Bağımlı yargının kararları Avrupa’ya çarpıyor. Binden fazla iade istemi reddedildi

Çökertilen hukuk sistemi, Türkiye’yi uluslararası alanda da zor durumda bırakıyor. Yargının başta FETÖ’cüler hakkında olmak üzere çıkardığı binden fazla “kırmızı bülten” talebi Interpol tarafından reddedildi. En son Ergenekon kumpası hâkimlerinden Haşıloğlu için başlatılan girişim sonuç vermedi.

06 Eylül 2020 Pazar, 06:00
Bağımlı yargının kararları Avrupa’ya çarpıyor. Binden fazla iade istemi reddedildi
Abone Ol google-news

Türk yargısının FETÖ’cüler başta olmak üzere çıkardığı “kırmızı bülten” talepleri birer birer reddediliyor. En son Ergenekon kumpası davasının firari sanığı eski hâkim Sedat Sami Haşıloğlu hakkındaki kırmızı bülten talebi Interpol tarafından kabul edilmedi. Bir başka gelişme de Almanya’da yaşandı.

Türkiye’de hakkında “cumhurbaşkanına hakaret suçlamasıyla” soruşturma yürütülen bir isim hakkında istenilen “adli yardım” talebine Alman savcılığınca “kendi ülkelerinde cumhurbaşkanına hakaret suçlaması olmadığı” gerekçesiyle olumsuz yanıt verildi.

Kumpas davalarında savunmalar yapan avukat Celal Ülgen tabloyu, “Taleplerin geri çevrilmesinin iki nedeni var. Birincisi giden bazı dosyalar çeviri yapılmadan gittiği için bu eksiklik nedeniyle reddedilmektedir. İkinci neden daha önemli ve yakıcı bir gerçeklik taşımaktadır. Ülkemizin yargısının bağımsız olmaması, hukukun üstünlüğü ilkesinin ve yargıç bağımsızlığının sağlanamıyor olmasının bu bültenlerin reddinde büyük payı bulunmaktadır” sözleriyle değerlendirdi.

‘RET BİNİ ÇOKTAN AŞTI...’

Hem İnterpol’ün “kırmızı bülten” reddini hem de Almanya’nın “adli istinabe” taleplerinin neden reddedildiğini avukat Ülgen’le konuştuk...

- Bu olumsuz tavırdan Avrupa devletlerinin teröre ve suçluya destek verdiği sonucunu çıkarabilir miyiz?

Son yıllarda Türk yargısının başta FETÖ’cüler olmak üzere PYD ve kimi etnik ve ayrılıkçıların hakkında çıkardığı kırmızı bülten talepleri reddediliyor. Bu konuda ret sayısının bini çoktan aştığı bir gerçek. Kırmızı bülten çıkarmanın uluslararası bazı koşulları var. Bu koşullar yerine getirilmeden kamuoyu baskısını kırmak için yetkililerin çıkardığı kırmızı bültenler geri dönüyor.

FETÖ yargısı döneminde Turan Çömez, Bedrettin Dalan ve Cem Uzan da dahil olmak üzere birçok kırmızı bülten uygulaması ile karşı karşıya kalmış birisiyim. Çıkarılan bütün kırmızı bültenlerin geri dönmesinin iki nedeni var. Birincisi kırmızı bülten çıkarılan ülkenin diline bütün dosyanın çevrilmiş olması gerekir.

Interpol’e bu çevirisi yapılmış dosya gitmekte ve kararı hangi ülkeden yardım talep edilmişse o ülkenin mahkemeleri vermektedir. Giden bazı dosyalar çeviri yapılmadan gittiği için bu eksiklik nedeniyle reddedilmektedir.

İkinci neden daha önemli ve yakıcı bir gerçeklik taşımaktadır. Ülkemizin yargısının bağımsız olmaması, hukukun üstünlüğü ilkesinin ve yargıç bağımsızlığının sağlanamıyor olmasının bu bültenlerin reddinde büyük payı bulunmaktadır.

- Ret gerekçelerini bilmiyoruz ki? Yurttaşlar da “öyle ise bizim taleplerimizi reddeden ülkelerle neden ilişkilerimiz devam ediyor” diye sorguluyor...

Nedense mahkemelerimize gelen ret kararlarında ret gerekçeleri kamuoyu ile paylaşılmamaktadır. En son Ergenekon kumpası hâkim ve savcılarının Yargıtay’da görülen davasında kumpasın en etkili isimlerinden firari eski hâkim Sedat Sami Haşıloğlu hakkındaki çıkarılan kırmızı bülten talebinin 3 Eylül’de reddedildiği anlaşıldı. İlk derece mahkeme sıfatıyla yargılama yapan Yargıtay tarafından Haşıloğlu hakkında yeniden ‘sorgusunun yapılmasına yönelik’ yakalama kararı çıkartıldı.

Bunun da bir sonuca ulaşacağını düşünmüyorum... Terör örgütü PYD’nin eski lideri Salih Müslim, 2016 yılının mart ayında Ankara Kızılay’da bomba yüklü araçla düzenlenen terör saldırısıyla ilişkilendiriliyordu. “Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozmak”, “Nitelikli olarak kasten adam öldürmek”, “349 kişiyi öldürmeye teşebbüs” suçlamalarıyla, Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılanıyordu.

Yargılama süreci devam ederken, mahkemenin talebiyle Salih Müslim ve terör örgütü PKK’nin sözde yöneticilerinin de aralarında olduğu 144 kişi hakkında, kırmızı bülten çıkarılmıştı. Ancak Interpol, kırmızı bülteni iptal etmişti.

Ayrıca Türkiye’den yapılan başta FETÖ’cü Zekeriya Öz olmak üzere binlerce kişi Türkiye’nin yargı sisteminden ve yargının kırmızı bülten koşullarını tam anlamıyla yerine getirmemesinden kaynaklı ellerini kollarını sallayarak geziyorlar...

- Adli yardım talepleri de kabul görmüyor...

Evet... Bir başka gelişme ise ‘cumhurbaşkanına hakaret suçu’ nedeniyle yurtdışında bulunun çeşitli yurttaşlarımızın istinabe yoluyla ifadesinin alınarak yargılamanın sonuçlanması girişimi de akamete uğramaya başladı. Zira Avrupa hukukunda cumhurbaşkanına hakaret suçu başlığı altında bir suç yok. Oradaki düzenleme genel düzenleme, cumhurbaşkanına hakaret de yurttaşların birine yapılan hakaret davası gibi görülüyor.

İşte bu davalar için de istinabe talepleri reddedilmeye başlandı. Gerekçe basit... Kırmızı bülten konusundaki gerekçeler burada da geçerli ancak burada bir fazlası var. O da istinabe yazılan ülkenin hukukunda cumhurbaşkanına hakaret suçu adı altında bir özel düzenleme yoksa bu ülkeler bu talebi yerine getirmiyorlar.

KIRMIZI BÜLTEN NEDİR?

Çeşitli ülkelerin adli makamları tarafından aranan hükümlü, şüpheli veya sanıkların arayan ülkeye iade edilmesi amacıyla görüldüğü yerde derhal yakalanması için Interpol Genel Sekreterliği’nce çıkartılan ve aranan şahısların açık kimliği ile birlikte isnat edilen suça ilişkin tüm bilgiler ile fotoğraf ve parmak izi fişlerini içeren bir bültendir.

Acil durumlarda kullanılan bir de “Difüzyon Mesajı” vardır ki bu da kırmızı bültene ilişkin ölçütler çerçevesinde kaçak şahısların yakalanması için, arayan ülke Interpol’ü tarafından diğer ülke Interpollerine çekilen teleks yazılarıdır.

İSTİNABE NEDİR?

Genellikle şüpheli veya sanıkların ifadelerinin alınması veya sorgularının yapılması, mağdur, müşteki, katılan, tanık veya bilirkişilerin dinlenmesi amacıyla ilgilisinin bulunduğu ülke adli makamlarına yazılan yazı. Uluslararası anlamda ise, bir ülkenin, başka bir ülkeden uluslararası sözleşmeler ve adli işbirliği kuralları nedeniyle “ifade alınmasını talep etmesi” anlamına gelir.