'AKP'nin gerçek bir barış planı yok'

Avrupa Parlamentosu’nda dün başlayan Kürt Konferansı’nda Türkiye’deki Kürt sorunu tartışılıyor.

11 Aralık 2014 Perşembe, 05:00
Abone Ol google-news

Avrupa Parlamentosu binasında dün başlayan temel olarak Ortadoğu’daki, özellikle de Türkiye’deki Kürt sorununun tartışıldığı konferansın ilk gününde açılış oturumunda AB- Türkiye Yurttaşlık Komisyonu Başkanı Prof. Karianne Westrheim, Avrupa Birleşik Solu ve Kuzey Yeşil- Solu (GUE- NGL) sözcüsü Gaby Zimmer ve Kürdistan Ulusal Kongresi (KNK) temsilcisi Adem Uzun epey uzun birer konuşma yaptılar.

Westrheim konuşmasında 11.’si yapılan bu konferanslara her zaman Türkiye ve Kürt tarafından temsilcilerin davet edildiğine ancak bugüne kadar AKP’nin davetleri hiçbir zaman kabul etmediğine dikkat çekti.

Oslo görüşmelerinde PKK’yi temsil edenler arasında yer aldığı bilinen ve oturum başkanı Westrheim tarafından “Bir Kürt siyasetçi ve diplomat” olarak tanıtılan Adem Uzun ise uzun konuşmasına “İngilizce kendimi iyi ifade edemeyeceğim için Türkçe konuşmak istiyorum” diyerek başladı ve “Barış sürecinde bazı gelişmeler elde edildi ama henüz kalıcı bir barışa ulaşamadık. AKP hükümeti 12 yıllık iktidarında eline geçen fırsatları değerlendiremedi. Çünkü AKP gerçek bir barış projesine sahip değil. Avrupa Birliği ülkeleri de bu konuda Türkiye’yi yeterince teşvik etmedi” dedi. Uzun salonda belirgin bir dikkatle izlenen konuşmasında “Kürt kimliği anayasal ve yasal güvenceye kavuşturulmadıkça yol alamayız. Oslo süreci hükümetin tutumu yüzünden sonuçsuz kaldı. Umalım İmralı süreci de aynı akıbete uğramasın” diye ekledi. Kürtlerin özellikle Kobani’den sonra bölgenin ve dünyanın gündemine oturduğunu savunan Adem Uzun, “Kürtler bu halleriyle bir faktör değil bir aktör konumundadır. Bölgenin demokratikleşmesinde motor gücü olacak bir konumdadır” dedi. Adem Uzun konuşmasının sonunda PKK’nin terörist örgüt listesinden çıkması için vaktin geldiğini ileri sürdü ve Türkiye’nin ise ısrarla tersi yönde çaba gösterdiğini söyledi.

Açılış oturumunda ayrıca sağlık nedenleriyle konferansa katılamayan rahip Desmond Tutu’nun ve AP Başkanı Martin Schulz’un mesajları okundu ve uzun uzun alkışlandı. Tutu kısa mesajında şöyle dedi: “Güneşli Güney Afrika’dan hepinize selamlar. Sağlık sorunlarım yüzünden katılamayacağım. Ancak sizleri temin etmek isterim ki ruhen aranızdayım. Biz Güney Afrika’da ırkçılık ile mücadele ederken uluslararası toplumdan çok destek aldık. O yüzden diğer topraklarda yaşayan dostların desteğinin önemini çok iyi biliyorum… Umarım Öcalan da yakın zamanda serbest bırakılır ve tıpkı Mandela gibi normal bir toplumda olması gerektiği gibi olumlu bir rol oynamaya devam eder…”

Martin Schuzt da mesajında “Türkiye’deki Kürt sorununun kalıcı bir çözüme kavuşmasını istiyoruz. Tüm taraflara çağrıda bulunmak ve politik vizyonlarda cesur davranmalarını istiyoruz. Bu yönde benim şahsen ve Avrupa Parlamentosu’nun desteği hep sürecektir. Özellikle barış ve uzlaşma Desmond Tutu, Dalai Lama, Şirin Ebadi gibi Nobel barış ödülü almış seçkin şahsiyetlerin bu konferansa desteği, uluslararası desteğin ne kadar geniş olduğunu kanıtlıyor” dedi.

 

İlk oturum

Konferansın ilk günün son oturumunda ise moderasyonu Güney Afrika’dan, Uluslarası Barış ve Uzlaşma Girişimi sözcüsü Essa Moosa ve Kürt Akademisyenler Derneği Başkanı Dersim Dağdeviren üstlendiler. Konuşmacılar arasında yer alan ve AKP çizgisine yakın olarak tanınan Hüseyin Yayman ve akademisyen Arzu Yılmaz dikkati çekti. Yayman “Barış süreci ve Türkiye sivil toplumu” başlıklı
sunumunda, barış sürecinin başlangıcından bu yana kısa bir özetini yaptı ve çözüm sürecinin iki yıldır çok ciddi direnç testlerinden başarıyla çıktığı tespitini savundu. Yayman, “Süreç Erdoğan ve Öcalan kararı ile başladı. O yüzden bu iki isimden biri ‘süreç bitti’ demedikleri sürece barış süreci devam edecek” dedi.

Toplumun barış sürecine ilişkin tutumuyla ilgili olarak yapılan kamuoyu araştırmalarına değindi ve 2009’dan bu yana toplumun sürece desteğinin ciddi ölçülerde arttığına dikkat çekti. Yayman 6-8 Ekim Kobani protestoları sırasında ve sonrasında da sürecin devamına ilişkin kamuoyu desteğinin fazla değişmediğini söyledi. Yayman, buna rağmen Kobani protestolarından beri barış sürecinin “Bekleme odasına girdiği” saptamasını yaptı ve “bekleme odası”ndan çıkılması için yapılmasına ilişkin görüşlerini
aktardı. Kürt sorunu ile ilgili çalışmalar yapan akademisyen ve yazar Arzu Yılmaz ise “Bölgedeki yeni gelişmelerin barış sürecine etkisi” üstüne bir sunum yaptı. Yılmaz sunumunda 2010’daki konferansta barış sürecinin amacının “PKK’nin silah bırakması olarak tanımlandığı”nı hatırlattı ve “Dört yıl sonra Avrupalı konuşmacıların vurguları, PKK’nin artık Ortadoğu’da barışı sağlayan bir güç olarak kavrandığını kanıtlıyor” dedi. Konferans yarın devam edecek.