Aşık Divane: Kumaşın iyisini dikiyorum gençler giyiyor

Halk müziğinde seslendirilen çok sayıda eserde emeği olan bir ozan O... Bugüne dek 4 bine yakın üzerinde eser yazan ve besteleyen Aşık Divane için çok sayıda sanatçı ‘Aşık Divane Türküleri’ isimli albüm için bir araya geldi

21 Ocak 2021 Perşembe, 11:42
Aşık Divane: Kumaşın iyisini dikiyorum gençler giyiyor
Abone Ol google-news

Halk müziğinde seslendirilen çok sayıda eserde imzası olan bir ozan O... Sivas Yıldızeli Karakaya köyünde dünyaya gelen ve 74 yaşında olan Aşık Divane’nin türk halk müziğine katkıları halen sürüyor.

Yazmaya ve üretmeye devam eden, 4 bine yakın eserde imzası olan Aşık Divane, “Çok okuyacaksın, okuyacaksın ki birşeyler üretesin ve okuyacaksın ki cesaretli olasın. Her gün yazıyorum. Ben kumaşın iyisini biliyorum, güzel de elbise dikiyorum, ütülüyorum, bunu da gençlerimiz güzel güzel giyiniyor” diyor. Yazdığı ve bestelediği pek çok eser Muhlis Akarsu, Erdal Erzincan, Tuncay Balcı gibi sanatçılar tarafındn seslendirilen Aşık Divane’yi bugünlerde ise bir başka heyecan sardı. 14 sanatçının bir araya gelerek oluşturduğu “Aşık Divane Türküleri” adlı albüm piyasaya çıktı. Aşık Divane “Heyecanlıyım. İstiyorum ki türküler yaşasın ve yaşatılsın... Benim derdim bu. Bu albüm de bunun için önemli” diyerek duygularını dile getiriyor.

Proje yönetmenliğini Kutsal Evcimen’in yaptığı Güler Duman, Hüseyin Turan, Muharrem Temiz, Yılmaz Çelik, Dertli Divani, Tolga Sağ, Nilüfer Sarıtaş, Kerim Yağcı, Kutsal Evcimen, Sinan Güngör, Filiz Ağar, İsmail Fidan, Önder Güler, Hubyarlı Murat ve Ali Eren Çınar’ın yer aldığı “Aşık Divane Türküleri” isimli albüm Evcimen Müzik etiketiyle raflarda yerini aldı. Birbirinden güzel 14 eserin yer aldığı albümün aranjörlüğünü ise Sinan Güngör ve Levent Canen yaptı. Divane Türküleri’nin ilham kaynağı olan Aşık Divane ile albüm üzerine konuştuk.  

‘İKİ YASTIK BİR SAZ’

- Aşık Divane’yi tanıyabilir miyiz? Kaç yaşından beri yazar, beste yapar? Hikayesi nasıl başladı?

Ailede benim dedem güzel türkü okurmuş ama sazı falan da yokmuş. Sazı elime verip de ‘şuradan şu perdeden şu müzik çıkar’ diyen olmadı, çok fakirlikle yetiştim. Bir saz almaya dahi param yoktu. Yaş 12-13. Birşeyler yazıp türkü söylemeye çalışıyorum. Ama elimde sazım yok... Bizim köyün yakınında çadır kurulur, orada elek kalbur yapılırdı.  Bir gün oraya gittim, çadırda bir saz asılı. Oradaki amcaya dedim ki ‘amca bu sazı satar mısınız?’ ‘Satarız’ dedi. Hemen köye geldim, rahmetli anama dedim ki ‘Ana, çadırda saz satıyor, ne dersin.’ Anam dedi ki ‘Yavrum sor bakalım, saza karşılık yastık alırlar mı?’ Koşa koşa tekrar çadıra gittim, ‘Amca, saza karşılık yastık alır mısınız?. Alırız’ dedi. ‘Kaç yastık’ dedim. ‘İki yastık’ dedi. Hemen eve döndüm, anam iki yastık verdi ve onu götürüp sazı aldım. İşte benim hikayem böyle başladı. Bir gün de yolum Tokat’a düştü, orada konser varmış. Rahmetli Kızıltuğ’da (Ali Kızıltuğ) oradaymış. Ben de birşeyler çalıp söylüyorum. Orada lisede okuyan arkadaşlarımız var dediler ki ‘Divane burada bir konser var seni de çıkaralım. Sen de de söyle.’ Ama benim sırtımda ceket bile yok ceket. Onlar da hemen Hasan’da diye bir liseli varmış onun ceketi bulup ceket getirdiler ve bana giydirdiler. Ben de öyle sahneye çıktım.

‘DİK DURMAYI SEVİYORUM’

- Sonra çok sayıda esere imza attınız.

4 bine yakın benim türküm var... Bir mağazaya giriyorsun, süpermarkete giriyorsun, ihtiyacın olan ne ise orada mevcut. Benim de bu türkülerimin bu güzel insanların ihtiyacına göre, kimisini hüzünlendiriyor, kimisini kederlendiriyor, kimisini rahatlatıyor... Dik durmayı, mevcut sisteme ve düzene karşı başkaldırıyı çok seviyorum. Bunu da Pir Sultan’dan örnek alıyorum...Bunun için çalışmalarım sürüyor. Ben önce bir türküyü yazıyorum, sonra elime sazı alıyorum, o sazda parmaklarım gidip geliyor, tını oluşuyor ortaya güzel bir melodi çıkarıyorum, bunu teyibe kaydediyorum ve türkü seçip o türküyü o melodiye uyarlamaya çalışıyorum. Halen yazıyorum.

- Tüm bunları nerede yapıyorsun?

Şuan Sivas Yıldızeli Karakaya köyünde eserlerimi yazıyorum. Kışın ise Didim’e gidiyorum. Ben ve eşim Fransa’dan emekliyiz, zaman zaman çocuklar orada, Fransa’ya gidip geliyoruz. Koronavirüs nedeniyle gidip gelemedik.

- Aşık Divane albümünün hikayesini anlatır mısınız? Nasıl ortaya çıktı?

Kutsal Evcimen köyüme kadar geldi. ‘Baba biz böyle bir proje oluştursak nasıl olur’ dedi. ‘Neden olmasın canım benim’ dedim ve albümdeki o değerli sanatçılarımızın desteği ile birlikte uzun soluklu bir çalışma başladı. Bir A takımı oluştu ve güzel eserler seçildi böylesi bir tablo ortaya çıktı.

‘DERDİM TÜRKÜLER YAŞASIN...’

- Yüzyıllardır bu toprakların sesi halk müziği. Peki yeni nesil halk müziği sanatçıları ile ilgili düşünceleriniz neler?

Gençliği çok seviyorum. Gençlik günümüzde güzel türkü söylüyor, güzel saz çalıyor fakat ihmal edilen bir durum var. İlk önce çok okuyacaksın, okuyacaksın ki birşeyler üretesin ve okuyacaksın ki cesaretli olasın. Birikimin olsun. Gençliğin okumayışı türk halk müziğine fazla katkı sağlamıyor. iTürk halk müziğinin farklı bir yanı ve yönü var. Seni, sana anlatıyor türküler. Tşürkülerde üretim gerçekten kolay değil, araştırmakla, okumakla, eline kalemi defteri alıp düşünüp birşey yazmak ile ortaya çıkıyor. Ekmek gibi su gibi ihtiyaç duyuyorum ve yazıyorum. Her gün yazıyorum. Yüküm çok ağır, bugün 3-4 bin eseri, türkü piyasada varolsun, yaşasın ve yaşatılsın istiyorum. Benim derdim bu.

- Bu gelenekten kopuyor muyuz?

Gençliği yönlendirmek, hitap etmek lazım. Çok güzel saz çalıyorlar ama üretmelerini de isterim. Üzülüyorum isterim ki gençler eline kalem alsın, yeni yeni türküler yazılsın, ifade etsinler. Dağlara, kurda kuşa, ovaya seslensin...Bunlar olmalı. Mesela benim bir türküm vardı ‘Bellolmaz” diye. O gençler arasında çok sevildi, ses getirdi. Çünkü Tuncay Balcı bunu çok güzel değerlendirdi. Ben kumaşın iyisini biliyorum, güzel de elbise dikiyorum, ütülüyorum, bunu da gençlerimiz güzel güzel giyiniyor. Tuncay bunu güzelleştirdi mesela...

3 YILLIK BİR ÇALIŞMA

Albümün proje yönetmenliğini yapan Kutsal Evcimen ise şunları söyledi:

- Aşık Divane Türküleri albümü fikri nasıl ortaya çıktı?

Aşk Divane babayla son yıllarda muhabbet içerisinde olmaya başladık. Öncelikle İsmail Fidan kardeşimizin albüm çalışmasında Divane babanın değerli eserlerinden bir kaçını kullandık ve bu albüm vesilesiyle  Divane babayla sütüdyoda sohbetlerimiz oldu. Sohbetler Önder Güler kardeşimizin albüm çalışmaları sırasında da devam etti. Muhabbetler devam ettikçe Divane babanın repertuarının ne kadar geniş olduğunu, üretiminin ne kadar biriktiğinin ve yüksek derecede olduğunun farkına vardım. Kendisinin de arzuladığı bu projeyi hep birlikte tasarladık ve yaklaşık üç yıl süren bir çalışmayla sanatçı dostlarımızın, kıymetli ustaların destekleriyle  değerli bir çalışmayı hürkü dinleyicilerine sunduk. Bu çalışma aslında geç kalınmış bir çalışma. Çünkü ozanlarımızın sayıları gittikçe azalmakta. Maalesef bu geleneksel yapıya uygun sözler, müzikler günümüzde yok denecek kadar az. Divane baba Alevi geleneğini ülkemizin siyasi yapısını köyü kenti Avrupa'yı kendi içerisinde barındıran ve bunu sentezleyen ender ozanlarımızdan biri...

- Aşık Divane’nin eserlerinin böyle bir albümde toplanması gelecek nesillere aktarılmasında ne gibi önem arz ediyor?

Aşık Divane Türküleri projesindeki buluşma hem günümüzde dinleyiciye ulaşmanın avantajını yaşattı bize, hem de kısa zamanda kabul görerek  uzun yıllar dinlenilecek bir arşiv niteliğini kazandı diye düşünüyorum...

- Aşık Divane Türküleri projesi devam edecek mi?

Aşık Divane gerçekten ciddi anlamda ele alınması gereken bir ozanımız. Kendisi bir derya, daha nice projelere imza atacak çok değerli eserleri var ve hala da üretmekte. Divane babayla daha yapacak çok işimiz var. Buna benzer birkaç projenin hazırlığı içerisindeyiz. Amacımız geneleksel yapıyı devam ettirmek ve bir yandan da yeni güncel eserler kazandırabilmek.