Baba Karabulut hakkında yeni iddia

Etiler'de başı kesilerek öldürülen Münevver Karabulut cinayetinde hergün ayrı bir gelişme yaşanıyor. Cinayet zanlısı Cem Garipoğlu'nun bir türlü yakalanamamasının ardından baba Karabulut hakkındaki iddialar ise can yakıyor.

31 Ağustos 2009 Pazartesi, 17:09
Abone Ol google-news

Münevver Karabulut'un babası Süreyya Karabulut hakkında ortaya atılan yeni iddia çok tartışılacak gibi görünüyor. Gazeteci Cüneyt Özdemir, Münevver'in kitabını yazmaya niyetlendiğini, ancak ailesine konuyu açtığında babasının ilk sorusunun -bizim payımız ne olacak?- olduğunu yazdı. Dün basında yer alan haberlerde ise baba Karabulut'un Garipoğlu ailesinin helallik talebi için, 3 milyon Avro istediği iddiası yer almıştı.

İşte Cüneyt Özdemir'in twitter sayfasındaki yazısı:

"Bilmem KanalD’de yayınlanan Seda Sayan’ın yeni program formatı SUSMA’yı izlediniz mi? Ben şu anda açtım karşıma, Münevver Karabulut cinayetinin konuşulduğu bölümü seyrediyorum. Şaşkınım.

Ben Seda Sayan’ı en son dobra konuşmaları ve pembe tuvaleti ile bir sabah rogramında bırakmıştım. Kadırgalı dobralığı ile bir göbek havası bir magazin formatında şahane programlar yapıyordu.

Oysa şimdi, pempe tuvalet çıkmış yerine lacivert pantolan takım gelmiş. Sesindeki kadırgalı dobralık tonu, yerini vakur bir tona bırakmış. Sözcüklerini tek tek seçerek soruyor. Konuklar zıt görüşlerde, dengeli bir hava, lacivert ışıklar stüdyoya ayrı bir hava katmış. Tanıtımlar bir eğlence programından çok uzak, daha çok bir haber programını andırıyor.

Yahu Seda Sayan ne zaman haberci oldu, bizim haberimiz yok!!!

Kuşkusuz Seda Sayan’ın kulağındaki ses çok iyi. Yani ekran arkasında iyi bir ekip kurulduğu belli. Seda Sayan replikleri çok iyi ekrana taşıyor. Anchorman’lere taş çıkartacak kadar iyi.

İnanın ciddiyim...

Bu vesile ile bir konuya açıklık getirmek de yarar var. Süreyya Karabulut’un helallik olarak istediği 3 milyon Euro meselesi vesilesi ile bugüne kadar kimseyle paylaşmadığımız bir konuya paylaşmak isterim.

Süreyya Karabulut çekinmeden para lafını ağzına aldığına göre bizim de artık bu konuları konuşmamızda sakınca yok anlaşılan.

Karabulut cinayetini ilk günden beri yakından takip ediyoruz. Hatta Süreyya Karabulut’u bir kaç kez programımıza konuk da ettik. Yani dava dosyasına da çok hakimiz. Bizce cinayet konusunda herhangi bir tereddüt yok. O yüzden spekülasyon haberleri ile çok fazla ilgilenmiyoruz. Ama Münevver’in hikayesi yani cinayete kadar olan süreç çok daha önemli ve ilginç. Zengin çocuk, fakir kız filmlerini aratmayacak ve binlerce genç çocuğu yakından ilgilendirecek sosyal bir durum mevcut.

Perihan Mağden’in daha bu olay olmadan yazdığı “iki genç kızın romanı” kıvamında farklı bir bakış açısı ile yazdığı romana benzeyen Münevver’in özlemleri, hayata bakışı ile ilgili bir kitabın yazılabileceğini düşündük. Hatta filminin de ilginç olabileceği fikri geldi.

Konuyu ailesinin konuk olduğu bir program öncesi Karabulut ailesi ile paylaştık.

Babasının ilk tepkilerniden biri ‘bu kitaptan elde edilecek parayı nasıl paylaşacağız?’ oldu. Donduk kaldık. Annesi ise ‘böyle bir iş olacaksa gelirinin Münevver adını yaşatacak bir projede değerlendirilmesi gerek’ şeklindeydi.

Evet sonuçta ortada ticari bir iş var değil mi? Bu konuları da konuşmak lazım elbette!!! Yine de kendileri ile ilk görüşmede böyle bir para konusu konuşmaktan rahatsız olduk. Şaşırdık. Bizim aklımız fikrimiz kitabı nasıl yapabileceğimizdi.Gelir kısmının ne olacağını düşünmemiştik. Daha ilk toplantıda bunu konuşmaktan rahatsız olmuştuk. Hatta ben kendilerine ‘bu konuyula siz değil avukatlarınız ilgilensin...” tavsiyesinde bulundum.

Program bitti, dağıldık.

Eve gittim uyuyamadım.

Sabaha kadar düşündüm. Ertesi sabah baktım bizim yapımcımız Cihan Yavuz’un da suratı bir karış.

‘Biz bu işe hiç bulaşmayalım’ dedim. Cihan, Süreyya Karabulut’u aradı, buluşup ‘Biz bunu ticari bir iş olarak görmüyoruz ve hiç girmeme kararı aldık” dedi. Süreyya Bey aynı konuşmada "bu kitap yazılırsa büyük paralar kazanılacağını ve nereye kanalize edileceğini” merak ediyordu. Cihan ‘ortada bir cinayet varken bu kadar çok paranın konuşulduğu bir ortamda bulunmak istemediğimizi” söyledi ve kendisine ‘teşekkür’ etti.

Bir kaç ay sonra Süreyya Karabulut’un kardeşi cep telefonumdan beni arayıp ‘Kitap meselesi ile hala ilgileniyor musunuz?’ diye sordu.

‘İlgilenmiyoruz.’ deyip telefonu kapattım.

Aramızda o günlerde bu konuyu gündeme getirip getirmemeyi de konuştuk. Münevver cinayeti böylesine önümüzde durup dururken konuyu gündeme getirmemeye karar verdik.

Bugün gazetelerde Süreyya Karabulut’un 3 milyon Euro helallik istediğini duyunca haber toplantımızda bu konu bir kez daha gündemimize geldi.

Konuyu farklı açılardan ele almaya karar verdik.

Baktım Seda Sayan meseleyi direk babaya soruyor. Bir tuhaf pazarlıklar ekranlarda yayınlanıyor.

Biz böyle bir pazarlığı bırakın ‘çekmeyi’ düşünmeyi, ‘yapmayı’ bile düşünmedik.

Seda Sayan ile aramızdaki fark bu sanırım.

Ama bu da kapatılmayacak bir fark değil!!!

Yarın birgün bir haber kanalında ya da anahaber bülteninde Seda Sayan’ı görürsem şaşırmayacağım.

Ona içten bir Helal Olsun diyeceğim.

Ama Münevver Karabulut cinayeti ile ilgili haddime düşmeyerek birisi benden dünyaları verip helallik isterse cevabım net; haram olsun!"

 

Münevver cinayetinde şok pazarlık

Vatan'da yer alan habere göre, Etiler’de başı kesilmiş halde bulunan Münevver Karabulut’un babası Süreyya Karabulut, Seda Sayan’ın Kanal D’deki programına ikinci kez katıldı. Karabulut’un katil zanlısı Cem’in amcası Hayyam Garipoğlu programa telefonla bağlanarak bu cinayetle ve Cem’in kaçmasıyla ilgili olarak muhattabın kendisi olmadığını söyledi. Süreyya Karabulut ise Hayyam Garipoğlu’nun Cem’i sakladığını iddia ederek, “Şerefliyse, haysiyetliyse çıkarsın zanlıyı“ dedi.

Garipoğlu ailesinden 3 Milyon Avro talebi olduğu iddiası gündeme bomba gibi düşen ve Sayan’ın bu konudaki ısrarlı sorularına “Şimdi para konuşmak yeri mi?” diyerek kızan Karabulut’a bir sürpriz vardı programda... Hayyam Garipoğlu ile Süreyya Karabulut arasında aracı olduğunu belirten yerel gazeteci Cemil Baran ilk kez konuştu.

İşte Garipoğlu, Karabulut ve Baran’ın o konuşmaları...

S.S.: Süreyya Karabulut için acılı babadır, ne söylerse sesimi çıkarmam yolunda bir sözünüz vardı. Hala o sözünüzün arkasında mısınız?

H.G.: Doğru o acılı bir baba olduğu için bizim hakkımızda olur olmaz, yanlış şeyler de söylüyor ama acılı babadır diye birşey söylemiyoruz.

S.S.: Bir kıskançlık cinayeti olduğu söyleniyor. Süreyya Bey satanist cinayeti olduğunda ısrarlı. Siz ne diyorsunuz, duygularınız ne yönde?

H.G.: Evvela bu soruların ben muhattabı değilim. Ben amcasıyım. Bunun dışında aslında bu konunun bu kadar 6 aydır kamuoyunda gündemde tutulmasının bir sebebi var. Sahip olduğumuz işyerlerinin ele geçirilmesi için, yani menfaat temin edilmek için gündemde tutuluyor birileri tarafından manipüle ediliyor. Bundan da vazgeçtik bütün dünyada bir baba suç işlerse bundan oğlu kızı suçlu değildir. Bir mahallede biri suçlu olursa o mahalle tamamen karalanamaz. Bir suç işlenmişse suç işleyenin çekmesi lazım biz de Cem’in bir an evvel yakalanıp cezasını çekmesini Türkiye’de herkesten çok istiyoruz.

S.S.: Muhattap ben değilim diyorsunuz. Anne yok, baba yok, çocuk da yok ortada.

H.G.: Annesi de buradaydı annesi kamuoyu baskısıyla çocukları okula gidemedi. Okullarından olmasın diye yurtdışına gitti çocuklarının eğitiminin başında. Babası hiç bir ilgisi yokken hapisaneye atıldı.

S.S.: Cem kaçtıkça siz zor durumda değil misiniz?

H.G.: Biz aile olarak zor durumdayız. Kaçan da zor durumda. Baba da suçsuz yere ceza çekiyor.

S.S.: Hayyam Bey çocuğu getiremiyor musunuz, siz çok güçlü bir insansınız?

H.G.: Bizim neremiz güçlü biz her yönden mağduruz. Bizim ne gücümüz var, adli tıptan kimi tanırız?

S.S.: Süreyya Bey’e namus sözü verdi devlet. Buna ne diyorsunuz?

H.G.: Bilmiyorum kendi aralarında. Süreyya Bey kimle görüşmüş bilemem. Zaten polisin görevidir suçluyu teslim etmek. Her gece sık sık evimiz basılıyor tüm aile polise gidiyoruz ifade veriyoruz. Ceyhanlıyız, Adanalıyız tanıdığımız tanımadığımız herkese baskın yapılıyor.

S.S.: Şöyle bir korkunuz var mı? Bu olay o kadar ayyuka çıktı ki biz bu çocuk teslim olursa bile bunu öldürüler!

H.G.: Yok öyle düşünmüyorum. Bir suç işlenmişse bir an önce yakalanıp teslim olsun ve cezasını çeksin istiyoruz. Kamuoyunda biz saklıyormuşusuz gibi bir iddia var.

S.S.: Peki bu çocuk bu kadar nasıl saklanabiliyor, parayı nereden buluyor?

H.G.: Ne bileyim Seda Hanım kendinisini bulun ona sorun.

S.S.: Benim evladım olsa teslim ederdim diyor musunuz?

H.G.: Elbette ederdim anneannesi dedi, annesi benim oğlum ölseydi dedi. Kendi annesi beyanat verdi. Olmuşu geri getiremiyorsunuz ki Allah kimsenin başına vermesin.

S.S.: Çok zarar gördük diyorsunuz. Anlatır mısınız.

H.G.: Daha başka ne zarar görebiliriz. İtibarımız gitti, alnımız ak bizimle ne ilgisi var. Bu prensiple yaşıyoruz. Kaza mı oldu, hasta mıydı, deli miydi? Nasıl olduğunu da bilmiyoruz. Başkaları mı var yok mu biz de siz ne biliyorsanız onu biliyoruz.

S.S.: Süreyya Bey’i aradınız mı?

H.G.: Benim ne ilgim var. Niye arayayım. Basında üzüntülerimi başsağlığımı diledim. Bana düşmez kendi anne babası var. Benim ne ilgim var. Süreyya bey ne dedi bilmiyorum ama ne derse desin o hergün bir iddialarda bulunuyor. Şova getirdi işe. Neyse acılı babadır diye yanlışlarını söylemek istemiyorum. Benim kast ettiğiim bizim büyük işyerlerimiz var. Bunları ele geçirmek isteyen yabancı şirketler var bu yayınları onlar yaptırıyor iddiasındayım ben.

S.S.: Süreyya Bey çağrıda bulundu: 3 Eylül’de holdinginin önünde bir eylem yapacağım onlara çok büyük bir hediyem var dedi.

H.G.: Duydum her ne eylem yapacaksa yapar. Herkes ne istiyorsa yapabilir. Benim onunla hiçbir ilgim yok.

S.S.: Bu kadar olay oldu Hayyam Bey. Nüfuslu bir kimliksiniz bir aracı koydunuz mu?

H.G.: Ben acılı bir babayla neyin temasını kuracağım Seda Hanım. Ne diyebilirim ki? Ben anca ona başsağlığı diledim. Üzüntülerimizi bildirdim. Tüm ailemizin gerçekten üzüldüğümüzü söyledim. Onun dışında benim Süreyya Bey’le bir ilgim temasım yok.

S.S.: Ben inanmak istiyorum söylediklerinize... Çocuktan haberimiz yok diyorsunuz.

Süreyya Karabulut: Çocuğun annesi niye amerikada gelsin teslim olsun.

S.S.: Sizin kaçırttığınız söyleniyor Cem’in annesini... Ne diyorsunuz?

H.G.: Birisi bir suçluyu saklarsa bunun yıllarca cezası var Seda Hanım.

S.S.: Benim alnım ak mı diyorsunuz?

H.G.: Alnımın aklığı beni ilgilendirir. Benim ilgi alakam olsun istemiyorum. O aileyle karşılıklı konuşmak da istemiyorum.

S.S.: Hayyam Garipoğlu, Süreyya Karabulut’u aramadığını söyledi.

S.K.: 32. Gün’de bana gelindi. Şartlar ne olursa olsun Hayyam Bey’in yeğeni teslim olacak. İkincisi benim arkamda hiçbir güç yok. Bütün kanalların kapısını çalınca kabul ettiler. Şu anda Cem’in annesi Rusya’ya oradan Amerika’ya geçti. Hayyam Garipoğlu herkes çok iyi biliyor. Ben şovmenlik yapmıyorum. Ben kızımın kanının peşindeyim. Bunun için devleti, polisleri suçladım. Niçin benim evladım gitmiş. Aramadım konuşmadım diyor.

S.S.: Sana hiç aracı gönderdi mi?

S.K:: Benim evladım gitti bunun bedeli ödenecek. Kimseyi ilgilendirmez. Devlet söz verdi. Garipoğlu cinayet masasına sesleniyorum. Hayyam Garipoğlu’nun nasıl insan olduğunu onlara sorun. Ulan benim arkamda kim olur. Ben evlat kaybettim. Yiğitsen delikanlıysan gel televizyonlarda konuşalım. Ben de hiç bir .ok yok. O zaman ülkeni terk et.

S.S.: Neden terk etsin? Benim alakam yok diyor.

S.K.: Seda Hanım inanmayın.

S.S.: Sen niye ona kızıyorsun.

S.K.: Parayı finanse edenler bunlar. Para bunlardan gidiyor.

S.S.: Sana para teklif ettiler mi?

S.K.: Lanet olsun onların parasına.

S.S.: Ettiler mi?

S.K.: Şimdi para konuşmak yeri mi? Etse ne olur kayıtsız şartsız bu zanlılar teslim olacak. Kan benim kanım bunun bedeli... Ben kızımın kanını yere akıtmam. Anne kaçtı, kim kaçırdı?
Cinayet akşamı oraya geliyor. Ben de evladım peşine koşuyorum adli tıp korudorlarında. İleriki tarihlerde hangi siyasi güçlerle oturup yeyip içtiğini mi söyleyeyim. Cinayetten sonra keyfe keder mi? Tek taraflıo odlmayacaksınız!

S.S.: Asla taraf tutmuyorum.

S.K.: Baba şovmenlik yapıyor diyor. Kanallara çıktım ben ne yapayım? Garipoğlu çıkar yeğenini... Garipoğlu seni paçavraya çeviririm. Ayıptır. Ben Seda Sayan’ın 20 sene öncesini de biliyorum. Garipoğlu’nun 30 sene öncesini biliyorum. Ben neyin peşindeyim ben zanlıyı istiyorum. Zanlıyı. Şerefliyse, haysiyetliyse çıkarsın. Garipoğlu finanse etmese bu çocuk 180 gündür firarda. Onlar medeni insanlar olsa bana başlığına herkes gelsin ama ne vardır ki ortada bir suç var. Bunu bu çocuk katletmiş mi etmiş. Al kardeşim bunu getir adalete teslim et. ondan sonra bana başsağlığına gel başımın üstünde taşırım seni. Benim evladım nasıl gitti? Hayyam Garipoğlu ile görüşeceğiz.

Kan parası


Programda bir de sürpriz aracı vardı. Yerel Gazeteci Cemil Baran, Hayyam Garipoğlu ile Süreyya Karabulut arasında aracılık yaptığını söyledi.

S.S.: Siz bu olayın neresindesiniz?

C.B.: Ben bu olayın açıklığa kavuşması için elimden geleni yapacağım.

S.S.: Garipoğlu aracı göndermedim dedi. Ama siz aracılığa soyundunuz.

C.B.: Evet aracı oldum. Ya bu görevi ben şöyle söyleyeyim. Ahmet isimli bir şahıs Garipoğlu’nun Süreyya Karabulut’la konuşması için aracı olmamı istedi. Ben Süreyya Abi’yi tanıyordum. Onunla görüştüm sonra Hayyam Bey’i aradım. Bir iki konuşmamız oldu.

S.S.: Ne konuştunuz?

C.B.: Olayın nasıl olduğu? Cem’in nerede olduğu, ne zaman teslim olacağı? Vs... Hayyam Bey gece arardı beni, müsait misin? Süreyya Bey’e ulaştın mı derdi. Aynı şekilde Süreyya Abi de beni arıyordu. Ben sordum, satanist mi, kıskançlık cinayeti mi? Diye sorduğumda. Ya hiç sorma bunun zararı bize yeter diyordu. Biz artık o kadar Hayyam Bey’le samimi olduk ki. Sen benim hemşerimsin bu işlerimizde bize yardımcı ol.

S.S.: Ne gibi yardım?

C.B.: Süreyya Karabulut bizi hedef gösteriyor diyordu. Ben kendisine aynı senin de böyle kızın kaybolsa arada da samimiyetlik oldu. Kendisi de beni arıyordu.

S.S.: Sana ters gelmedi mi ya da bunun altında birşey var diye düşündün mü?

C.B.: Valla ben sana şunu söyleyeyim. O Ahmet denen şahısı bir daha ne gördüm ne duydum bir daha. Hayyam Bey’in Süreyya Bey’e bir iki teklifi olduğunu söylemişti.

S.S: Ne teklifi?

C.B.: Para... Ben Süreyya Abi’ye söyledim. Olayı kapatın, o adamı da hedef göstertmeyin Kızınızın mekanı cennet olsun dedim.

S.S.: Kan parası gibi mi?

C.B.: Kan parası evet.