Aşının ardından yeni ben: Çipin tek sakıncası rüyalar

Bir çeşit biyolojik güncelleme. Pazartesi sendromum bir anda yok oldu. Bir yazar ya da gazeteci olarak bu tür bir sendromum olmamalıydı zaten. Her bir gün işgünü demek bizim meslekte.

24 Haziran 2021 Perşembe, 13:00
Abone Ol google-news

Aşının birinci dozu koluma saplandığından bu yana ben değiştim. Hayata, kafamda açılan yeni bir pencereden baktığımı, yenilendiğimi hissediyorum. Bir çeşit biyolojik güncelleme gibi.

Örneğin pazartesi sendromum bir anda yok oldu. Bir yazar ya da gazeteci olarak bu tür bir sendromum olmamalıydı zaten. Her bir gün işgünü demek bizim meslekte. Buna karşın sürüye bağlılıktan ya da sosyal medya etkisinden olsa gerek pazartesi işgününün ağırlığı uçup gidiverdi. Her gün aynı güneşi yeni bir sabahta selamlamak aslında günlerin hepsinin aynı, değişen faktörün ruh hali olduğunu fark etmek iyi bir başlangıç oldu.

Aşının diğer yan etkileri arasında odaklanma ve kavrama yeteneğimde artış hissettim. Leblebiyi leb demeden anlar, ham diye yutar, en iyi çıkarımları ve argümanları ben yapar oldum. Adeta okul münazarasına katılacak, yanakları kırmızı bir tosun gibi atak olduğumu fark ettim.

Bu aydınlanmayla birkaç dili daha kotarabilirim diye hemen dil kurslarını araştırmaya giriştim. Kanımda dolaşan aşı, bende farklı kültürleri Google çeviri sisteminden değil, birebir insanlar, kentler ve hayatlar üstünden tanıma şevki verdi.

GİTTİKÇE DEĞİŞTİM

Dozun kolumdaki kas ağrısı hafifleyince fiziksel gücümdeki artış da beni şaşırtmadı değil. Egzersiz yapmadan önce üşenen, sıkılan, kaytaran kadın gitti, yerine yeni kaslar peşine düşen biri geldi. İki kutu dolusu kitabı okula taşıyan ve bana mısın demeyen biri oldum.

İnsan ilişkilerimde de gözle görülür bir iyileşme var. Diğer insanlarla buluşmak, konuşmak, onların hayatlarını dinlemek de becerilerim arasına girdi.

Aşı kanımda yayıldıkça şakacı, hoşsohbet, misafirperver biri oluverdim. Hatta beynimdeki komiklik hücrelerindeki hızlı aktivasyonla, kendi komedi şovumu yapma cesareti bile geldi. Ciddi tekliflere hep açığım.

Aşıyla iyileşen hayatım, sağlığım, fiziksel ve beyin gücüm sayesinde yeni bir döneme hazır olduğumu hissediyorum. Hatta kendimi taze bir davaya bile adayabilirim. Atlantik Okyanusu’nu jetski ile geçmek gibi.

Aşının ardından sağlık yetkililerinin dağıttığı kılavuzu incelediğimde yan etkiler arasında hızlı güç depolama, mantık yürütmede derinlik, fiziksel kondisyonda sağlamlık ve ruhani iyileşme yoktu.

İKİNCİ DOZ DAHA ETKİLİ

Vatandaşları korkutmamak için bunların gizlendiği kanısındayım. Ne de olsa hayatın, bedenin ve beynin tazelenmesi için tasarlanan aşının karşıtları oldukça fazla.

Duyduğuma göre ikinci dozun ardından görünmezlik, farklı frekanslardaki sesleri duyma, hayvanlarla konuşma, yüksek atlama, kıtalararası maratonları bir nefeste koşabilme, rakibi kündeye getirme, başta kung fu, tüm Uzakdoğu sporlarına hâkimiyet ve telefona ihtiyaç duymadan uzaktaki dostlarla beyin dalgaları sayesinde konuşabilme yetenekleri gelişiyormuş.

Ha bir de mizah yeteneği!

Çünkü süratle kaybettiğimiz mizah ve gülme yetisi bizi parça parça insan olmaktan çıkarmıştı. Aşı bizi yeniden insana dönüştürecekse eğer, ben her ay bir doz alınmasına hiç karşı değilim. Çip mi dediniz? Akşamları prizin yakınına yanlamasına uzanırsanız kendi kendine şarj oluyor, hiç dert etmeyin. Tek sakıncası rüyanızda çok mutlu, biyonik bir insan olduğunuzu görmeniz.

O kadar da yan etkisi olsun artık.