Altaylı'dan köşe komşusu Bardakçı'ya 'kılıç hakkı' yanıtı: Yarın İsrail 'Bu da bizim kılıç hakkımız' derse...

Habertürk yazarı Murat Bardakçı'nın Ayasofya'nın yeniden ibadete açılmasını "kılıç hakkı" ile açıklamasına aynı gazetenin yazarı Fatih Altaylı'dan uyarı geldi.

11 Temmuz 2020 Cumartesi, 14:47
Altaylı'dan köşe komşusu Bardakçı'ya 'kılıç hakkı' yanıtı: Yarın İsrail 'Bu da bizim kılıç hakkımız' derse...
Abone Ol google-news

Ayasofya'nın yeniden ibadete açılması hakkında "Biz kapattık, biz açtık!" başlıklı bir yazı kaleme alan Habertürk yazarı Murat Bardakçı, muhafazakar camianın iki büyük hasreti olan Arapça Ezan ve Ayasofya'nın yeniden ibadete açılmasının Adnan Menderes ve Recep Tayyip Erdoğan tarafından giderildiğini savundu.

Ayasofya'nın yeniden ibadete açılmasına karşı çıkanlar için "Fetih kavramını turizm gelirine bağlamakta beis görmeyen zihniyete cevap vermek gereksiz olduğu için, Ayasofya’nın "kılıç hakkı" ve "fetih sembolü" olduğunu zevk duyarak tekrar etmekle yetiniyorum" ifadelerini kullandı.

MUHAFAZAKARLARIN 2 DEĞİL 3 HAYALİ VARDI

Bardakçı'nın muhafazakar camianın 1930'larda 2 büyük hayalinin olduğunu savunmasına itiraz eden Altaylı, aslında muhafazakarların hayalinin iki tane değil üç tane olduğunu yazdı ama üçüncü hayalin ne olduğunu söylememeyi tercih etti:

Altaylı, "Aslında Murat’ın da bildiği gibi “muhafazakar” dediği camianın iki değil 3 mefkuresi vardı. “Yeni muhafazakarları” kastetmiyorum. Cumhuriyet kurulduğu günden beri karşı çıkan örgütlü muhafazakar camia üç şeyi hasretle beklerdi. Murat ikisini yazmış. Üçüncüyü yazmamayı tercih etmiş anlaşılan. Şimdi Murat’ın yazmadığı üçüncü mefkureyi ben yazarsam ayıp olur. En iyisi siz tahmin edin!" dedi.

YA İSRAİL DE 'KILIÇ HAKKI' DERSE

Bardakçı'nın Ayasofya'nın yeniden camiye çevrilmesini "kılıç hakkı" ile açıklamasına da itiraz eden Altaylı, İsrail'i örnek göstererek şöyle dedi: 

"Ayasofya, Türkiye’nin toprakları içindedir, bize Osmanlı’dan kalmıştır ve Osmanlı tarafından camiye çevrilmiş, 481 yıl cami olarak hizmet etmiştir. Kiliseden çevrilmiş de olsa, İstanbul’daki en eski İslam mabedidir.

Ancak yine de “kılıç hakkı” söylemine fazlaca sarılmamak gerekir. Çünkü yarın öbür gün İsrail devleti de aynı gerekçe ile ülke toprakları içinde bulunan tüm Müslüman ibadethanelerini “Biz buraları savaşarak aldık. Bu da bizim kılıç hakkımız” diyerek kapatmaya kalkışabilir. O yüzden kılıç hakkı demektense, “Burası zaten 481 sene cami idi kardeşim” demek daha doğru bir gerekçe olabilir."