'Asrın değil milenyum davası...

Savunma süresine eleştiren eski İnönü Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Fatih Hilmioğlu "120 milyon sayfayı okumak için bin yıl gerekir" dedi.

31 Mayıs 2013 Cuma, 09:16
Abone Ol google-news

Ergenekon davasında son savunmasını yapan eski İnönü Üniversitesi Rektörü Prof.Dr. Fatih Hilmioğlu, “Her bir milyon sayfaya karşı sadece bir dakikalık savunma hakkı var. Asrın davası deniliyor, bu milenyum davasıdır” diye konuştu. Hilmioğlu, iddianamede ve mütalaada darbe teşebbüsü fiili olarak seminer, panel ve mitinglerin gösterildiğini belirterek “Askeri darbe panelle değil, paletle yapılır.Darbe girişimi iddiası olan bir davada Atatürk ve Cumhuriyet’e ilişkin unsurlar, cumhuriyet savcılarınca suç delili olarak gösterilmektedir” dedi. Ağır hastalıklarıyla mücadele eden Prof.Dr.Hilmioğlu, 2 saat süren savunması sırasında yorulduğunu belirterek ara talep etti.

İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi tarafından Silivri Cezaevi Yerleşkesi bitiğişindeki duruşma salonunda görülen davanın dün 307. duruşması yapıldı. CHP İzmir Milletvekili Mustafa Balbay, gazeteci Tuncay Özkan, İP Genel Başkanı Doğu Perinçek’in de aralarında bulunduğu 66 tutuklu sanıktan 49’u duruşmaya katıldı. Hakkında “hükümete darbeye teşebbüs” suçlamasıyla “ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası” istenen Malatya’da kurulu bulunan eski İnönü Üniversitesi Rektörü Prof.Dr. Fatih Hilmioğlu, öğleden sonraki oturumdu esas hakkındaki mütalaaya karşı son savunmasını yaptı. Fatih Hilmioğlu, savunmasına başlarken “Sayın başkan yasal hakkım olup olmadığını bilmiyorum ama Savcı Mehmet Ali Pekgüzel’in bulunduğu bir duruşmada savunmamı yapmak istiyorum. Çünkü bana terörist diyen o” dedi. Başkan Özese ise böyle bir hakkı olmadığını söyledi.

 

Bin yıl gerek

Kendisi hakkındaki kişisel suçlamalara geçmeden önce iddianame ve mütalalanın genel değerlendirmesini yapacağını belirten Hilmioğlu “Bu davada sayfa sayısının 120 milyon sayfaya ulaştığı söyleniyor. Günde 40 sayfa okuyabilen bir kişi bir yılda 120 bin sayfa okur. 120 milyon sayfayı okumak için bin yıl gerekir. Asrın davası deniliyor, bu milenyum davasıdır. Yani iddia makamının 120 milyon sayfayı okumadan yazdığı mütaalayla siz mahkeme olarak karar mı vereceksiniz?” dedi. 120 milyon sayfa belgeye karşı mahkemenin 36 bin sayfa savunma yapıldığını açıkladığını anlatan Hilmioğu “Bu adalet terazisine konulsa sadece terazi değil, adalet tanrıçası da dengesini kaybeder. 120 milyon sayfaya karşı savunma için 120 dakika süre veriliyor. Yani her bir milyon sayfa karşı sadece bir dakikalık savunma hakkı var. Hani savunma hakkı kutsaldı” diye sordu.

 

Başbakan’a gönderme

Prof.Hilmioğlu, Başbakan Erdoğan’ın muhalefetin iddialarına “Hukukta bir kaide var. Müddei iddiasını ispatla mükelleftir. İspatlayamayan şerefsizdir” şeklinde karşılık verdiğini anlatarak “İddianame ve mütalaa hakkındaki değerlendirmem hukuk biliminin en temel ilkesi olan ve bizzat başbakan tarafından da defalarca dile getirilen ilke çerçevesinde yorumlanması gerekir” diye konuştu. Hilmioğlu, iddia ve mütalaada temel olarak “2003-2004 yılları arasında askeri darbe teşebbüsü”, bu darbenin varolduğu iddia edilen “Ergenekon silahlı terör örgütü aracılığıyla gerçekleştirildiği” şeklinde 2 temel iddianın yer aldığını belirterek “Bu iddianame ve mütalaa insan aklına, mantığına ve hukuka aykırıdır” dedi.

 

Darbe girişimi

Mütalaanın insan aklına, mantığına ve hukuka ayrılığına karşı kanıtları sıralayacağını belirten Prof.Dr. Hilmioğlu şöyle devam etti: “Davanın özünün darbe girişimi olduğu söylenmiş olmasına rağmen dava sürecinde 2002 yılındaki Bülent Ecevit olayı, 2006 yılında olan Danıştay cinayeti ve Cumhuriyet Gazetesi’nin bombalanması, İrtica ile mücadele eylem planı ve İnternet Andıcı eklenerek 10 yılı aşkın bir zaman aralığı yargılanmıştır. Davada suç tarihi olarak gösterilen 2003-2004 yılı dışındaki olaylar sorgulanmış ve dava neyin yargılandığı bilinmeyen bir dava olmuştur.”

Mütalaada darbeyi gerçekleştireceği iddia edilen Cumhuyet Çalışma Grubu’nun faaliyetleri altında “100 bin mektup gönderildiği”nin öne sürüldüğünü anlatan Hilmioğlu “10 bini rektör, 10 bini asistan, 10 bin de gazete ve köşe yazarlarına gitse geriye kalan 60 bini üst düzey bürokratlara gitmiştir. Özel yetkileriniz olduğuna göre bu kişiler içinde sizler de varsınız. Bu mektup bana gelmedi. Cumhuriyet hakimleri savcıları almıştır. Almışsanız sizler de savcının bakış açısına göre sizler de terör örgütü üyesisiniz” diye konuştu.

 

2 fiille darbe teşebbüsü

Hilmoğlu, darbe teşebbüsü iddialarına ilişkin mütalaada 25 Ekim 2003 tarihindeki Ankara’daki “Cumhuriyet’e saygı” yürüyüşü ve 3 Mart 2004’teki Ankara Ticaret Odasındaki “Hilafetin kaldırılması” paneli olmak üzere sadece 2 fiile yer verildiğini anlattı. Hilmioğlu şunları söyledi: “Esas amacı YÖK yasa tasarısını protesto etmek olan Ankara Üniversitesi ve Atatürkçü Düşünce Derneği’nin düzenlediği yürüyüşe hemen hemen bütün rektörler katılmıştır. Yürüyüşe 40 bin kişi katılmıştır. 2007 yılındaki laiklikle ilgili kaygılar nedeniyle düzenlenen Cumhuriyet mitingilerine 10 milyon kişi katılmıştır. Esas olarak laiklikle ilgili kaygılar nedeniyle yapılan bu mitinglerin ne denli haklı olduğu Anayasa Mahkemesi’nin AKP’nin kapatılması davasında vermiş olduğu ‘Laiklik karşıtı eylemlerin odağı olmak kararı’ ile ortaya çıkmış ve AKP bir oy farkla kapatılmaktan kılpayı kurtulmuştur. 10 milyon kişinin katıldığı cumhuriyet mitingleri hükümeti ortadan kaldırmamış da 40 bin kişinin katıldığı yürüyüşle mi hükümet ortadan kaldırılacak?”

 

Özkök’ün ifadesi

3 Mart 2004 tarihli “Hilafetin kaldırılmasının yıldönümü” nedeniyle düzenlenen panelin de mütaalada darbeye hazırlık fiili olarak gösterildiğini belirten Hilmioğlu “Bir panelin darbeye zemin hazırlama girişimi olduğu gülünçtür. İnsan aklıyla alay etmektir. Askeri darbe panelle değil, paletle yapılır. Kaldı ki mütalaanın tek sayfasında bile palet izi yoktur” diye konuştu. Hilmioğlu, Eski Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök’ün tanık olarak verdiği ifadede 2003-2004 tarihlerinde darbe teşebbüsüne ilişkin tek bir fiil göstermediğini belirterek “Özkök’ün ifadesi 2003-2004 tarihlerinde bir darbe girişiminin olmadığının en açık kanıtıdır” dedi.

Eski Başkan Köksal Şengün’ün sözleri Hilmioğlu, Mahkemenin eski başkanı Köksal Şengün’ün tanık olarak ifade veren gazeteci Alper Görmüş’e “Ya bu proje ama ortaya dökülen bir şey yok” sözünü anımsatarak “Mahkeme Başkanı 2003-2004 darbe teşebbüsüne dair bir şey olmadığın kabul etmiştir” diye konuştu.

Savcı Mehmet Ali Pekgüzel’in davanın özünün 2003-2004 darbe girişimi olduğunu ifade ettiğini belirten Hilmioğlu, şöyle devam etti: “Bu davada eski veya halen bir siyasi parti genel başkanlığında yargılanan insanar yargılanmaktadır. Siyasi partilerin böylesine yoğun olarak yargılandığı dönemler sadece darbe dönemleridir. Bu davada en başta siyasi partiler yargılandığına göre bu mütalaa darbe hukuku mütalaası mıdır.”

 

'Atatürk ve Cumhuriyet mi yargılanıyor'

İddianame ve mütalaada “Atatürk’ün nutuku, Bursa Nutku, Cumhuriyet’in 80. yıl yürüyüşü, cumhuriyet mitingleri, Bir rektörün ‘Kubilay olmaya hazırız’ sözünün, Onuncu Yıl Marşı, laiklikle ilgili İnönü Üniversitesi’nin senato kararının” suç unsuru olarak yer aldığına dikkat çekerek “Atatürk ve Cumhuriyet mi yargılanıyor” diye sordu. Hilmioğlu savunmasını “Darbe girişimi iddiası olan bir davada Atatürk ve Cumhuriyet’e ilişkin unsurlar, üstelik bu değerleri namus ve şerefi üzerine korumak için yemin eden cumhuriyet savcılarınca neden suç delili olarak gösterilmektedir” sözleriyle sürdürdü.

 

Laik cumhuriyet

Mütalaada, Türkiye Ulusal Güvenlik Stratejileri Merkezi’nin bir toplantısına ilişkin “İstiklal marşı saygı duruşu, bayrak ve Atatürk konularında duyarlılık gözlediği” şeklinde ifadeler yer aldığını söyleyen Hilmioğlu “İddia makamınca suç olarak görülmektedir. İddianame ve mütalaada laiklikle ilgili her girişim, irticaya karşı her faaliyet adete suç unusuru olarak kabul edilmektedir. Cumhuriyet savcıları laik cumhuriyetin değil de başka cumhuriyetin savcıları mıdır?” diye konuştu.

İnönü Üniversitesi’ni çağdaş bir kampus haline getirdiğini söyleyen Hilmioğlu, “Mütalaada üniversitede örgütsel kadrolaşma sağladığım iddia ediliyor. Kadrolaştığım doğrudur. Üniversitemde domates, fasulye eken profesörler yerine karaciğer nakli yapan profesörler getirdim” dedi.

5 yaşındaki Zeynep adlı bir çocuğun fotoğrafının yer aldığı gazete kupürünü gösteren Hilmioğlu şunları söyledi: “Karaciğer nakli yaparak bu çocuğun hayatını kurtardık. Bu çocuğun hayatını kurtaran kadro kimdir? Birincisi, karaciğer naklinin yolunu açan Mehmet Haberal’dır. İkincisi, bu naklin yapılabileceği tesisi oluşturan benim. Üçüncüsü de nakilde kullanılacak olan karaciğerin üniversiteye getirilmesini sağlayan Hasan Iğsız’dır. Peki şimdi soruyorum, bu 5 yaşındaki çocuğun hayatını kurtaranlar terörist de bu insanları bu hale getirenlere ne denir.”

 

Dursun Çiçek’in savunması

Duruşmanın sabahki oturumunda İrtica ile Mücadele Eylem Planı belgesinde ıslak imzası olduğu iddia edilen emekli deniz albay tutuklu sanık Dursun Çiçek son savunmasını yaptı. Çiçek savunmasına “İrtica ile Mücadele Eylem Planı adı verilen kağıt parçası sahtedir. Belge altında bana ait olduğu iddia edilen imza ise taklittir. Bu iftirayı hazırlayanlar iftira çetesidir. Bize bu iftirayı 4 yıldır atan çetenin kimler olduğunu, hangi suçları işlediklerini yasal delillerle anlatacağım” sözleriyle başladı. Çiçek’in savunması sırasında üye Hakim Fatih Mehmet Uslu’nun, Başkan Özese’ye bir şey söylemesi üzerine Çiçek “Sayın Fatih Hakim, mahkeme başkanının iradesine müdahale etmeyin” dedi. Başkan Özese ise “Siz müdahale etmeyin” diyerek tepki gösterdi.

 

228 kez talep

Çiçek, Ankara’da avukat Serdar Öztürk’ün ofisinde bulunan “İrtica ile Mücadele Eylem Planı” belgesinde parmak izi tespiti yapılması için 228 kez talepte bulunduğunu anlatan Çiçek “Belge üzerinde 14 parmak izi var. Ancak bu parmak izinin kime ait olduğu tespit edilemiyor. Bu masumun hakkını kim koruyacak. Hakkımızı nasıl arayacağız” diye konuştu.

Başkan Özese’nin bağırmaması için uyarması üzerine Çiçek “4 yıldır aynı şeyi söylüyorsunuz. Bu kadar tezgah var. İftira çetesi var. Hala yargılanıyoruz” diye cevap verdi.Davada eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ, Genelkurmay 2. Başkanı Hasan Iğsız’ın, Bilgi Destek Dairesi başkanlarının “örgüt üyeliği” ve “Darbeye teşebbüsle” yargılandığına dikkat çeken Çiçek “Sonra da ‘Genelkurmayı, TSK’yı yargılamıyorum’ diyeceksiniz. Eğer yargılanan örgüt Genelkurmay ise evet ben etkin çalışan bir üyesiyim. İftira çetesiyle nasıl mücadele edeceğiz? Mafyayı bulup tetikçi mi arayacağız” diye konuştu.

Genelkurmay tarafından işletilen internet siteleri ve Andıç’ın yasal ve kurumsal faaliyetler olduğunu belirten Çiçek şöyle konuştu: “Bunlara illegal demek, Genelkurmay Başkanlığı’na illegal demektir. İnternet andıcı, Genelkurmay Başkanlığı’nca hazırlanmış bir çalışma. Bu gizli çalışmanın Genelkurmay karargahından çıkartılarak savcılığa gönderilmesi bir askeri casusluk faaliyeti değil mi? Niye suç duyurusunda bulunmuyorsunuz. Size de, hukuka da direnen bir örgüt var. Bizi gariban buldunuz burada yargılıyorsunuz.”

Dursun Çiçek’in avukatı ve kızı İrem Çiçek’in savunması sırasında mahkemeye hitaben “Tarafsız değilsiniz” sözleri üzerine Başkan Özese müdahale etti. Çiçek ile Özese arasında uzun süren sert bir tartışma yaşandı. Özese’nin “reddi hakim talebinde bulunun” sözleri üzerine Çiçek “20 kez reddettik. ‘Tarafsız değilsiniz demek’ suç değildir. Buradan çıkış yok biliyoruz” diye konuştu.