Asıl hedef: Biat ettirmek

Cumhuriyet’in tutuklu yönetici, yazar, çizer ve çalışanları hakkındaki iddianamede savcılık, Cumhuriyet’e soruşturma açılması nedenlerinde ilk sıraya “yayın politikası değişikliği”ni koydu. Her dönemde laikliğin ve demokrasinin yanında duran ve bedeller ödeyen Cumhuriyet için hazırlanan iddianamede açıkça görülüyor ki, iktidar kendisine biat eden bir Cumhuriyet istiyor.

19 Temmuz 2017 Çarşamba, 05:45
Abone Ol google-news

Cumhuriyet gazetesi yazar, çizer ve yöneticileri hakkındaki iddianamede Cumhuriyet hakkındaki soruşturma açılması nedenleri sıralanırken “yayın politikası değişikliğine” ilk sırada yer verildi. Savcılara göre “Yaklaşık olarak son 3 yıllık dönemde bilhassa da 15 Temmuz kanlı darbe teşebbüsüne uzanan süreç ve sonrasında gazetenin yayın politikası, Cumhuriyet Vakfı Yönetim Kurulu’nda yaşanan değişikliklerle eşzamanlı olarak, 90 yıllık geçmişinin ve kuruluş felsefesinin tam aksi yönde değişime uğramıştır.” Savcılık, bu aşamadan sonra Cumhuriyet’in “adeta terör örgütleri tarafından ele geçirildiğini”, bunun da okur şikâyetleri ve ulusal basında yer alan iddialarla birleşince soruşturmanın başlatıldığını belirtiyor. “Ulusal basında yer alan iddialar”, hükümetin emriyle yandaş basında Cumhuriyet’i susturma operasyonunun altyapısının hazırlanmasından başka bir şey değildi. Yani savcılığın soruşturmayı başlatma gerekçesi dahi hukuksal nedenlere değil, bir operasyonun aşamalarına işaret ediyordu.

AHMET ŞIK NEDEN HAPİSTE? - VİDEO

<video:784487>

Savcılığın cüreti

Savcılık, “yayın politikası değişikliğini” bir suçlama konusu yapma cüretini gösterirken ironik biçimde iddianamenin başında Atatürk’ün talimatı ile yayın hayatına başlayan Cumhuriyet gazetesinin kurucusu Yunus Nadi’nin şu sözlerine yer verdi: “Cumhuriyet sadece Cumhuriyetin daha aleni ve şamil ifadesi ile demokrasinin müdafisidir. Cumhuriyet ve demokrasi fikir ve esaslarını ihlal eden, yıkan, yıkmaya çalışan her kuvvetle mücadele edecektir. Memlekette halkın halk tarafından halk için idaresi bizim mefkûremizdir ve biz yalnız bu mefkûrenin esiriyiz. Başka bir kuvvetin değil.”

KADRİ GÜRSEL NEDEN HAPİSTE? - VİDEO

<video:784498>

Savcılığın iddiasını temellendirmek üzere giriştiği bu zahmetin kendisine bir getirisi olmayacak. Kurucusu Yunus Nadi’nin çizdiği “Cumhuriyet ve demokrasi” çerçevesi bir asra yaklaşan yayın hayatında Cumhuriyet’in hem hedefi hem de yol gösterici ilkeleri oldu. Toplumun, hayatın ve siyasetin dinamizmine paralel biçimde bu hedef ve ilkeler değişmese de kaçınılmaz biçimde içerikleri farklılaştı ve kendilerini yeni konumlarla ifade etti. Cumhuriyet hep ciddi bir siyasi gazete olarak kaldı ve hiçbir zaman doktriner bir parti gazetesi, bir parti organı olmadı. Cumhuriyet, laiklik ve demokrasi çerçevesi içinde kalmak kaydıyla liberal solcusundan Atatürkçüsüne, sosyal demokratından sosyalistine kadar soldaki hemen her renge yer veren, Türkiye’nin en köklü ve ciddi gazetesi olarak kendine eşsiz bir yer edindi. Türk basınında bugün önemli yerlere gelmiş birçok gazeteci ve yorumcunun meslek hayatlarına Cumhuriyet’te başlamaları, Cumhuriyet’in gazetecilik açısından tartışmasız bir okul olduğunun en önemli göstergesi. Cumhuriyet’in tarihi, sol hareketin ve gazeteciliğin tarihiyle birlikte okunması gereken bir tarihtir. Cumhuriyet gazetesi son yıllarda da bu dinamizmin bir sonucu olarak “evrensel insan hakları ve demokrasi ilkelerine bağlı bir yayıncılığı derinleştiren ve solun bütün renklerini kapsayan bir çerçeve” olarak tarif edilebilecek bir çerçevede yayınlarını sürdürüyor. Cumhuriyet’in geniş kitlelere ulaşma arzusu ile yola çıktığı bu dönem, AKP iktidarına karşı Gezi Direnişi’nde sokağa inen halk inisiyatifinin ve özgürlük, adalet, eşitlik taleplerinin bir yansıması olarak okunabilir. Halkın ve solun demokrasi talebinin yansıdığı Cumhuriyet gazetesi, bu yüzden iktidarın hedefi oldu. Bir başka neden ise Cumhuriyet’in Atatürkçü ve laik çizgisinden sapmadan özgürlükçü bir yayın politikasını hayata geçirebilmesiydi. Cumhuriyet’te bugün solun farklı kesimlerinden isimler köşe yazarken halkın haber alma hakkının sağlanması için fedakârca bir gazetecilik faaliyeti yürütülüyor.

MURAT SABUNCU NEDEN HAPİSTE - VİDEO

<video:784488>

İktidar için tehlike

Laikliğin ve demokrasinin yoğun saldırılar altında olduğu bir dönemde bu çizgi iktidar için tehlike arz ediyor. İktidarın ihtiyaç duyduğu, “Aydınlık” türü, iktidara destek çıkarken bir yandan da laiklik ve Atatürkçülük söylemlerini ağzından düşürmeyecek bir gazeteydi. Bu bakışa göre memleketin demokrasi sorunlarına ise AKPMHPVatan Partisi koalisyonunun çizgisinden bakacak, yani “majestelerinin muhalefeti”ni yapacak bir Cumhuriyet idi. Tüm bu nedenlerle yayın yasaklarına, baskılara, otosansür dayatmalarına karşı halkın haber alma hakkını savunan çizgisinin susturulmasına karar verildi. İktidarı rahatsız etmeyecek bir kadronun gazete yönetimini ele geçirmesi için hukukun aracı kılındığı bir döneme tutuklamalar, gözaltılar ve sosyal medya linçleri eklendi. Cumhuriyet’in genel yayın yönetmeninden çaycısına varana kadar tutuklama, gözaltı, dava tehdidiyle karşı karşıya bırakılması da “susturma” amacını somut biçimde gösteriyor. Şurası çok açık ki, iktidar kendisine biat eden bir Cumhuriyet istiyor. Oysa Yunus Nadi’nin daha ilk gün ifade ettiği gibi, Cumhuriyet’in tarihi adını aldığı Cumhuriyet’in ve demokrasinin tarihidir ve muhabirinden yayın yönetmenine, çaycısından okuruna, bütün Cumhuriyetçiler sadece bu ‘mefkûrenin esiridir.’

YARIN: Cumhuriyet nasıl hedef haline geldi?

Cumhuriyet Vakfı’nda kim kimdir?

Savcıya göre Cumhuriyet Vakfı Yönetim Kurulu’ndaki değişikliklerin ardından yayın politikası değişmiş ve gazetede FETÖ- PKK propagandası yapılmaya başlanmıştır. Bu hayal gücü yüksek suçlamanın vardığı gerçeküstü bir sonuç var: Yeni yönetim kurulu gazeteyi Atatürkçü çizgiden uzaklaştırarak ‘bu hale’ getirmiştir. Peki ama savcılığın “yeni yönetim” dediği kişiler yasadışı örgütler tarafından paraşütle Cumhuriyet yönetimine monte edilmiş kişiler midir?

Cumhuriyet’in yeni yönetiminin başkanı Orhan Erinç, Cumhuriyet gazetesinde 1963 yılında çalışmaya başladı. Vakfın kuruluşundan beri Yönetim Kurulu üyesi. Gazetenin Genel Yayın Yönetmenliği’ni ve Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Başkanlığı’nı yaptı.

Yönetim Kurulu üyelerinden Cüneyt Arcayürek, Vakfın kuruluşundan beri Yönetim Kurulu üyesiydi. Gazeteyi çıkaran Yeni Gün AŞ’nin dokuz kurucu ortağından biri olan Arcayürek, Türk basın tarihinin duayen gazetecilerinden biriydi.

Akın Atalay, 1992’den beri Cumhuriyet gazetesinde avukat ve hukuk müşavirliği görevlerinde bulundu. Vakfın Yönetim Kurulu Üyesi Genel Koordinatörlüğü’nü, ayrıca Vakıf Genel Sekreterliği görevini yürüttü.

Önder Çelik, 35 yıldır bu gazetenin en üst seviyede matbaa sorumluluğunu yürüten, işletme müdürlüğü yapan, 25 yıl önce İlhan Selçuk, Uğur Mumcu, Cüneyt Arcayürek ve Ali Sirmen gibi isimlerle beraber bugünkü yayıncı şirketin, Yenigün Anonim Şirketi’nin dokuz kurucu ortağından biri. Akın Atalay, Mustafa Kemal Güngör ve Bülent Utku gazetenin İlhan Selçuk döneminden itibaren avukatlarıydı. Hakan Kara, uzun süre haber müdürlüğü yapmıştı. Musa Kart, uzun yıllardır gazetenin karikatüristi idi. Turhan Günay adı Cumhuriyet’in Kitap eki ile özdeşleşmiş en kıdemli Cumhuriyet çalışanlarından biriydi.

Dışarıdan gelenler

Vakıf seçimlerinde kaybeden tarafta yer alan İnan Kıraç, 2009-2014 yılları arasında Cumhuriyet Vakfı Yönetim Kurulu üyeliği yapmıştı. İlhan Selçuk’un gazeteye katkı yapacağı düşüncesiyle vakıf yönetimine davet ettiği Kıraç, 2014 yılında yapılan seçimden bir gün önce de istifa etti. Kıraç’la birlikte hareket eden Nevzat Helvacıoğlu ise 2010- 2014 yılları arasında İnan Kıraç’ın önerisiyle Cumhuriyet Vakfı Yönetim Kurulu üyeliğine seçildi. İş yaşamının çok büyük bölümünü İnan Kıraç’la birlikte geçirmiş olan Helvacıoğlu, Kıraç’tan bir gün sonra, tam da yönetim kurulu üyeliği seçimlerinin yapıldığı gün yönetim kurulundan istifa etti. Vakfın seçilemeyen üyelerinden olan Şevket Tokuş ise Yunus Nadi’nin torunu Lale Tokuş’un eşi olduğu için, Lale Tokuş vefat edince simgesel olarak aileyi temsilen yönetim kurulu üyeliğine getirildi. 12 Eylül’de askeri cunta tarafından Alanya Belediye Başkanlığı’na atanan Tokuş, şimdi 87 yaşında. Vakıf davasında başı çeken Alev Coşkun ise 1980 öncesinde Kültür ve Turizm Bakanlığı yaptı. 1991’de İstanbul Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreterliği görevinden istifa ile ayrıldı ve 1992’de Cumhuriyet’e girdi. 2004 Nisan ayından sonra İlhan Selçuk’un isteği üzerine gazetenin ticari işletmeleri ve şirketlerindeki görevlerinden ayrıldı. Coşkun, bu tarihten itibaren sadece Vakıf’ta görev yaptı. Gazetede yıllardır emek veren isimlerin karşısında, bir dönem gazeteye katkı sunacakları beklentisi ile yönetime davet edilen isimler yer alıyor.

Yazı dizisinin önceki bölümleri

Yazı dizisinin birinci bölümü: Kumpas böyle başladı...

Yazı dizisinin ikinci bölümü: Erbabından FETÖ soruşturması

Yazı dizisinin üçüncü bölümü: Tatil şirketini arama suçu

Yazı dizisinin dördüncü bölümü: Soruşturmanın en büyük 'suçlaması': ByLock kullanan neden seni aradı?

Yazı dizisinin beşinci bölümü: MASAK’tan zorlama rapor: Mademki parke döşettin o halde FETÖ’cüsün

Yazı dizisinin altıncı bölümü: Kayyım reklam verdi, suç oldu

Yazı dizisinin yedinci bölümü: Saray destekli vakıf davası

Yazı dizisinin sekizinci böümü: Haber yaptık ‘mesaj’ aradılar

Yazı dizisinin dokuzuncu bölümü: Onlarda haber Cumhuriyet’te suç!

Yazı dizisinin onuncu bölümü: Tiraj belgeleri gerçeğe aykırı

Yazı dizisinin on birinci bölümü: Bu ‘bilirkişiyle’ bizi suçlamaya kalktılar

Yazı dizisinin on ikinci bölümü: Bozacının şahitleri şıracı

Yazı dizisinin on üçüncü bölümü: Hepiniz oradaydınız