Ayasofya'da hangi mozaikler var, bu eserlerin tarihi önemi ne?

Ayasofya'nın Müslümanlar için ibadete açılması hazırlıkları kapsamında 9'uncu yüzyılda yapıldığı düşünülen mozaiklerin de namaz sırasında perdeyle kapatılması öngörülüyor. Ayasofya'daki mozaikleri ve tarihsel hikayelerini Nişantaşı Üniversitesi'nden Yrd. Doç. Dr. Sedat Bornovalı, BBC Türkçe'ye anlattı.

BBC Türkçe
24 Temmuz 2020 Cuma, 01:54
Ayasofya'da hangi mozaikler var, bu eserlerin tarihi önemi ne?
Abone Ol google-news
AYASOFYA
Getty Images

UNESCO'nun Dünya Kültür Mirası listesinde bulunan Ayasofya, Cuma günü Müslümanlar için ibadete açılıyor.

916 yıl kilise, 481 yıl cami ve 80 yılı aşkın bir süre müze olarak kullanılan Ayasofya'nın Müslümanlar'ın ibadetine yeniden açılabilmesi için, mekanın içinde iki haftadır düzenlemeler yapılıyor ve çalışmalar yürütülüyor.

Bunlar arasında bilet gişesinin kaldırılması, içerideki tarihi mozaik ile tasvirlerin kapatılması ve yerlerin halıyla kaplanması yer alıyor.

Bu hazırlıklardan özellikle mozaiklerle ilgili atılacak adımlar bir süredir merak ediliyordu. İslam dininde, ibadet mekanlarında resim ve heykel gibi yapıların "meleklerin girmesine engel olacağına" inanılıyor.

Mozaiklerin, namaz sırasında kurulacak bir perde sistemiyle kapatılacağı açıklandı. Bu düzenlemenin açılışa özgü mü olduğu, yoksa kalıcı mı olacağı ise henüz bilinmiyor. Mozaiklerin namaz saatlerinin dışında ise ziyaretçiler için açık tutulması bekleniyor.

Ayasofya'nın içerisinde Hıristiyanlık açısından kutsal kabul edilen kişiler ile Bizans İmparatorlarını tasvir eden çok sayıda mozaik bulunuyor. Bu mozaiklerin 9'uncu yüzyılın ikinci yarısından itibaren yapıldığı düşünülüyor.

Ayasofya içerisinde yer alan mozaikleri ve bunların tarihsel anlamını Nişantaşı Üniversitesi öğretim üyesi ve İstanbul Rehberler Odası Başkanı Yrd. Doç. Dr. Sedat Bornovalı, BBC Türkçe'ye anlattı.

AYASOFYA İÇERİSİNDEKİ MOZAİKLER NE ZAMAN YAPILDI?

"Tarihin En Uzun Şiiri Ayasofya" adlı bir de kitabı bulunan Bornovalı, 6'ncı yüzyılda inşa edilen Ayasofya'nın içinde ilk andan itibaren görkemli altın fonlu mozaiklerin olduğunu ve ilk dönemlerinde 16 bin metrekarelik yüzeyin de mozaiklerle bezenmiş olduğunu söyledi.

Bornovalı, "İlk mozaiklerin figürlü olmadığı düşünülüyor. Eğer böyleyse bile 726 ile 843 yılları arasındaki 'ikonoklast dönem' olarak bilinen imgelere düşmanlık yaşanan bu dönemde bunların tahrip edilmiş olması şaşırtıcı olmayacak. Dolayısıyla bugün gözlemlediğimiz ve Hristiyanlık için kutsal insan figürlerinin bulunduğu mozaiklerin en erkeninin 867 yılında yapıldığını düşünüyoruz" dedi.

Bornovalı, tarihi belge ve çizimlerden İstanbul'un 1453 yılında fethedilerek yapının camiye dönüştürülmesinin ardından, bu mozaiklere yönelik herhangi bir örtme ya da kapatma yapılmadığının altını çizdi.

Bununla birlikte 18'inci yüzyıla gelindiğinde, yapılan restorasyon çalışmaları sırasında bu mozaiklerin yer almadığı görülüyor. Bornovalı bunun olası nedenlerini şöyle sıraladı:

"Bunun nedeni mozaiklerin doğası gereği çok dayanıklı malzemeler olmaması. Bir sıva tabakasının üzerine yapıştırılıyor ve bir deprem sırasında bu sıvanın binadan ayrılması durumunda yerle bir oluyor. Dolayısıyla böyle bir olayda bir kısmı düşmüş ya da dökülmüştür."

Bornovalı, Osmanlı döneminde yapının hasar görmesinin ardından tamiri sırasında duvarların bütününe sıva çekildiğini ve böylece tahrip olan mozaiklerin de kaplandığını vurguladı.

Mozaikler, 1847 yılında Gaspare ve Giuseppe Fossati kardeşlerin Sultan Abdülmecid'in talimatıyla yaptıkları çalışma sırasında yeniden açıldı. Ancak üstleri tekrar kapatıldı.

1931 ile 1949 yılları arasında yapılan çalışmalarla yerleri bilinen mozaiklerin üstleri tekrar açıldı.

AYASOFYA'DAKİ BAŞLICA MOZAİKLER HANGİLERİ?

Bornovalı, Ayasofya içerisinde yer alan bazı önemli mozaikleri ise şöyle anlattı:

  • "Meryem Ana ve Çocuk İsa: Ayasofya'daki en merkezi durumda olan, göze çarpan mozaik. Apsis (Kiliselerde doğuyu gösteren kısım) adlı bölümde yer alıyor. 867 yılında verilen vaazla, bu mozaiğin ikonoklast dönemin bitiminden hemen sonra yapıldığı anlaşılıyor. Zor bir yüzey ve yapımında teknik güçlükler yaşanmış olması muhtemel."
DIESIS
Getty Images
  • "Diesis: Yakarış anlamına geliyor ama aslında Türkçe 'şefaat' demek en doğrusu olur. Bizans sanatının en üst düzeyi. Çok geniş kapsamlı bir mahşer kompozisyonunun özeti niteliğinde. Ortada Hz. İsa var ve iki yanında Hz. Meryem ile Hz. Yahya duruyor. İnsanlığın kurtulması için Hz. İsa'ya en yakın iki kişi yakarıyor ve aracılık etmesini istiyor."
  • "İmparator Mozaikleri: Bunlar Bizans İmparatorları hakkında tarihi ve giyim-kuşam gibi konuları tahmin etmek için önemli belge niteliği taşıyor. Bir mozaikte Bizans İmparatoru VI. Leon, bir tahtın üzerine oturmuş Hz. İsa'nın önünde secde ediyor. Bir diğer mozaikte de Hz. İsa, Hz. Meryem'in kucağında tasvir edilmiş ve solda elindeki Ayasofya maketini sunan İmparator Justinianos, sağda ise İstanbul maketini tutan İmparator I.Konstantinos dururken görülüyor."
  • "Seraphim Melekler: Ayasofya'nın kubbesini destekleyen ve dört kemer üzerinde durmasını sağlayan, üçgene yakın ama eğrisel düzlemlerde yer alıyorlar. Bir nevi yeryüzü ile gökyüzünün buluştuğu bu noktada göksel sayılabilecek ama kutsal saymadıkları melek tasvirleri yer alıyor. Her meleğin altışar kanadı var ve aşağıdan baktığımızda genel boyutlarına göre yüzlerinin küçük olduğu görülüyor. Bu dört melekten ikisi dökülmüş, diğer ikisi ise orijinal. Birinin yüzü 2010 yılında açıldı."
MELEK
Getty Images

Bornovalı, Ayasofya'nın İstanbul'un fethiyle camiye dönüştürülmesinin ardından sekiz adet hat levhalarının eklendiğini ifade etti.

Bornovalı, "17'nci yüzyıl levhaları var. En dikkate değer olanlarda, Allah'ın, Hz. Muhammed'in, torunları Hasan ve Hüseyin ile dört halifenin isimleri var. Bugün gördüğümüz sekizli büyük levha ise Kazasker Mustafa İzzet hattıdır ve Sultan Abdülmecid dönemine dayanır. 7,5 metre çapındaki hat levhaları muhtemelen bugün halen bütün İslam dünyasının en büyük eserleri olma özelliğini sürdürür" dedi.

Bornovalı, Osmanlı döneminde Ayasofya içerisinde ibadet sırasında tek bir halı yerine, el dokuması çok sayıda, ufak halının zemine döşendiğini de sözlerine ekledi.

İSLAM'DA HEYKEL VE RESİMLERLE İLGİLİ HANGİ DÜZENLEMELER VAR?

Diyanet İşleri Başkanlığı'nın internet sitesinde, hadisler ve bunlara ilişkin din alimlerinin yaptığı yorumlarda, ibadet sırasında fotoğraf, resim ve heykel bulunmaması gerektiği belirtiliyor.

Diyanet İşleri Başkanlığı'nın "İçinde resim bulunan evde namaz kılınır mı?" sorusuna verdiği yanıtta, "Melekler, içerisinde köpek ve resim/heykel bulunan eve girmezler" anlamında hadisler olduğu hatırlatılıyor.

Yanıtta, "Fakat hadiste yer alan bu uyarının, daha ziyade tapınmak veya tazim göstermek amacıyla evlerde bulundurulan fotoğraf, resim ve heykeli kapsadığı bazı âlimler tarafından ifade edilmiştir. Hadisin bu şekildeki yorumundan hareket eden bazı âlimler, tapınma ve tazim amacı güdülmeyen ve umumi adaba aykırı olmayan canlı varlıkların resimlerinin yapımını da caiz görmüşlerdir" deniliyor.

Ayrıca, resimlerin namaz kılanın görüş alanında olmasının "mekruh görüldüğü" ifade ediliyor.

Diyanet İşleri Başkanlığı, "Eğer söz konusu resimler halıda veya sergide yer alıyorsa, çok belirgin olmamaları halinde bu halı ve sergiler üzerinde namaz kılınabilir. Eğer belirgin bir halde ise namaz kılarken doğrudan bu resimler üzerine secde edilmesi mekruh görülmüştür" deniliyor.

ZEMİN KAPLAMASIYLA İLGİLİ NELER YAPILDI?

Ayasofya'nın camiye dönüştürülmesi kararının ardından zemininin de halıyla kaplanması için çalışmalar yürütülüyor.

Doğru Roma İmparatorluğu döneminde imparatorların törenle taç giydikleri, yaklaşık 1000 yıllık "ompalion" döşeme mozaiğinin üstü halıyla kapatılacak.

Yapılan açıklamada, döşeme mozaiğin zarar görmemesi için halının altına iki kat keçe konulduktan sonra üstüne halı döşendi.

Zemine döşenen halı, Manisa'da bulunan Özkul Halı Fabrikası'nda üretildi.

Ajanslarda yer alan haberlere göre, halının yüzde 100 yünden üretildiği ve metrekaresinin 5 kilogram olduğu belirtildi.

Halının desen ve renk seçiminin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın oluruyla yapıldığı ifade edildi.

Ördek başı yeşili ve tonlarının kullanıldığı halının antibakteriyel olduğu ve virüs ile bakteri barındırmadığı açıklandı.

Ayrıca halının tüylerinin kıbleye doğru buharlı bir sistemle yatırıldığı da ifade edildi.

Katkı: Esra Yalçınalp

Fotoğrafların tüm hakları saklıdır.



BBC Türkçe