Amy belgeselinin öğrettikleri

Cannes Film Festivali’nde ilk kez gösterilen Amy Winehouse belgeseli yakında vizyona girecek. 2011’de henüz 27 yaşındayken hayatını kaybeden şarkıcı hakkında bu filmde öğreneceğimiz çok şey var.

31 Mayıs 2015 Pazar, 19:55

Baba filmden rahatsız 

Ailesi, özellikle babası Mitch Winehouse belgeselle ilgili hiç de iyi konuşmuyor. “Belgesel orada olmayan insanların çarpıtmaları ve yarı gerçeklerden ibaret” diyen baba, filmde son derece merhametsiz, zor günlerinde Amy’nin yanında olmayan ve para odaklı biri olarak görünüyor. Amy’nin rehabilitasyona ihtiyacı olduğu ortadayken buna izin verilmediğini, kendini iyi hissetmediği zamanlarda ise konser vermeye zorladığını yine belgeselden öğreniyoruz. Ünlü sanatçının bulimia rahatsızlığının ilk dönemlerinde ailesinin hastalığa dair işaretleri görmezden geldiğini de... 

 

Gerçekten eğlenceliymiş

Belgeselde, Amy’nin Mallorca’da İspanyol taklidi yaptığı bir bölüm var. Kameradaki hali, gerçekten insanın yakınındakilerin bileceği rahatlık ve samimiyette. Özel bir video ama eğlenceli yanlarını görmek de iyi bir şey. 

 

Blake’i gerçekten sevmiş 

Blake Fielder’la gerçekten fırtınalı bir ilişki yaşadıklarını biliyoruz. Back to Black (Siyaha Dönüş) şarkısını Blake’e geri döndüğünde yazdığını da. Haliyle, Blake’i filmde pek de iyi bir insan gibi görmemiz mümkün değil. Rehabilitasyon merkezinde çalışanlardan biri, Blake’in oraya gelip Amy’yi tekrar uyuşturucu kullanmaya teşvik ettiğini ve sanatçının parasını uyuşturucu almak için harcadığını anlatıyor. Yine de Amy’nin Blake’e ne kadar düşkün olduğunu ve vazgeçemediğini anlıyoruz. Filmde ilk kez gördüğümüz kayıtlardan biri, Amy’nin Blake diye el yazısıyla kağıtlara yazdığı, yanına da kalpler koyduğu görüntüler. 

 

Değişmeye hazırmış 

Hayatının sonuna kadar pek çok performansında Amy’yi sarhoş görmüştük. Film aracılığıyla, Amy’nin aslında çıkmaya zorlandığı konserlerin monotonluğundan kurtulmasının tek yolunun alkol olduğunu anlıyoruz. Ayrıca Tony Bennett’le çalışmaya başladıktan sonra caza olan tutkusunu yeniden keşfettiğini ve hip-hop ve cazı birleştiren bir çalışma için hazır olduğunu öğreniyoruz. 

 

Şöhretle ilgisi bile yokmuş 

Ünsüzken, küçük şehirlerde verdiği konserler sırasında izleyiciler gibi tuvalet sırasına girermiş. O zamanlar, şöhretle nasıl başa çıkacağını bilmediğini söylemiş. “Pek ünlü olacağımı da sanmıyorum aslında. Üstesinden gelebilir miyim bilmiyorum, herhalde deliririm.” Ummadığı ölçüde ünlendiği zamanda da, şöhreti anlamsız ve saçma olarak tanımlıyor. Terry Richardson’la yaptıkları fotoğraf çekimini yarıda bırakıp Blake’le tuvalete kapanıyor. Ve sürekli “Ben sadece müzikle ilgilenmek istiyorum” diyor.