AKP’nin 'dindar ve kindar nesil' projesi mümkün olmayacak!

MEB bürokrasisinin liyakate göre atanmadığına ilişkin delillere dikkat çeken Taşçılar, AKP’nin “dindar nesil” projesine ilişkin “Mümkün değil. İlerki dönemlerde deizm tartışmalarını daha çok yapacağımızı düşünüyorum” dedi.

21 Ocak 2020 Salı, 02:00
AKP’nin 'dindar ve kindar nesil' projesi mümkün olmayacak!
Abone Ol google-news

“Dindar ve Kindar- Milli Eğitimin İflası” kitabının yazarı ve Oda TV editörü Mert Taşçılar, AKP’nin “dindar nesil” projesi ve Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) içindeki gerici örgütlenmelere karşı, “Çözüm belli, Atatürk. Atatürk’ün eğitim görüşü yaklaşık 100 yıl önce dahi bugünkü toplumsal genel kanıdan ileri bir seviyede” dedi. 

MEB içinde örgütlenen gerici yapıları, çocuklara yönelik istismarı, özelleştirme adımlarını, müfredat değişimlerini, AKP döneminin eğitim politikalarını ve Atatürk’ün eğitime bakış açısını anlatan Taşçılar’la yeni kitabını konuştuk.

Bu ilk kitabınız... Neden Türk eğitim sistemiyle ilgili bir kitap yazma gereği duydunuz?

Yıllardır konuşuyoruz. “Eğitim sistemi çöktü. Türkiye’de en büyük sorunlardan biri eğitim. Tarikatlar eğitim sistemini ele geçirdi” diye. Bu ifadeler, ülkemizdeki en basit önerme. Ama ne yazık ki basit olduğu kadar da önemli. İşte bu önermelerin “geçiştirilemeyecek kadar önemli olduğunu” kitapta aktarmaya çalıştım. Gazetecilik ilkeleri gereği, ülkenin dört bir yanında yaşananları, kim, ne, nerede, nasıl, neden, ne zaman yapmış anlattım. Biraz da göz önünde olmayana dikkat çekmeye çalıştım. Araştırdıkça gördüğümüzden, şikâyet ettiğimizden de korkunç bir tabloyla karşılaştım. Bu yüzden kitabın adını da “Milli Eğitimin İflası” olarak belirledim. İflasa neden olan sorunlar arasında; cinsel istismarlar, yetersiz okullar, niteliksiz öğretmen atamaları, atanamayan öğretmenler, MEB bürokrasisinin liyakate göre atanmadığına dair deliller var.

Sizce Türkiye bu sürece nasıl geldi?

 Kitapta “Ele geçirilen çocuklar” cümlesini sık sık kullanıyorum. Çünkü AKP iktidarı döneminde yaratılan eğitim sistemiyle çocuklarımızın zihinsel olarak “ele geçirilmek istendiğini” söylüyorum. Bunun en önemli araçlarından biri de imam hatipler ve tarikatların hâkim olduğu yurtlar. FETÖ örneğinden yurtların ve okulların nasıl çalıştığını biliyoruz. Fakat bu durum FETÖ’den sonra da artarak devam etti. Adana’da Süleymancılar’ın yurdunda yanarak ölen çocuklarımız var bizim. Konya’da yıllar önce Kuran kursundayken tarikat yurdunda doğalgaz patlamasıyla kaybettiğimiz çocuklarımız var. Giresun’un Alucra ilçesinde 13 çocuğa uygulanan cinsel istismar olayını herkes bilmez. Türkiye bu sürece “eğitimde dincileşme çabalarıyla” geldi ve halen bu süreci yaşıyoruz. 

Kitabın adı Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın sözünden alıntı. Erdoğan’ın, “eğitim-öğretim alanında başarısız olduklarına” yönelik ifadeleri de var...

Eğitimi eleştirmek bu ülkede en kolay iş. Fakat onu nasıl düzeltiriz, bilmiyoruz. Çünkü cumhuriyetin ilk yılları hariç eğitim Türkiye’de, özellikle sağ iktidarlar tarafından hep araç olarak kullanıldı. AKP iktidarı da 18 yılda 5 kez eğitim sistemi değiştirerek, eğitimi tarikatlara teslim ederek, hemen hemen her alanında başarısız oldu. En acı tarafı da bunun farkında olmasına rağmen düzeltemeyeceğini görüyor olması.

“Dindar nesil” AKP için bir hayal mi? AKP, gençlerden beklediği geri dönüşü alabiliyor mu?

Hayal bile değil. Mümkün de değil. Çünkü son rakamlara göre, 2016-2019 arasında, 215 yeni imam hatip lisesi açılmasına karşılık, aynı dönem içerisinde imam hatip liselerindeki öğrencisi sayısı 136 bin azalmış durumda. Bu açıdan baktığınızda “Dindar ve Kindar” politikanın temel taşlarından imam hatiplere olan ilginin de azaldığını görüyoruz. Dolayısıyla AKP beklediği geri dönüşü de alamıyor. İnsanlar önceden Kuran kursuna gönderdiği çocuklarını, imam hatip okullarına yollarlardı. Artık onu bile yapmıyorlar. Hatta bu iddiamı biraz daha ileriye taşıyayım. Kitapta incelediğim dönem içerisinde milyonlarca öğrenci imam hatip okullarında yetişmesine karşılık, ilerki dönemlerde “deizm” tartışmalarını daha çok yapacağımızı düşünüyorum. 

Kitapta, eğitimdeki özelleştirmeler ve cemaatin özel okullarına da ciddi bir bölüm ayrıldığını görüyoruz. AKP’nin özel okul hedeflerindeki ısrarı neden? 

AKP neo liberal bir parti. Türkiye’nin en önemli kurumlarını özelleştirdiği gibi milli eğitimi de özelleştirerek, bu “beladan” kurtulmak istiyor. Bunun için de eğitimin başına özel okul sahibi Ziya Selçuk’u getirdi. Fakat buna rağmen özel okulların eğitimdeki oranı Avrupa Birliği rakamlarının gerisinde. Avrupa’da devlet okullarının niteliği çok yüksek. Türkiye’deki çelişki ve sorun burada ortaya çıkıyor. AKP, eğitimi özelleştirerek tarikatların ve TÜRGEV, Ensar, TÜGVA gibi dinci yapıların okullarına, yurtlarına eğitimde alan açmak istiyordu. Var olmayan bir eğitim sisteminde din simsarlarının eline verilen çocuklara uygulanan cinsel istismarlar toplumdan büyük bir tepki alınca bu proje de kısmen çöktü.

AKP dönemindeki adımlar düşünüldüğünde sizce Türkiye’de bu yapılardan arındırılmış bir eğitim sistemi mümkün mü? 

Tabii mümkün. Bu konuda kitapta sadece sorunları anlatmıyorum. Çözüm önerilerine de yer veriyorum. Çözüm ise belli; Atatürk... Atatürk’ün eğitime nasıl önem verdiğini örneklerle anlatıyorum. Kurtuluş Savaşı sırasında, savaşın en sert geçtiği günlerde bile öğretmenleri toplayıp bir konuşma yaptığını biliyoruz. Ama Atatürk’ün hangi eğitim yöntemini önerdiğini, nasıl bir eğitim sistemi hayal ettiğini pek kimse bilmez. Kitapta Atatürk’ün eğitime yönelik çözüm önerisine de yer veriyorum. Öyle ki bence Atatürk’ün eğitim görüşü yaklaşık 100 yıl önce dahi bugünkü toplumsal genel kanıdan ileri bir seviyede.