Arif Kızılyalın yazdı: "Beton işi farklı, futbol işi farklı"

Cumhuriyet Gazetesi Spor Yazarı Arif Kızılyalın, EURO 2020'de A Milli Futbol Takımı'nın İsviçre karşısında turnuvaya veda ettiği maçı değerlendirdi.

20 Haziran 2021 Pazar, 21:13
Arif Kızılyalın yazdı:
Abone Ol google-news

İki ay önceydi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İzmir'deki Göztepe Stadı'nın açılışına katıldı.

Sahaya indi, top sektirdi, hatta kaleye bir şut attı.

Sonra da kenarda kendisini izleyen TFF Başkanı Nihat Özdemir'e, "Nihat Bey, Nihat Bey, futbol beton işlerine benzemez.." dedi.

Gülüştü protokol

Eh, haklıydı Cumhurbaşkanı!

Eski futbolcuydu çünkü Erdoğan. İETT'de libero oynamış anlatılana göre, hatta lakabı da "İmam Beckenbauer"miş, geriden oyun kurarmış.

Yani futbolu biliyor!

Ama TFF Başkanı'nın futbolu bilmediği, daha doğrusu futbolu yönetmeyi bilmediği EURO 2020'de ortaya çıktı.

Ülke yönetimi, ekonomi, dış politika, adalet meselelerini bilmem ama Cumhurbaşkanı futbol konusunda haklı; futbol beton işine benzemez!

Benzemedi, EURO 2020'de üzerimize çakılı bol beton döküldü!

Ama burada salt Şenol Hocayı vurmayalım yerden yere! Ülkede futbol kötü idare ediliyor. Alınan kararlar ertesi gün değişiyor, adalet unsuru yerlerde dolaşıyorsa sizin milli takımdan farklı bir şeyler bekleme şansınız yok!

Şenol Güneş idare ediyordu, o da TFF'nin "iki ileri, bir geri" anlayışına uydu.

Haydi diyelim EURO 2020'deki İtalya maçı, açılış karşılaşmasıydı. Hakemler ev sahibini tuttu.

Yenildik!

Galler bize ters geldi. 

Fark yedik!

Peki ya İsviçre?

2008'de, üstelik ev sahibiyken yendiğimiz İsviçre'den niye 3 gol birden yeriz?

Oysa en iyi üçüncülük için çıkmıştık.

İlk iki maçtaki eksi beş averaja rağmen 2-3 farklı bir galibiyet, bizi bu kadar kötü oynamamıza rağmen bir üst tura atabilirdi.

Ama nerede?

Başlama düdüğü çaldı, İsviçre topa hakimdi, bitiş düdüğü çaldı, top yine İsviçrelilerdeydi. 

Kaleci Uğurcan, lig performansının çok altındaydı, ki yediği ilk gol, sonradan çıkardığı 4-5 golü affettirmez.

Savunma oyun kuramıyor, oyun kuramayan defansın önünde de yine top tekniği zayıf, kesici yönü güçlü Kaan ön libero oynatılmış.

Ozan, İrfan, özellikle de Hakan kendi halinde.

Cengiz, "Bu kadar formsuzken bu hoca beni oynatıyorsa, bende gerçekten bir şeyler var" havasında...

Eh, böyle olunca kimse kusura bakmasın, elin oğlu acımaz, acımadı da!

Seferovic, yerleşik defansımızın arasından gol attı. 

Yüz yaşına gelen Shaqiri ile Xhaka, tüm takım defansımızı bitirdi. Yüz yaş derken şaka yapmıyorum, Shaqiri, Necati'nin Galatasaray'a transfer olduğu yıl sarı-kırmızılı takıma geliyordu. Necati şimdi antrenör, Shaqiri bizim defansı allak bullak etti.

Yani düşünün rakibi!

TFF'yi suçladık ya, Şenol Güneş'i de eleştirmeliyiz.

"Hocam, takım ilk iki maçta kötü oynadıysa, kadroya davet ettiğin diğer isimleri niye düşünmedin" diye eleştirmeliyiz.

Futbol, beklenmedik hamleler oyunudur.

Niçin oyuna müdahele etmedin?

Sen kör bellemiş gibi aynı isimlerle dönüp durdun. Halil'in, Taylan'ın, Dorukhan'ın, Rıdvan'ın, Kerem'in ne günahı vardı?

Ya da çok mu yeteneksizlerdi?

Bir de şu beğenmediğimiz Halil Akbunar'ın Cengiz'den falan daha kötü oynama şansı var mıydı?

Neyse, oynamayan oyuncular üzerinden eleştiri kolay.

En azından niye rahatsız etmedik rakibi?

Onlar bize göre ders çalışıp taktik yaparken, biz onların Shaqiri'sine, Xaka'sına niye önlem almadık?

Siz A Milli Takım hocasıysanız, bu eleştirilere yanıt vereceksiniz.

Çünkü "Bizim Çocuklar" diye bize alkışlanacak bir milli takım sunan da sizsiniz, EURO 2020'nin en kötü takımını sahaya süren de!

Konu karışmasın, bu milli takım bu kadar kötüyse, ilk fatura Şenol Hoca'ya ve futbolculara değil, yazının başında ifade ettiğim gibi TFF'ye kesilir.

Çünkü hem Yıldırım Demirören, hem Nihat Özdemir, futbolun tüm değerlerini altüst ettiler.