Ali Şen: Fenerbahçe'yi şeffaf yönettim

"Artık emekli oldum" dese de, hareketleri tam aksini işaret ediyor. Ali Şen 2014'te yapacağı uzay yolculuğuna hazırlanırken, dünyanın ve Türkiye'nin gündeminden de uzak değil.

20 Mayıs 2012 Pazar, 07:41
Abone Ol google-news

Futbolun en renkli simalarından biri Ali Şen. 1998’de başkanlığı bıraktığında eskisi kadar gündemde olmayacağı düşünülebilirdi ama o Bodrum’da sakin bir yaşam sürmesine karşın her hareketiyle yine adından söz ettiriyor. Şen’in şimdiki hedefi 2014’te uzay yolculuğu yapmak. Uzaya çıkarken yanında bir de Fenerbahçe bayrağı götürecek. Başkanlık süresi bitse de Fenerbahçe aşkı bitecek gibi değil, heyecanı da. Bizimle konuşurken de geçmişten geleceğe, özel yaşamından futbol gündemine kadar her konuya değindi Fenerbahçe’nin efsane başkanı.

- Uzaya çıkma fikri vizyon işi biraz da. Herkesin aklına gelecek bir şey değil.

- Hayalperestlik, delilik, çılgınlık hepsinin aynı tornadan çıkmış olması lazım. Hayal kuruyorsun ürkeksin, bir şey olmaz. Cesur değilsin yine eksik kalır. Bunların hepsi de bende olduğundan köpekbalıklarıyla dalabiliyorum, 35 metrede kırk köpekbalığıyla durabiliyorum.

- Bu konuda sertifikası olan tek Türksünüz değil mi?

- “Shark Feederer” denilen lisansa sahip tek Türk benim. Bu bana sertifikayı veren şirketin söylediği bilgi.

- Vizyon meselesinden bahsedince çok ilginç bir detay gördüm arşiv taraması yaparken. 1981’de ilk Fenerbahçe başkanlığınız sırasında Cruyff’ü Türkiye’ye getirmişsiniz. O zamanın koşulları içinde sıra dışı bir olay olmalı.

- Dersini iyi çalışmışın, onu anlatayım. Başkan olduktan 10 gün sonrası Atatürk’ün 100’üncü doğum yılı olarak kutlanacaktı. Ben de ortaya bir fikir attım. Dünya Karması-Fenerbahçe maçı yapalım dedim. Bunun için FIFA’nın onayı gerekiyor. İzni beklemeden biz organizasyona başladık. Cruyff o zaman sakatlanmıştı, “gelemem” dedi. “Mesele yok” deyip telefonu kapattım. On dakika sonra geri aradı, “Sen galiba sinirlendin” dedi. “Sen bana hep, yapabileceğim bir şey var mı diyorsun. İlk defa bir şey istedim, sakatım diyorsun.” Kayınpederi var. Benim çok yakın dostumdur. Onunla birlikte geleceğini söyledi. Geldiğinde rahmetli Kaya Çilingiroğlu’na “Abi, buna bir bak sakat mı” dedim. Baktı “Ya bizde bir futbolcu olsa sokağa çıkamaz, bu adam nasıl yürüyecek” dedi. Buna rağmen Cruyff “On dakika oynayacağım” dedi ama benim hatırım için tam 45 dakika oynadı, Dünya karmasının kaptanlığını yaptı ve biz de maçı 3-1 kazandık.

- O yıllardan beri Fenerbahçe dünya kulübü olacak diyorsunuz. Sizce artık oldu mu?

- Dünya kulübü olmak için, güçlü olman lazım. Gelirin fazla olmalı. Bütün dünya futbol kamuoyunun seni bilmesi, basının ve televizyonun ilgi göstermesi lazım. Bunların hepsi var. Yüzde yüz mü? Değil, ama var. Ben 1981’de bu hayalleri kurmuştum. O şartlarda büyük işler yaptık, basketboldaki ilk adımları attık, salonları doldurduk. 1994’te Fenerbahçe taraftarı yeniden gelmemi istedi, “Ali Şen Başkan, Fenerbahçe Şampiyon” sloganını bıkmadan usanmadan söylediler. Ben de tekrar başkan oldum

- Peki bir daha isteseler?

- Yok; artık gençler var. Ali Şen’den daha iyi yapanlar var. Çünkü imkânlar çok geniş. Türkiye'de kulüplerin borsaya açılmasının ilk fikir sahibi benim. Kulüp ürünleri pazarlamasını ilk tatbik etmeye başlayan bizim yönetimimiz. Stadı yenileme fikrini ilk ortaya atan da biziz. Samandıra Tesisleri’nin arazisini kulübe kazandıran da. Sonra Aziz Yıldırım geldi, yaptıklarımızı devam ettirdi.

- Yine de şöyle bir fark var; Aziz Yıldırım hem taraftar, hem basınla daha mesafeli. Şike olayları öncesinde sizin gibi bir profili yoktu.

- Onu bilemem, kendim için konuşabilirim. Ben Allah’ın sevgili kuluyum herhalde. 35 yıldır taraftarların bana gösterdiği sevgi, saygı dünyada hiçbir spor adamına gösterilmemiştir. Beckenbauer’i Türkiye’ye getirdiğimde inanamamışlardı. Bizim arabayı, koca Mercedes’i omuzlara aldılar. Bunun örneği yoktur. Sebebini de çok araştırdılar. Peki neden? Ben halkın arasından, tribünden geldim. Kim ararsa benim geri aramamam mümkün değildir. Eskiden de, bugün de. Gazeteci işini yapıyor, benim yaptıklarımın iyi olup olmadığını yazıyor. Benim gazeteciden saklayacak bir şeyim olmadığına göre benim gazeteciye anlatmam lazım. Gazetecilerin işine gelen başkandım ben. Çünkü ne karar alınıyorsa açıkça anlatırdım. Fenerbahçe’yi şeffaf yönettim. O da işimize geldi. Gazeteciler Fenerbahçe’yi daha çok, şeffaf olmayanları daha az yazdılar. Bunu bir reklam olarak gördüm. Fenerbahçe taraftarının sayısı benim zamanımda çok arttı. Neden? bütün gazeteler yazdı. Ben de gazetecilerin emeklerine saygı gösterdim.

- Derbideki olaylar hakkında ne söyleyeceksiniz?

- Dünyada büyük derbi maçları var. Bu maçlardan sonra Arjantin’de Boca - River de olsa, Sırbistan’da Kızılyıldız - Partizan maçı da olsa olay çıkar. Keşke çıkmasa tabii ama oluyor maalesef.

- Polisin tutumu çok tartışıldı. Aynı zamanda cemaat - Fenerbahçe arasındaki çatışma yüzünden polisin Fenerbahçe taraftarına karşı sert bir tutum içinde olduğu söyleniyor.

- Cemaat ve spor kulübü. Bu ikisini bir araya getirmeye kimler çalışıyor anlamıyorum. “Cemaat Fenerbahçe’yi ele geçirmeye çalışıyor” deniliyor. Bunu kesinlikle kabul etmiyorum. Polisin tutumu hakkında ise yorum yapmak istemiyorum. Çünkü oradaki olaylar sırasında hangi zorluklar içinde olduklarını bilemiyorum.

- Sizce yaşanan gerginlikte federasyonun hatası var mıydı?

- Kupa maçtan sonra kazanana verilecek denildi. Bunu organize edecek olan da Futbol Federasyonu’ydu. Bunu başaramadılar. O yüzden başarısız olduklarını söyleyebilirim.

- Bir on beş sene öncesini düşünüyorum da aslında hiç yaşlanmıyor gibisiniz.

- Yetmiş yıllık Kâni olur mu Yani? Heyecan beni ayakta tutuyor, umarım daha fazla çoğalsın. Bak bu uzay mekiğinin ön tarafında oturacağım. Bakırköy’e gitmiyoruz, uzaya gidiyoruz.

-Aslında Bodrum’da münzevi bir yaşam sürüyormuş gibisiniz. Orada yaşantınız nasıl?

- 20 yıldan fazla oldu. Emekliyim, çocuklar götürüyor işlerimizi. Çok okuyorum, film seyrediyorum, seyahat ediyorum. Heyecanım da devam ediyor. Yedi sekiz lisan konuşan bir kişiyim. Dünyadaki yenilikleri de takip ediyorum. Mesela iPad’in yeni sürümü çıkıyor, alıyorum. Spor dışında siyaset ve ekonomiyi de takip ediyorum, dünyada neler olup bittiğini bilmek lazım.

- Uzaya çıktıktan sonra sırada başka bir hayaliniz var mı?

- Yaşım yetmiyor. Uzaydan sonra başka bir şey kalmıyor herhalde. Kim bilir belki yeni bir şey buluruz.

Siyaset zor iş, her gün farklı konuşmak lazım

- Yöneticilik kabiliyeti çok iyi bir kişilik olarak neden siyaseti düşünmediniz?

- Ben bütün partilerden teklif aldım. Herkese mesafeli durdum, çünkü siyaset zor iş. Bir konu hakkında bir gün başka türlü ertesi gün başka türlü konuşman lazım.

- Türkiye’nin bugünkü yöneticilerini nasıl buluyorsunuz?

- Bugün Türkiye’yi yöneten Recep Tayyip Erdoğan ülkeyi inanılmaz noktalara getirdi. Büyük bir ülke oldu. Herkesin mutlu olması imkânsız. Hiçbir sistem de mükemmel değil. Erdoğan’ı da seversin ya da sevmezsin ama bir dünya lideri gibi hareket ediyor.

TFF lobisini iyi yapsın


- UEFA’nın iç yapısını çok iyi bilen biri olarak. Bundan sonraki süreçte tavrının nasıl olacağını düşünüyorsunuz?

- Profesyonel Futbol Disiplin Kurulu kararını verdi. Türkiye’de sisteme inanmamız lazım, bu kararı vermişler. Peki UEFA ne diyecek bize? Bizim Türkiye Futbol Federasyonu ilişkilerini iyi yürüttüyse, lobiyi doğru yaptıysa UEFA’dan ceza gelmez. Eğer geliyorsa bilin ki TFF görevinin yapamamıştır. O zaman istifa etmeleri lazım.

- Peki öngörünüz nedir?

- Söylemek istemiyorum.

- O zaman çok olumlu değil.

- İnşallah olumlu çıkar.