurusu Akşamlar, Güneşe Tutunmak, Aya Tutunmak, Gökyüzünün Öteki Yüzü, Bozkır’da Bir Dere Var, Bozkır Dereli Şair ve Yazarlar, Aşk 29 Harftir isimli dokuz şiir kitabı ve bir şiir seçkisi bulunan Ahmet Üresin ile yeni kitabı Şiire Tutunmak ve şiir-yaşam bağını konuştuk.

13 Eylül 2021 Pazartesi, 00:02
Abone Ol google-news

“ŞİİRİMİN ADI BARIŞ”

- Şiire Tutunmak kitabınız Klaros Yayınları tarafından yayınlandı, Şiirleri incelediğimizde ilk olarak “Şiirimin Adı Barış” diyorsunuz. Neden barış? Şiirlerin içeriği nedir?

Savaşlar öldürür, barış yaşatır. Canlılar için barış önemlidir. İnsanlar arasında, canlılar arasında barış varsa, yaşamda mutluluk olur, birliktelik olur, başarı olur. İlk şiirim barış konulu “ Şiirimin Adı Barış” adlı bir şiirdir. “ Bir çocuğum oldu küçücük/ Özgürce yaşasın diye/ Adını koydum Barış.” (S.7) Barış içinde yaşamak ne güzel.

Bu kitaptaki şiirlerin içeriğinin tamamı şiir konuludur. Kitabın adından da anlaşılacağı üzerine şiire tutundum, şiir yazdım. Bu 11. kitabım oluyor. Okuyucularımın beğenisine sundum.

- Şiirleriniz, özellikle serbest olanlarda kendine özgü bir özellik var. Süslemelere fazla yer vermiyorsunuz. Yalın bir dil kullanıyorsunuz. Neyi amaçlamaktasınız?

Şiir yazarken arı, duru bir dil olmasına özen gösteriyorum. Halkın dili olan Türkçeyi, Türkçe sözcükleri kullanmayı yeğliyorum. Okunan şiirin okuyucu belleğinde yer edinmesini çok önemlidir. Bir akarsuyun akarken çıkardığı şırıl şırıl ses gibi hem akıcı, hem de dinlendirici (bir ezgi gibi) olması hoşuma gider. Okurken o şiirden zevk alınırsa, okuyucuya bir şeyler aktarıyorsa o şiir benim için önemlidir. “Şiirlerim bir ırmak olmalı/ Akmalı şırıl şırıl…/ Su sesi, kuş sesine karışmalı. (s.24)

Yunus Emre, Pir Sultan Abdal, Karacaoğlan, Nazım Hikmet, Aşık Veysel, Orhan Veli, Fazıl Hüsnü Dağlarca ve adını sayamadığım bir çok usta şairlerimizin şiirleri günümüze dek geldiyse bu halkın kullandığı Türkçe ile yazıldığı için olmuştur.

“ŞİİRE TUTUNDUM, TUTUNUYORUM!”

- “Şiire Tutunmak” ismi ile neyi kanıtlamak istemektesiniz. Önemli ve iddialı bir isim. Kendinizi bu denli iddialı görebiliyor musunuz?

Yaşamımı üç bölüme ayırırsam; (öğrencilik, öğretmenlik ve emeklilik) Şiir yazmaya öğretmen okulu sıralarında başladım. Öğretmenlerimizin yönlendirmesi, sınıf arkadaşlarımla yazdıklarımızı paylaşmamız ilk başlangıcımız oldu. Öğretmenlik yıllarımda yazdıklarım defterlerimde kaldı. Emeklilik yıllarımda ise kendimi tamamen şiire verdim. Halen yazmayı sürdürmekteyim.

Şiir yazmak yaşamakla iç içedir. Şiir sevgim beni şiire tutundurdu. İnsan ve dostluk ilişkilerinde, yeni dostlar edinmede çok etken oldu. “Şiire tutundum insana karşı/ Çokça dost edindim, gün gün eğlendim/ Kimi eleştirir, kimi “ beğendim”/ Doğruda buluştum hep mutlu oldum.”

(s. 22) diyerek şiire ve dostlara tutundum.

“ŞİİR İŞÇİSİYİM”

Şiir konusunda kendimi daha “şiir işçisi” olarak görüyorum. Yazdıklarımla mutluluk duyuyorum. “Bir şiir işçisiyim/ Gönlümde esin/ Bir bir ÜRESİN/ Şiir yazarım.” (s.16)

Büyük ustalara sonsuz saygım var. Onlar önderlerimizdir. Ne zaman bir şair görsem/ Saygıdan eğilirim./ Döner bir daha eğilir/ Eğilir, eğilir, eğilir…/ Ellerinden öperim. / Elleri öpülesi şairler ÜRESİN.” (s.19)

- Yazın yapıtlarına bazı zamanlarda yönetimler tarafından sansür uygulanmaktadır. Bunu nasıl karşılıyorsunuz?

Ülkeyi yönetenler nedense eleştiriyi kabullenemiyor. Sanatçı, yazar, şair, çizerler kendilerine göre eleştirilecek durum varsa eleştirmelidirler. Eleştiri olmadan doğru bulunmaz. Hoşgörülü ve anlayışlı olmak gerekir. Kısıtlamalara karşıyım. Düşünce özgürlüğüne saygı göstermek gerekir. En büyük sansür ise okuyucunun sansürüdür. “Bir kitap yayınlandı/ Raflarda durdu, durdu/ Satılmadı.

En büyük sansür uygulandı. “(s. 43)

“ESİN KAYNAKLARIM ÖNCE DOĞA VE SEVGİ!”

- Şiirlerinizi yazarken belirli bir zaman mı ayırırsınız, yoksa içinizden geldiği gibi mi yazarsınız? Esin kaynağınız nelerdir?

Şiir yazmak kolay değildir. Öncelikle çok çok okumalı. Büyük ustaların şiirleri yol gösterici olur. Esin aldığım zaman hemen not alırım. Daha sonra pişirmeye çalışırım. Bir başka deyişle mayalanmaya bırakırım. Maya tutarsa şiir olmuştur. Yazılanı öncelikle kendim beğenmeliyim. “Sözcük topladım ırmaktan/ Topladım, topladım, topladım…/ Şiire mayaladım, döktüm denize/ Tutarsa / Okurlarımdan öğrenirim.” (s.13)

Esin kaynaklarım öncelikle doğadır. Doğa gibi güzellik bulunmaz. Eğer doğada bir bozukluk varsa bunun kaynağı insandır. İnsanlar kendi çıkarları için doğanın görünümü bozmaktadır. Doğanın bir parçası olan insan sevginin temelidir. Sevgi olan her yerde, her şeyde güzellik vardır. Güzellikler birer esindir.

- Yazın dünyasında amacınız nedir? Başka çalışmalarınız var mı?

Yazdığım her şiirden mutluluk duyarım. Bu şiirler kitaplara girerse, dergilerde, gazetelerde, yayınlanırsa, şarkılarda söz olursa ve dilden dile okunursa çok çok mutlu olurum.

Şu bir gerçek ki her şair, her yazar kendini kabul ettirmek ister. Ben de ağırlıklı olarak şiirle kendini tanıtmak isterim. Tanınan bir şair olmaktan kim mutlu olmaz ki?

Şiir kaynaklarım yani kitaplara girmemiş daha çok şiirim var. Zaman bulabilirsem onları da kitaplaştırmayı düşünüyorum. Şu bir gerçek ki şiirleri kitaplaştırma konusunda geç kalmışım. Bu geç kalmayı gidermeye çalışıyorum. Dilerim kapatırım.

Sizin gibi tanınan bir kişi ile şiir konusunda söyleşide bulunmak beni mutlu etti. Çok teşekkür ederim. Size ve tüm okuyucularıma sonsuz saygı ve sevgilerimi iletirim.